Blog grid view

Diastasis Recti 

Screenshot 2015 12 15 20.12.47 Diastasis Recti 

Genelde hamilelikle birlikte görülen ve karın kaslarının ayrılması olarak bilinen Diastasis Recti nedir ? Belirtileri nelerdir? Nasıl ortaya çıkar gibi sorularınızın cevapları için yazımızın devamına göz atabilirsiniz.

Diastasis Recti Nedir?

Diastasis Recti, rektus abdominis kaslarının (karın kaslarının) orta hat boyunca ayrılması

durumudur. Genellikle hamilelik sırasında veya sonrasında kadınlarda görülür, ancak erkeklerde ve farklı yaş gruplarındaki kişilerde de ortaya çıkabilir.

Diastasis Recti’nin Sebepleri Nelerdir?

Diastasis Recti, karın kaslarının (rektus abdominis) orta hat boyunca ayrılmasıdır. Bu duruma

neden olabilecek başlıca faktörler şunlardır:

1. Hamilelik: En yaygın nedenlerden biri hamileliktir. Hamilelik sırasında büyüyen

rahim, karın kasları üzerinde baskı oluşturur ve bu kasların gerilmesine neden olur.

Özellikle çoğul gebelik, büyük bebek taşıma veya ardışık hamilelikler, karın kaslarının

ayrılma riskini artırabilir.

2. Aşırı Kilo ve Obezite: Fazla kilo ve obezite, karın bölgesinde sürekli bir baskı ve

gerilime neden olabilir. Bu durum, karın kaslarının zayıflamasına ve ayrılmasına yol

açabilir.

3. Yoğun Karın Egzersizleri: Yanlış veya aşırı yapılan karın egzersizleri, karın

kaslarının gerilmesine ve ayrılmasına neden olabilir. Özellikle, hamilelik sonrası

dönemde uygun olmayan egzersizlerin yapılması riski artırabilir.

4. Genetik Yatkınlık: Bazı kişilerde genetik olarak bağ dokularının zayıf olması, karın

kaslarının ayrılmasına yatkınlık yaratabilir.

5. Yaşlanma: Yaşla birlikte kas tonusu ve elastikiyeti azalır, bu da karın kaslarının

zayıflamasına ve ayrılmasına neden olabilir.

6. Ağır Kaldırma: Tekrarlayan ağır kaldırma veya aşırı fiziksel zorlanma, karın kasları

üzerinde aşırı baskı yaratarak kasların ayrılmasına neden olabilir.

Diastasis Recti Belirtileri

Diastasis Recti’nin belirtileri genellikle görsel ve fiziksel olarak hissedilir. Bu belirtiler

şunları En yaygın belirtileri karın bölgesinde şişlik, dolgunluk veya zayıflık hissidir.

1. Karın Bölgesinde Şişlik veya Çıkıntı: En belirgin belirtisi, karın ortasında

(genellikle göbek deliği etrafında) bir çıkıntı veya şişlik oluşmasıdır. Bu çıkıntı,

özellikle karın kaslarını kullanırken (örneğin, otururken veya doğrulurken) daha

belirgin hale gelebilir.

2. Karın Kaslarında Zayıflık: Karın kaslarının zayıf ve etkisiz olması hissi, günlük

aktiviteler sırasında fark edilebilir. Özellikle bel ve sırt bölgesinde destek eksikliği

hissi oluşabilir.

3. Sırt Ağrısı: Karın kaslarının zayıflaması ve desteğin azalması, bel bölgesine ekstra

yük bindirir ve bel ağrısına neden olabilir.

4. Postür Bozuklukları: Karın kaslarının zayıflığı, duruş bozukluklarına yol açabilir. Bu

durum, omurganın ve pelvik hizalanmanın dengesizliğine sebep olabilir.

5. Pelvik Taban Sorunları: Diastasis Recti ile ilişkili olarak, pelvik taban kasları da

zayıflayabilir. Bu durum, idrar kaçırma veya pelvik organ prolapsusu gibi sorunlara

yol açabilir.

6. Sindirim Problemleri: Bazı kişilerde, karın kaslarının zayıflaması sindirim

problemlerine ve şişkinliğe neden olabilir.

Fizyoterapi ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Diastasis Recti tedavisinde fizyoterapi, karın kaslarının güçlendirilmesine ve karın duvarının

stabilize edilmesine odaklanır. Fizyoterapistler, hastanın özel durumuna göre bir dizi egzersiz

ve teknik önerir. İşte Diastasis Recti tedavisinde yaygın olarak kullanılan fizyoterapi

yöntemleri:

1. Derin Karın Kasları (Core) Güçlendirme Egzersizleri:

Diastasis Recti tedavisinde ana hedef, karın bölgesindeki derin kasları (özellikle transversus

abdominis kası) güçlendirmektir. Bu kaslar, karın duvarını stabilize etmek ve ayrılmış

kasların birleşmesine yardımcı olmak için kritik bir rol oynar.

• Pelvik Tiltler: Sırt üstü yatarken, dizler bükülü ve ayaklar yere basarken pelvik tabanı

sıkmak ve karnı içeri çekmek suretiyle yapılan hareketlerdir.

• Deep Belly Breathing (Derin Karın Nefesi): Diyaframatik nefes alma tekniği

kullanılarak, nefes alırken karın kaslarını genişletip nefes verirken bu kasları sıkarak

güçlendirme yapılır.

• Transverse Abdominis Aktivasyon Egzersizleri: “Tabletop” pozisyonunda veya sırt

üstü yatarken karın kaslarını içeri çekmek ve derin karın kaslarını aktive etmek

amaçlanır.

2. Pelvik Taban Egzersizleri:

Pelvik taban kasları, karın kasları ile birlikte çalışarak karın bölgesinin desteklenmesine

yardımcı olur. Bu kasların güçlendirilmesi, diastasis recti tedavisinde önemlidir.

• Kegel Egzersizleri: Pelvik taban kaslarının sıkılması ve gevşetilmesi yoluyla yapılan

egzersizlerdir. Bu kasların güçlenmesi, karın duvarının stabilize edilmesine katkı

sağlar.

3. Postür Düzeltme ve Stabilizasyon Egzersizleri:

Duruş bozuklukları, diastasis recti’nin iyileşmesini zorlaştırabilir. Bu nedenle, doğru postürün

sağlanması önemlidir.

• Yüksek Plank ve Alçak Plank Egzersizleri: Doğru teknikle uygulandığında, bu

egzersizler karın kaslarının güçlenmesine ve postürün düzeltilmesine yardımcı olabilir.

• Wall Sit (Duvar Oturuşu): Bu egzersiz, bel ve karın kaslarını stabilize etmek için

kullanılır. Duvarda destek alarak, sırtın duvara yapışık ve dizlerin 90 derece bükülü

pozisyonda tutulmasıyla yapılır.

4. Manuel Terapi Teknikleri:

Manuel terapi, karın kaslarının uygun şekilde hizalanmasına ve iyileşmesine yardımcı olabilir.

Bu teknikler, bir fizyoterapist tarafından uygulanır ve karın kaslarının bağ dokularının

mobilizasyonunu içerir.

• Myofascial Release (Miyofasiyal Serbestleştirme): Bu teknik, kas dokusunun

gevşemesine ve bağ dokularının esnekliğinin artırılmasına yardımcı olur.

Fizyoterapist, elleriyle hafif bir baskı uygulayarak dokuları serbest bırakır.

5. Bantlama Teknikleri:

Kinezyolojik bantlama teknikleri, karın kaslarının desteklenmesine ve doğru hizalamaya

yardımcı olabilir. Bantlama, cildin ve kasların üzerindeki baskıyı hafifleterek kasların işlevini

destekler.

• Kinezyolojik Bantlama (Kinesio Taping): Karın kaslarının hizalanmasını

desteklemek ve zayıf kaslara yardımcı olmak için özel bantlar kullanılır. Bu bantlar,

kasları destekler ve doğru pozisyonlarda kalmalarını sağlar.

6. Progressif Egzersiz Programları:

Diastasis Recti tedavisinde, egzersizlerin kademeli olarak ilerlemesi önemlidir. Fizyoterapist,

başlangıçta hafif ve kontrollü egzersizlerle başlar ve kasların güçlendikçe daha yoğun ve

karmaşık egzersizlere geçer.

• Modifiye Mekik (Curl-Up): Geleneksel mekik egzersizinden kaçınılmalıdır, çünkü

bu egzersiz karın kaslarının daha fazla ayrılmasına neden olabilir. Bunun yerine,

modifiye edilmiş mekik hareketleri ve kontrollü karın kası hareketleri kullanılır.

Diastasis Recti tedavisinde fizyoterapi yöntemleri, bireyin özel ihtiyaçlarına göre uyarlanır.

Bu tedavi yöntemleri, karın kaslarının güçlenmesine, karın duvarının stabilitesinin

artırılmasına ve vücudun genel fonksiyonel kapasitesinin iyileştirilmesine yardımcı olur.

Uzman bir fizyoterapistin rehberliğinde düzenli olarak yapılan bu egzersizler, diastasis

recti’nin etkilerini azaltmada ve iyileşme sürecini hızlandırmada etkili olabilir.

Fizik Tedavi İstanbul Merkezimizin Diastasis Recti Tedavisinde Farkı

Diastasis recti genelde hamilelik sonrası kadınlarda ortaya çıksa da her cinsiyet ve yaşta görülebilen, karın kaslarının zorlanması ile ortaya çıkan bir durumdur. Her kişinin tedavi süreci farklı ilerleyeceğinden, her bireye özel tedavi programları çiziyor ve hastalarımızla bireysel olarak ilgileniyoruz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

-Diastasis recti nedir?

   – Diastasis recti, karın kaslarının ayrılması demektir ve genellikle hamilelik sırasında ortaya çıkar.

-Diastasis recti neden ortaya çıkar?

   – Hamilelik, aşırı kilo alımı veya ağır kaldırma gibi  nedenlerle ortaya çıkabilir.

-Diastasis recti yapılacak egzersizlerle düzeltilebilir mi?

   – Evet, düzenli yapılan uygun egzersizlerle diastasis recti azaltılabilir.

-Diastasis recti sadece kadınlarda mı görülür? 

   – Hayır, Diastasis recti hem kadın hem de erkeklerde görülebilir.Ancak kadınlarda daha sık görülür.

-Diastasis rectisi olan kişiler ne tür aktivitelerinden kaçınmalı?

  – Ağırlık kaldırma veya şiddetli karın kaslarını zorlayan aktivitelerinden kaçınılması gereklidir.

Bize Ulaşın!

Diastasis recti tedavisi detaylı fizyoterapi gerektiren bir rahatsızlıktır. Diastasis recti ve tedavi hakkında bilgi almak için web sitemiz ya da telefon numaramız üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz.

G9ikR9tdbb4 Spina Bifida ve Fizyoterapi

Spina Bifida ve Fizyoterapi

Spina Bifida bebeğin anne karnında gelişirken çeşitli sebepler ve anomalilerle omurgasının tam kapanmaması sonucu ortaya çıkan, bebeğin hayatını ve fonksiyonlarını ciddi ölçüde etkileyen bir bozukluktur. Peki Spina Bifida’lı hastalarda Fizyoterapi yöntemleri nelerdir ?

Spina Bifida ile ilgili fizyoterapi yöntemleri nelerdir? 

Spina Bifida’lı bireyler için fizyoterapi, durumun etkilerini yönetmek ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla önemli bir rol oynar. Fizyoterapi yöntemleri, bireylerin fiziksel işlevlerini desteklemek, kas gücünü artırmak, hareket kabiliyetini geliştirmek ve genel yaşam kalitesini iyileştirmek için kullanılır. İşte Spina Bifida ile ilgili fizyoterapi yöntemleri:

Güçlendirme Egzersizleri
Amaç: Kas gücünü artırmak ve zayıf kasları desteklemek,

  • Bacak Kaslarını Güçlendirme: Bacak kaslarını güçlendiren egzersizler, hareket kabiliyetini artırabilir ve yürüyüşü destekleyebilir. Örneğin, bacak kaldırma egzersizleri ve direnç bantları ile yapılan antrenmanlar.
  • Karın ve Sırt Kasları: Karın ve sırt kaslarını güçlendirmek, postürü iyileştirebilir ve bel ağrılarını azaltabilir. Plank, köprü ve mekik egzersizleri bu kategoriye girer.

 Hareketlilik ve Esneklik Egzersizleri
Amaç: Eklem hareket açıklığını artırmak ve kas sertliğini azaltmak.

  • Germe Egzersizleri: Eklem hareket açıklığını artırmak için düzenli olarak yapılan germe egzersizleri, kasların esnekliğini artırabilir. Örneğin, bacak germe, kalça germe ve sırt germe hareketleri.
  • Dinamik ve Statik Germe: Hem dinamik (hareketli) hem de statik (sabit) germe teknikleri uygulanabilir.
    Koordinasyon ve Denge Egzersizleri
    Amaç: Koordinasyonu geliştirmek ve düşme riskini azaltmak.
  • Denge Egzersizleri: Denge tahtası veya bosu topu kullanılarak yapılan egzersizler, denge ve koordinasyonu geliştirmeye yardımcı olabilir.
  • Koordinasyon Egzersizleri: El-göz koordinasyonu ve genel motor becerileri geliştiren egzersizler, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığı artırabilir.
    Fonksiyonel Hareket Terapisi
    Amaç: Günlük yaşam aktivitelerini kolaylaştırmak ve bağımsızlığı artırmak.
  • Yürüyüş Terapisi: Yardımcı cihazlarla veya destekleyici ekipmanlarla yürüyüş becerilerini geliştirmek için yapılan egzersizler.
  • Gündelik Aktivite Egzersizleri: Oturma, kalkma, kıyafet değiştirme gibi günlük aktivitelerin pratik yapılması.

Alet ve Yardımcı Cihaz Kullanımı
Amaç: Hareketliliği ve bağımsızlığı desteklemek için uygun yardımcı cihazların kullanımı.

  • Ortezler ve Destekleyiciler: Bacak ve bel destekleri gibi ortozler, hareket kabiliyetini artırmak için kullanılabilir.
  • Yürüyüş Yatakları ve Tekerlekli Sandalyeler: Uygun yardımcı cihazlar, hareketliliği destekler ve günlük yaşam aktivitelerini kolaylaştırır.
    Nörolojik Rehabilitasyon
    Amaç: Sinir sistemi hasarını yönetmek ve sinir fonksiyonlarını iyileştirmek.
  • Sinir Uyarı Egzersizleri: Sinirlerin uyarılması ve sinir fonksiyonlarının desteklenmesi için yapılan egzersizler.
  • Motor Becerilerin Geliştirilmesi: Sinir hasarını minimize etmek ve motor becerilerini geliştirmek için özel teknikler ve egzersizler.

 Eğitim ve Bilinçlendirme
Amaç: Bireylerin ve ailelerin durumu anlamalarını ve etkili stratejiler geliştirmelerini
sağlamak.

  • Ev Egzersiz Programları: Bireylere evde uygulanabilecek egzersiz programları ve eğitim verilmesi.
  • Aile Eğitimi: Aile üyelerine, bireylerinin bakımında yardımcı olabilecek bilgiler ve stratejiler sağlanması.

Psikolojik Destek ve Motivasyon
Amaç: Psikolojik desteğin sağlanması ve motivasyonun artırılması. 

  • Motivasyonel Destek: Egzersiz ve tedavi sürecinde motivasyonu artırmak için destek ve teşvik.
  • Psikolojik Danışmanlık: Yaşam kalitesini artırmak için psikolojik danışmanlık ve destek hizmetleri.

 Spina Bifida’lı bireyler için fizyoterapi, kişisel ihtiyaçlar ve durumun ciddiyetine göre özelleştirilmiş bir planla uygulanmalıdır. Fizyoterapistler, bireylerin özel ihtiyaçlarını değerlendirerek en uygun egzersiz ve tedavi yöntemlerini belirleyebilir.
 

-Spina Bifida olan çocuklar normal bir eğitim alabilir mi?
Evet, Spina Bifida’lı çocuklar genellikle özel eğitim desteği ile normal eğitim alabilirler. Eğitim, bireyin özel ihtiyaçlarına göre uyarlanabilir ve ek destek hizmetleri sağlanabilir.
 

-Spina Bifida ile yaşamak zor mudur?
Spina Bifida ile yaşamak bireyden bireye değişir. Bazı bireyler minimal semptomlarla hayatlarına devam edebilirken, diğerleri daha fazla tıbbi ve fiziksel desteğe ihtiyaç duyabilir. Aile desteği, sağlık hizmetleri ve toplumsal entegrasyon, bireylerin yaşam kalitesini etkileyen önemli faktörlerdir.

Spina Bifida’da Fizyoterapi ve Merkezimiz

Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak Spina Bifida’da fizyoterapinin öneminin farkındayız. Bireysel ve bütüncül tedavi yöntemleri ile merkezimizin uzman ve deneyimli çalışanları Spina Bifida tedavisinde de öncü hizmetlerden birini vermektedir.

SIKÇA SORULAN SORULAR

 -Spina Bifida’lı bireyler için fiziksel aktiviteler önerilir mi?
Evet, fiziksel aktiviteler önerilir, ancak aktiviteler bireyin durumuna göre uyarlanmalıdır. Fiziksel terapi ve egzersizler, kas gücünü artırabilir ve hareketliliği destekleyebilir. Su sporları ve düşük etkili egzersizler genellikle faydalı olabilir.

Spina Bifida hastalarında fizyoterapiye erken dönemde mi başlanmalıdır? 

-Evet, Spina Bifida hastalarında fizyoterapiye erken dönemde başlanması genellikle büyük faydalar sağlar. Erken müdahale, hem doğum öncesi hem de doğum sonrası dönemde birçok avantaj sunabilir. İşte erken dönemde fizyoterapiye başlamanın neden önemli olduğuna dair bazı ana noktalar: 

Fonksiyonel Gelişimin Desteklenmesi 

Erken Müdahale: Doğumdan hemen sonra veya hatta doğum öncesi, uygun egzersiz ve terapi yöntemleriyle motor becerilerin gelişimini destekleyebilirsiniz. Bu, bebeklerin hareket kabiliyetini, kas gücünü ve koordinasyonunu geliştirmelerine yardımcı olabilir. 

Büyüme ve Gelişim: Erken fizyoterapi, çocukların gelişimsel dönemdeki motor becerilerini destekleyerek, oturma, emekleme ve yürüme gibi temel hareket becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir. 

Kas Gücü ve Postür Desteği 

Kas Gücünün Artırılması: Fizyoterapi, kas zayıflığını önleyebilir ve güçlendirebilir. Bu, Spina Bifida’lı bireylerin bacak kaslarını ve diğer önemli kas gruplarını güçlendirmelerine yardımcı olur. 

Postür Düzeltme: Erken fizyoterapi, postür problemlerini önleyebilir ve düzeltmeye yardımcı olabilir. İyi bir postür, bel ve sırt ağrılarını azaltabilir ve genel hareket kabiliyetini artırabilir. 

Komplikasyonların Önlenmesi 

Eklem Sertliği ve Deformasyonlar: Spina Bifida’lı bireylerde eklem sertliği ve deformasyonlar riski yüksektir. Erken dönemde yapılan germe egzersizleri ve hareketlilik çalışmaları, bu tür komplikasyonları önlemeye yardımcı olabilir. 

Hidrosefali Yönetimi: Eğer hidrosefali (beyin sıvısının anormal birikimi) varsa, erken fizyoterapi başvurusu, baş ve boyun desteklenmesi gibi konularda yardımcı olabilir ve hidrosefaliye bağlı problemleri yönetebilir. 

Gelişimsel Sorunların Yönetimi 

Motor Beceriler: Erken fizyoterapi, motor beceriler ve koordinasyon problemleriyle başa çıkmak için etkili bir strateji sunar. Özellikle el-göz koordinasyonu ve ince motor beceriler üzerinde çalışmak, bireyin günlük aktivitelerde bağımsızlığını artırabilir. 

Kognitif ve Sosyal Gelişim: Fizyoterapi, çocukların fiziksel yeteneklerinin yanı sıra kognitif ve sosyal gelişimlerini de destekleyebilir. Fiziksel gelişim, çocukların sosyal etkileşimlerinde ve genel öğrenme süreçlerinde önemli bir rol oynar. 

Aile Eğitimi ve Destek 

Aile Eğitimi: Erken dönemde fizyoterapiye başlamak, ailelerin çocuklarının bakımını daha iyi anlamalarına ve uygun egzersizleri evde uygulamalarına yardımcı olabilir. Aile eğitimi, tedavi sürecinde aktif rol oynamalarını sağlar. 

Destek: Fizyoterapistler, ailelere çocuklarının ihtiyaçlarına uygun hareket ve egzersiz planları hakkında bilgi verir, böylece evde daha etkili bir destek sağlayabilirler. 

Kişiselleştirilmiş Terapi Planları 

Bireysel İhtiyaçlar: Erken dönemde fizyoterapiye başlanması, tedavi planlarının kişiselleştirilmesini sağlar. Fizyoterapistler, çocuğun bireysel ihtiyaçlarını değerlendirerek uygun terapi yöntemlerini belirlerler. 

İlerlemeyi İzleme: Erken müdahale ile çocukların ilerlemesi düzenli olarak izlenebilir ve gerekli ayarlamalar yapılabilir. Bu, terapi sürecinin etkinliğini artırır. 

Uzun Vadeli Faydalar 

Gelecekteki Sağlık Sorunları: Erken fizyoterapi, uzun vadede sağlık sorunlarını önlemeye ve yaşam kalitesini artırmaya yardımcı olabilir. Düzenli fiziksel aktivite ve destek, sağlık problemlerini yönetmeyi kolaylaştırır. 

Bağımsızlık: Erken dönemde yapılan fizyoterapi, çocukların bağımsız hareket kabiliyetini artırabilir ve yaşları ilerledikçe daha fazla bağımsızlık kazanmalarına yardımcı olabilir. 

Sonuç olarak, Spina Bifida’lı bireylerde fizyoterapiye erken dönemde başlamak, fiziksel, gelişimsel ve fonksiyonel açıdan birçok avantaj sağlar. Erken müdahale, tedavi sürecini optimize edebilir ve bireyin genel yaşam kalitesini artırabilir. Fizyoterapistler, kişiselleştirilmiş planlar hazırlayarak bu süreçte önemli bir rol oynarlar. 

Bize Ulaşın!

Spina Bifida cerrahi olsa da olmasa da ciddi bir Fizik Tedavi süreci isteyen, bebeğin hayatına erken dönemden itibaren Fizik Tedavi’nin katılması gereken ciddi bir sorundur. Spina Bifida ve Fizyoterapi tekniklerimiz hakkında bilgi almak için web sitemiz ya da telefon numaramız üzerinden bize ulaşabilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!

topuk dikeni Topuk Dikeni

Topuk Dikeni

Uzun çalışma saatleri, rahatsız ayakkabılar, ayakta yapılan işler ve yanlış yapılan egzersizler… Günümüzde topuk ağrısının en sık görülen sebeplerinden biri olan Topuk Dikeni (Plantar Fasiit), kişinin topuk kemiğinde şiddetli bir ağrı, batma hissi hissetmesi ile ortaya çıkan bir tablodur. Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) nedir ? Nasıl tedavi edilir ? ESWT tedavileri Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) için nasıl etki sağlar? Yazımızın devamında bu sorularınızın cevaplarını bulabilirsiniz.

Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) Nedir?

Plantar Fasiit ya da halk arasında bilinen adıyla Topuk Dikeni, birçok sebebe bağlı olarak ortaya çıkabilir. Topuk kemiğinin bir çıkıntı şeklinde kemikleşmesiyle ortaya çıkan Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) genelde uzun süre ayakta çalışanlarda, yanlış ayakkabı seçenlerde ve aşırı egzersiz yapanlarda görülebilmektedir. Topukta keskin bir ağrı ve batma hissiyle ortaya çıkan bu sorun tedavi edilmediği takdirde ilerleyicidir ve yürümeyi zorlaştırabilir.

Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) Neden Olur ?

Birçok nedene bağlı oluşan Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) için ana neden genelde ayakta çalışmak, obezite ve aşırı egzersizdir. Sık sık ortopedi vakaları arasında gördüğümüz Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) için risk faktörlerini ise şöyle sıralayabiliriz:

Ayak fasyasında aşırı gerginlik: Plantar fasyanın aşırı gergin oluşu, topuk kemiğinde çıkıntı oluşma riskini böylelikle topuk dikeni riskini arttırır.

Düz tabanlılık: Topuk dikeni risk faktörlerinden biri de düz tabanlı olmaktır

Obezite: Fazla kilolar ayağa fazla yük aktaracağından, topuk kemiği ve bağların zarar görmesine böylelikle de Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) oluşumu riskini arttırır 

Ayakta çalışmak: Uzun saatlerce ayakta durmak, topuk kemiğine zarar vererek Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) oluşma riskini arttırır

Sert zeminde koşmak: Yanlış ve sert zeminlerde koşmak topuk ve bağlara zarar vererek Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) riskini arttırır 

Enfeksiyonlar: Ayak tabanındaki enfeksiyonlar Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) oluşma riskini arttırır

Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) Belirtileri Nelerdir?

Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) genelde topuk kemiğinin altında ağrı, batma, iğne saplanması gibi keskin acılarla ortaya çıkan ortopedik bir sorundur. Yürümeyi, koşmayı, ayağın üstüne yük aktarmayı ciddi anlamda etkileyen bu durumda belirtiler şöyledir:

Batma hissi: Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) olan ayakta genelde topukta iğne batmasına benzer keskin bir acı hissedilir

Ağrı/acı: ayak tabanında ve topukta ağrı hissedilir

Hassasiyet: Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) sonrasında topukta hassasiyet oluşabilir

Kızarıklık: Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) oluşan ayak tabanında kızarıklık görülebilir

Ödem: Topuk dikeni sonrasında çıkıntının olduğu bölgede ödeme bağlı şişlik oluşabilir 

Elle hissedilen çıkıntı: Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) olan ayağın topuk bölgesinde elle hissedilebilen kemiksi bir çıkıntı oluşur

Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) ve Tedavi Yöntemleri

Topuk dikeni ameliyatla tedavi edilebildiği gibi ameliyatsız fizik tedavi teknikleri ile de tedavi edilebilmektedir. Fizik Tedavi İstanbul Merkezimizde uyguladığımız tedavi yöntemlerini şöyle sıralayabiliriz:

Egzersiz Tedavisi: Topuk dikeni (Plantar Fasiit) ayak tabanındaki kasların güçlendirilmesi ve gerilmiş plantar fasyanın gevşetilmesi ile iyileştirilebilir

Fizik Tedavi Ajanları: ESWT cihazı kullanılarak Topuk dikeni (Plantar Fasiit) oluşan bölgedeki kemiksi çıkıntı eritilebilir

Elektroterapi: TENS ve NMES gibi elektroterapi akımları kullanılarak ağrılar giderilebilir ve ayak kasları güçlendirilebilir

Masaj: Topuk Dikeni tedavisinde plantar fasyanın masajla gevşetilmesi ağrıları azaltacaktır

Topuk Dikenini Önlemek İçin Yapılması Gerekenler

Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) oluşumunda en büyük risklerden biri ortopedik olmayan ayakkabılardır. Uygun ayakkabı seçimi, dinlenerek çalışma, ergonomik çalışma ortamı gibi düzenlemeler Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) oluşumunu önlemekte ve oluşan Topuk Dikeni ağrısını azaltmaktadır.

ESWT (Ekstrakorporeal Şok Dalga Tedavisi) Nedir ?

Ekstrakorporeal Şok Dalga Tedavisi, adından anlaşılacağı gibi tedavide şok dalgalarının kullanımıdır. Çoğunlukla inflamasyonlu durumlarda kullanılan ESWT, şok dalgalarının kemiğe ya da yumuşak dokulara gönderilerek inflamasyonu azaltmaya ve iyileşme sürecini tekrar başlatmaya yarayan gelişmiş bir tedavi yöntemidir. Özellikle topuk dikeni, tendinitler, böbrek taşları gibi durumlarda kullanılan ESWT (Ekstrakorporeal Şok Dalga Tedavisi), günümüzde sıklıkla başvurulan bir yöntemdir.

Fizik Tedavi İstanbul Merkezi ve Topuk Dikeni

Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak Topuk Dikeni’nin günlük hayatı oldukça zorlaştırdığını biliyoruz. Ve Topuk Dikeni sonrasında cerrahi olsa da olmasa da tekrarlamasından korunmak ve hızlı bir iyileşme süreci için hastanın takibi de önemlidir. Biz Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak, hastalarımıza bireysel ve özel tedavi yöntemleri sunmaktayız. Her hastamızın takibini titizlikle yapmakta ve gerekli eğitimleri vermekteyiz.

Bize ulaşın! 

Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak uzman fizyoterapistlerimiz ve ekibimizle, tüm hastalarımızla bireysel ve özel olarak ilgileniyor, tedavi süreçlerini titiz bir şekilde takip ediyoruz. Topuk Dikeni tedavi edilebilir bir sorundur. Web sitemiz veya telefon numaramızdan bize ulaşabilir, Topuk Dikeni tedavisi ve ESWT süreci hakkında Fizik Tedavi İstanbul Merkezimizden bilgi alabilirsiniz. 

Size ve sevdiklerinize sağlıklı günler diliyoruz!

SIKÇA SORULAN SORULAR

Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) Kendiliğinden Geçer mi?

Evet geçebilir. Topuk Dikeni her zaman cerrahi isteyen bir durum değildir. Bazen cerrahi gerekse de çok ilerlemeyen durumlarda dinlenme ve buz tedavisi yeterli olmaktadır.

Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) ağrısı nerede olur ?

Topuk Dikeni ağrısı topuk kemiğinde, ayak altında hissedilir.

Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) tanısı nasıl koyulur?

Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) tanısında mnce hasta hikayesi dinlenir ve fiziki muayene yapılır. Kesin tanı için ise MRI görüntüleme ya da röntgen kullanılabilir.

Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) ameliyatı olur mu ?

İlerlemiş Topuk Dikeni vakalarında cerrahi bir seçenek olarak düşünülmektedir.

Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) Tedavi Nasıl Yapılır?

Topuk Dikeni (Plantar Fasiit) genelde ilaç tedavisi, buz tedavisi, dinlenme gibi basit bir şekilde tedavi edilebilirken ilerleyen Topuk Dikenleri Fizik Tedavi ve cerrahiye ihtiyaç duyabilmektedir. 

ESWT (Ekstrakorporeal Şok Dalga Tedavisi) Hangi Hastalıklarda Kullanılabilir?

ESWT (Ekstrakorporeal Şok Dalga Tedavisi) Topuk Dikeni (Planlar Fasiit) epikondilit, tendinit gibi inflamatik hastalıklarda, böbrek taşlarında tedavi amaçlı kullanılabilir.

ESWT (Ekstrakorporeal Şok Dalga Tedavisi) Acılı Bir Yöntem Midir?

ESWT (Ekstrakorporeal Şok Dalga Tedavisi) , inflamasyonlu bir bölgeye yapıldığı için ne yazık ki ağrı veya rahatsızlık hissedebileceğin bir yöntemdir. Kişinin acı eşiğine göre değişmekte olup, her hastada tolere edebileceği şekilde uygulanmalıdır.

Eswt (Ekstrakorporeal Şok Dalga Tedavisi) Uygulanmaması Gereken Hastalar Var Mıdır ?

ESWT(Ekstrakorporeal Şok Dalga Tedavisi)’nin hamilelerde, kanamaya meyilli olan kişilerde, hemofili hastalarında, kan sulandırıcı kullanan hastalarda ve acı eşiği çok düşük olanlarda kullanılmaması gerekir.

Boyun Fıtığı

close up man with neck pain Boyun Fıtığı

Artan çalışma saatleri, masa başı işlerin artması, çalışma koşullarının gittikçe kötüleşmesi, radyasyon ve teknolojik gelişmeler nedeniyle toplumda neredeyse herkesin zaman zaman boyun ağrıları olabilmektedir. Bu boyun ağrıları bazen ciddi bir sorunu işaret etmezken, bazı ağrıların sebebi sandığınızdan daha ciddi olabilir. Boyun fıtığı günümüzde oldukça sık görülen ve görülme yaşı çok genç yaşlara kadar düşen ortopedik bir sorundur. Peki ne zaman Boyun Fıtığından şüphelenmelisiniz ? Her ağrı fıtığı mı işaret eder ? Bu tür sorularınızın cevapları için yazımıza göz atabilirsiniz.

Boyun Fıtığı nedir ?

Servikal Disk Hernisi ya da halk arasındaki yaygın adıyla Boyun Fıtığı, omurganın bir sorunudur. Omurlar arasındaki disklerde bulunan jelatinimsi yapının çeşitli sebeplere bağlı olarak taşması, bombeleşmesi hatta bazen diskten tamamen akması ile ortaya çıkar. Boyun fıtığı genelde ağrı ve ilerleme seviyesine bağlı olarak uyuşma, hareket kaybı gibi sebeplere bağlı olmaktadır.

Günümüzün yaygın ortopedik sorunlarından biri olan Boyun Fıtığı, toplumda bilindiği gibi her zaman ameliyata ihtiyaç duymaz. İlk tedavi seçeneği her zaman istirahat ve konservatif yöntemler olmalıdır.

Boyun Fıtığı Neden Olur?

Boyun fıtığı için birçok risk faktörü ve neden bulunmaktadır. Bazen ani başlangıçlı bazen de zamanla artan ağrılarla kendini hissettiren Boyun Fıtığının sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Travma: Direkt darbe, düşme, çarpma, ateşli silah yaralanması,trafik kazaları gibi birçok travma Boyun Fıtığına sebep olabilmektedir.
  • Yaş: Boyun fıtığı oluşumunda yaş önemli bir risk faktörüdür ve yaş ilerledikçe fıtık görülme riski artar.
  • Omurlar arasındaki diskler harabiyet: Diskteki aşınma, zamanla birikmiş hasarlar diskin içindeki yapının taşmasına böylelikle de fıtıklaşmaya yol açabilir
  • Sigara: Sigara kullanımı omur sağlığını etkileyeceğinden fıtık riskini arttırmaktadır.
  • Uzun süre masa başında oturma: Remote işlerin artmasıyla masa başında çalışan kişi sayısı da artmıştır. Masa başında uzun saatlerce çalışmak boyun fıtığı riskini arttıracaktır.
  • Hareketsiz yaşam: Boyun fıtığı hareketsiz yaşayan ve egzersiz yapmayan kişilerde daha sık görülür
  • Stres: Her hastalıkta olduğu gibi yoğun stres vücut sağlığını etkileyerek fıtık oluşma riskini arttırır. 
  • Yanlış egzersiz: Gereksiz ve fazla yapılan, yanlış yapılan egzersizler faydadan çok yarar sağlayacaktır. Ve fıtık oluşum riskini arttıracaktır. 
  • Postür sorunları: Yanlış posterde çalışmak, egzersiz yapmak, fazla kambur durmak gibi sorunlar zamanla fıtık oluşturabilir.
  • Genetik yatkınlık: Fıtık oluşumunda genetik yatkınlığın da etkili olduğu düşünülüyor.

Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir?

Boyun fıtığında fıtığın ilerleme seviyesine ve yerine göre farklı belirtiler ortaya çıkabilir. Her insanda değişen bu belirtiler genelde ağrı ve uyuşma gibi temel belirtiler olabilir. Bunların yanında ise bazı farklı belirtiler de görülebilmektedir:

  • Boyun ve omuza vuran ağrısı: Boyun fıtığının ilk belirtisi genelde boyun ve omuzda ağrılardır. Ense, omuz ve kolları da içine alabilen bu ağrı fıtığın yerine göre oldukça şiddetli ve dayanılmaz olabilir.
  • Kollara uzanan uyuşma ve ağrı: Boyun fıtığı sonrasında kollarda uyuşma ve ağrı görülebilir. Genelde kola vuran ağrı ve uyuşma, fıtığın sinire bası yaptığını gösterir ve ciddi olabilir.
  • Sırt ağrısı: Boyun fıtığı sonucunda sırtta ağrılar görülebilir. Genelde sırtın üst kısmında boyna yakın bölgede oluşan bu ağrı kişinin hayatını zorlamaya başlar.
  • Karıncalanma, uyuşma hissi veya hissizlik: Boyun fıtıkları sinirlere bası yaparak kollarda uyuşmaya, karıncalanmaya hatta tamamen his kaybına sebep olabilir ve bu oldukça ciddi bir durumdur 
  • Hareket kaybı: Boyun fıtığında ağrı ve kısıtlılıklar nedeniyle eklem hareketinde azalma görülebilir.
  • Kısıtlılık: Ağrıya ve fıtığa bağlı kısıtlılık görülebilir
  • Baş ağrısı: Boyun fıtığı bazı hastalarda çene ve baş ağrısına sebep olabilmektedir.
  • Denge sorunları: Etkilenen bölge ve sinirlere bağlı olarak bazen denge kayıpları görülebilmektedir 
  • Kas güçsüzlüğü: Sinir basısı sonucunda bazı hastalarda boyun fıtığı nedeniyle kollarda kas gücü kaybı görülebilir.

Boyun Fıtığı Tanısı Nasıl Koyulur?

Boyun fıtığı tanısı koyulurken önemli olan öncelikle hastanın öyküsüdür. Genelde belirtileri dinlemek hastalığın tanısını koymada yeterli olacaktır. Ancak kesin tanı için MRI, X-Ray gibi görüntüleme yöntemleri de kullanılabilir.

Boyun Fıtığında Tedavi Nasıl Yapılır?

Boyun fıtığında tedavi süreci fıtığın ilerleme derecesine ve hastanın şikayetlerine göre karar verilmektedir. İlk seçenek her zaman dinlenme ve ilaç tedavisi olmakla birlikte fizik tedaviye bile yanıt vermeyen ilerlemiş fıtıklarda cerrahiye başvurulması gerekmektedir.

Boyun Fıtığında Ameliyat Zorunlu Mudur?

Boyun fıtığı denilince günümüzde akla gelen ilk yöntem genelde fıtık ameliyatı olmaktadır. Ancak aslında çoğu boyun fıtığı ameliyat gerektirmeden fizik tedavi ile iyileşebilmektedir. Boyun fıtıklarında cerrahiyi fıtığın yeri, ilerleme seviyesi ve semptomlar etkiler. Eğer fıtık çok ilerlediyse, dayanılmaz ağrılar ve sinir basısı sebebi ile kas güçsüzlükleri görülmeye başladıysa cerrahi seçenek düşünülebilir. 

Doktorlar bu konuda en doğru kararı verecek olup, ilk seçenek olarak genelde istirahat ve fizik tedavi yöntemleri önermektedirler. Fizik tedaviden fayda göremeyen, fıtıkta gerileme yaşamayan hastalarda son seçenek olarak cerrahi önerilmektedir.

Boyun Fıtığı ve Fizik Tedavi

Boyun fıtığı tedavisinde cerrahi dışında birçok konservatif yöntem kullanılmaktadır. Fizik Tedavi İstanbul Merkezimizin uzman fizyoterapistleri eşliğinde ağrılarınızı hafifletmek, fıtık kaynaklı kısıtlılığınızı gidermek, kaybettiğiniz fonksiyonları tekrar kazanabilmek için çalışmalar yapabilirsiniz.

  1. Egzersiz: Boyun fıtığında başvurulacak ilk yöntem egzersiz tedavisidir. Boyun ve omuz kaslarınızı güçlendirmek, gerginlik ve kısalıkları gidermek için egzersiz tedavisi gereklidir. Güçlü kaslar fıtığın olumsuzluklarını da giderecektir.
  2. Fizik Tedavi Ajanları: Ağrıları ve kısıtlılığı gidermek için ısı ajanları, ultrason cihazı, masaj, magnetoterapi gibi birçok teknolojik cihazı tedavinizde kullanıyoruz.
  3. Elektroterapi Yöntemleri: Ağrı ve kısıtlılıklar için tens tedavisi, kas güçlendirme için NMES gibi birçok elektroterapi yöntemini aktif kullanıyoruz.
  4. Alternatif Yöntemler: Kuru iğneleme, masaj terapi gibi birçok alternatif yöntemle ağrılarınızı azaltabilirsiniz.

Boyun Fıtığı Sonrası Yaşam Tarzında Değişimler ve Ergonomik Yöntemler

Boyun fıtığı ne yazık ki sadece boyun ağrısıyla değil birçok semptomla ortaya çıkan ortopedik bir sorundur. Genel sebepleri arasında hareketsizlik, uzun çalışma saatleri, postür bozukluğu gibi sebepler olan Boyun Fıtığında ergonomik değişikliklere gidilmesi fıtık ağrılarını azaltacak, fıtık oluşumunu engelleyecektir.

Ortopedik ve ergonomik aletlerin kullanımı, sık sık mola vermek, dinlenmek, boyun egzersizleri yapmak, dik durmak ve aktif bir yaşam belirlemek sizi fıtık ağrılarından uzak tutacaktır. İş şartları değiştirilemese bile, çalışma ortamında ufak değişiklikler yapmak; doğru sandalye, yastık, mouse kullanımı gibi basit değişiklikler hayat kalitenizi arttıracaktır.

Boyun Fıtığı Ne Zaman Tehlikeli Olur?

Boyun fıtığının belirtileri arasında his kaybı, güçsüzlük, uyuşma gibi belirtiler görülebilmektedir. Bu belirtilerin ana kaynağı, ilerlemiş fıtığın sinir köklerine bası yaparak sinirleri bloke etmeye başlamasıdır. Çoğu zaman kolda uyuşukluklar, şiddetli ağrı, ellerde karıncalanmalar, his ve güç kaybı ile kendini gösteren bu durum fıtığın ilerlediğini ve ciddiyetini göstermektedir. Bu gibi ilerlemiş fıtıklarda acil cerrahi bir seçenek olmaya başlar ve fıtığın tehlikeli bir bölgede olduğunu gösterebilir.

Erken Müdahalenin Önemi

Boyun fıtığı ilerleyici ve ciddi sorunlara yol açabilecek bir ortopedik rahatsızlıktır. Bu nedenle fıtık sinir basısı yapmaya başlamadan ve zarar vermeden erken teşhis etmek ve müdahale etmek sizi birçok faktörden koruyacaktır. Ayrıca ne kadar erken tedaviye başlanırsa o kadar hızlı bir iyileşme süreci olacaktır.

Bize ulaşın!

Servikal disk Hernisi yani Boyun fıtığı, günümüzde en sık görülen ortopedik rahatsızlıklardan biridir. İlerleyici ve ciddi sorunlara yol açabilecek olan Boyun Fıtığı ameliyat olmadan da tedavi edilebilir. Boyun Fıtığı ve tedavisi hakkında bilgi almak için web sitemiz ya da telefon numaramız aracılığıyla bize ulaşabilirsiniz! 

SIKÇA SORULAN SORULAR

Boyun Fıtığı önlenebilir mi?

Evet, önlenebilir. Çalışma ortamınızda yaptığınız ergonomik değişiklikler, aktif bir yaşam tarzı benimsemek, iyi postür ve düzenli egzersiz sizi boyun fıtığına karşı koruyabilir.

Boyun Fıtığı ilerler mi?

Boyun Fıtığı, tedavi edilmediği takdirde ilerleyici ve ciddi sonuçlara yol açabilen ortopedik bir rahatsızlıktır.

Boyun Fıtığı iyileşir mi?

Evet, iyileşebilir. Fıtığın yeri ve ilerleme seviyesine göre konservatif yöntemlerle tedavi sağlanabilir. Cevap alınamazsa cerrahi düşünülebilir.

Boyun Fıtığı kaç yaşında ortaya çıkar?

Günümüzde boyun fıtığı çok genç yaşlarda bile sık görülmeye başlamıştır. Genelde genç yetişkinlerde görülmeye başlayan boyun fıtığı ileri yaşlarda daha sık görülmektedir.

Boyun Fıtığı uyuşma yapar mı ?

Boyun fıtığı, fıtığın yeri ve sinir köküne bası yapmasına göre kollarda uyuşma ve his kaybı yapabilmektedir.

Şimdi Ara!