Blog grid view

Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Tedavi 

Partial Knee Replacement Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Tedavi 

Ön Çapraz Bağ yaralanmaları, ortopedik ve sportif yaralanmalar arasında en sık görülen yaralanmalardan biridir ve diz ekleminin en önemli yapılarından birinin hasarı ile oluşurlar. Ön Çapraz Bağ yaralanması sonucu ciddi diz sorunları açığa çıkmaktadır. Diz ağrısı, hareket kaybı, kısıtlılıklar, stabilizasyon kaybı gibi birçok sorunu ortaya çıkaran Ön Çapraz Bağ yaralanmaları hakkında daha detaylı bilgi için yazımızın devamına göz atabilirsiniz.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Nedir?

Ön Çapraz Bağ yaralanması, diz ekleminin içindeki ön çapraz bağın çeşitli sebeplerle hasar aldığı durumdur. Genelde tek bir bağ olarak düşünülen Ön Çapraz Bağ dizin stabilizasyonu ve hareketinde önemli bir yere sahiptir. Bu bağlar, kaval kemiğinin, uyluk kemiği önüne kaymasını engelleyerek dizin stabilizasyonunu sağlamaktadır.

Bu bağın yaralanması sonucu cerrahiye kadar gidebilen ciddi bir ortopedik tablo oluşabilir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Neden olur?

Ön Çapraz Bağ yaralanmalarının birçok nedeni olmakla birlikte özellikle temas sporlarında sıklıkla Ön Çapraz Bağ yaralanması görülmektedir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları için temel risk faktörü ve nedenleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Dizin ani hareketleri: Dizde ani dönme, yön değiştirme hareketleri Ön Çapraz Bağlarda ciddi hasara sebep olabilmektedir.
  • Ani durma: Aniden durma hareketi Ön Çapraz Bağlarda yaralanma veya yırtılmaya sebep olabilmektedir
  • Dize direkt temas ve darbe: Dize alınan direkt darbe ve travmalar Ön Çapraz Bağlarda hasara sebep olabilmektedir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Neden Kadınlarda Daha Sık Görülür ?

Ön Çapraz Bağ yaralanmasının kadın sporcularda daha sık görüldüğü görülmüştür. Bu da akla bunun nedeninin ne olabileceğini getirmektedir.

Östrojen fazlalığında olabileceği düşünülen bu yaralanmalarının sıklığının esas nedeni ne yazık ki kesin olarak bilinmektedir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Belirtileri Nelerdir?

Ağrı ve ses ile kendini belli eden Ön Çapraz Bağ yaralanması, birçok farklı belirti gösterebilmektedir. Bu belirtiler şöyle sıralanabilir:

  • Ağrı: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında dizde şiddetli ağrı başlamaktadır.
  • Kısıtlılık: Diz ekleminin hareketlerinde kısıtlılıklar görülebilmektedir
  • Hareket kaybı: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrası diz ekleminde hareket kaybı görülmektedir
  • Yürüme bozukluğu: Diz ekleminde oluşan hasar nedeniyle yürüme bozukluğu görülebilir.
  • Dizde boşalma hissi: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında dizde güvensizlik hissi oluşmaktadır 

Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Tanı Koyma

Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında özellikle kopma esnasında yüksek bir ses duyulmaktadır. Ancak kopmanın olmadığı durumlarda ağrı ve şişlik belirtileri bize Ön çapraz bağ yaralanmalarını hatırlatabilir. 

Fiziki muayene ve detaylı değerlendirmenin yanında, ortopedik testler ve MRI gibi görüntüleme yöntemleri ile de tanı koyulabilmektedir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları ve Evreler

Genelde üç evrede incelenen Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları evreleri şöyledir:

  • Evre 1 : İlk evredir ve bağda hafif bir hasar vardır. Bir yırtık ya da kopuk mevcut değildir.
  • Evre 2 : Artık kısmi bir yırtıktan söz edilebilir ancak bağ tamamen kopmamıştır.
  • Evre 3 : Bağ bütünlüğü bozulmuş ve tam kopma mevcuttur.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları ve Tedavi

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları kimi zaman cerrahi gerektirebilen durumlar olsa da çoğu zaman cerrahi istemeden de tedavi edilebilmektedir. Ancak her iki durumda da Fizik Tedavi alınması mecburi olacaktır.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Sonrası Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Süreci

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında istirahat ve konservatif tedavilerin önemi büyüktür. Cerrahi olmadığı durumlarda uyguladığımız tedavi hizmetlerimizi şöyle sıralayabiliriz:

  • Egzersiz tedavisi: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları ciddi ağrı ve bacaklarda güçsüzlüğe sebep olan yaralanmalardır. Bağın iyileşmesini desteklemek ve tekrar yaralanmasını önlemek için bacak ve uyluk kaslarının güçlendirilmesi, kısalan kasların ise gerilmesi gerekir. Bu nedenle merkezimizde güçlendirme ve germe egzersizlerini tedavi programlarımıza ekliyoruz.
  • Fizik Tedavi ajanları: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında şiddetli ağrı görülmektedir. Ağrıyı azaltmak için fizik tedavi ajanlarından yaralanmaktayız
  • Denge egzersizleri: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında dizin mekaniğinin zarar görmesi sebebiyle denge kaybı görülebilir. Bu nedenle tedavi programına denge ve koordinasyon egzersizleri de eklenmelidir.
  • Elektroterapi: Ağrı ve güçsüzlük gibi semptomların azaltılması için TENS ve NMES gibi elektroterapi yöntemlerinden yararlanılabilir.
  • Propriyosepsiyon çalışmaları: Uzaydaki konumumuzu algılayan hissimiz olarak bilinen propriyosepsiyon yaralanmalar sonucunda bozulur. Bu nedenle tedavi devam ederken propriyosepsiyon duyusunu da geliştirmek gerekir.
  • Alternatif tedavi yöntemleri: Masaj, kuru iğneleme gibi yöntemler alternatif tedaviler olarak ağrı ve iyileşme sürecinin yönetiminde kullanılabilir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları : Cerrahi Tedaviler

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında bazı durumlarda cerrahi seçenek düşünülebilir. Özellikle kopuk gibi durumlarda cerrahi gerektiren bu yaralanmalar ameliyat sonrasında ciddi bir bakım gerektirerek tekrar açı kazandırılmaya çalışılır.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Önlenebilir mi ?

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları ani gelişen yaralanmalardır. Ancak bu yaralanmalar risklerden uzak durarak, iyi ısınma ve aktif egzersizlerle korunabilir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Tedavisinde Teknolojik Gelişmeler

Birçok teknolojik aletin yanında, Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları tedavilerinde cerrahi artık tamamen açık cerrahi olmak zorunda değildir. Artroskopik yöntemlerle de tanı ve tedavi uygulanabilmektedir.

Merkezimizin Farkı

Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak yıllardır Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları gibi ortopedik vakaların tedavisinde öncü merkezlerden biri olarak hizmet vermekteyiz. Her hastanın yaralanma süreci, tedavisi ve vücut anatomisi farklıdır. Bu nedenle her hastanın bireysel olarak değerlendirmesini yapıyor ve onlara özel tedavi programları çiziyoruz. Uzman fizyoterapistlerimiz ve hekimlerimizle sizler ve sevdikleriniz için buradayız!

Bize ulaşın!

Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları tedavisinde uzman ekibimizle hizmetinizdeyiz. Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları hakkında bilgi ve randevu işlemleri için web sitemiz ya da telefon numaramız üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!

SIKÇA SORULAN SORULAR

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları kadınlarda neden daha sık görülür ?

Nedeni tam bilinmemekle birlikte östrojen seviyesinin etkili olduğu düşünülmektedir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Tedavi Nasıl Yapılır?

Cerrahi tedavinin yanında, cerrahisiz fizik tedavi de etkili olmaktadır.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Ne Kadar Sürede İyileşir ?

Bu hastadan hastaya değişmekte olup, kesin bir süre verilememektedir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları  sonrası hastalar yürüyebilir mi?

Evet, tedavi sonrasında hastalar eskisi gibi rahatça yürüyebilir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları ağrısı nerede olur ?

Dizin ön kısmında ciddi ağrı hissedilebilir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Ödem Olur mu ?

Evet, yaralanma sonucu şişlik görülebilir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Ne Zaman Cerrahi Gerekir ?

Özellikle kopma durumlarında cerrahi önerilmektedir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında ağrı olur mu ?

Evet, diz önünde ağrı hissedilir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları her zaman ciddi midir ?

Hayır, sadece bağda minimal hasar da olabilir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Kendiliğinden Geçer mi?

Kopma olmadığı durumlarda dinlenme ve konservatif tedavilerle tedavi sağlanabilir.

-Profesyonel sporcularda ön çapraz bağ yaralanmalarını önlemek için ne yapılmalı

Doğru ısınma ve düzenli egzersiz Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları riskini azaltacaktır. Ayrıca sporcuların düzenli olarak değerlendirilmesi ve önleyici önlemlerin alınması önemlidir.

-Ön çapraz bağ yaralanmasına karşı koruyucu ekipman kullanılır mı ?

Evet, kinezyobantlar, dizlikler yaralanmalara karşı kullanılabilir.

Shin Splint 

04735cc9f707926d581c26080ac07b36 Shin Splint 

Shin Splint, genelde genç sporcularda sıklıkla görülen ve kaval kemiğinin ön kısmında ağrı ile kendini belli eden bir ortopedik sorundur. Peki nedir bu Shin Splint ? Belirtileri nelerdir ?

Shin Splint nedir?

Shin Splint, tibianın (kaval kemiği) ön kısmında hissedilen ağrı ve hassasiyet ile karakterize edilen bir rahatsızlıktır. Bu durum genellikle aşırı kullanımdan kaynaklanır ve sporcular, özellikle koşucular, dansçılar ve yoğun antrenman yapan bireyler arasında yaygındır. Shin Splint, tibia üzerindeki kas, tendon ve kemik dokularının iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. 

Shin Splint’in belirtileri nelerdir? 

Shin Splint’in en yaygın belirtisi, kaval kemiğinin ön kısmında hissedilen keskin veya donuk ağrıdır. Bu ağrı genellikle egzersiz sırasında veya sonrasında başlar ve istirahat ile azalabilir. Ancak, durum ilerledikçe ağrı kalıcı hale gelebilir ve günlük aktiviteleri bile zorlaştırabilir. Bazı kişilerde şişlik ve hassasiyet de görülebilir. 

Shin Splint’in nedenleri nelerdir ?

Shin Splints genellikle aşağıdaki nedenlerden dolayı gelişir: 

  • Aşırı veya yanlış antrenman programları (antrenman yoğunluğunu aniden artırmak)
  • Yetersiz ısınma veya soğuma
  • Düz veya sert yüzeylerde uzun süre koşmak
  • Yanlış ayakkabı kullanımı veya destek yetersizliği
  • Kas dengesizlikleri ve zayıf bacak kasları
  • Düz tabanlık veya pronasyon gibi ayak yapısı problemleri

Shin Splint nasıl tedavi edilir? 


Shin Splints tedavisi genellikle aşağıdaki yöntemleri içerir:

  • İstirahat: Etkilenen bölgeyi dinlendirmek, ağrının azalmasına ve dokuların iyileşmesine yardımcı olabilir.
  • Buz uygulaması: Günde birkaç kez 15-20 dakika boyunca buz uygulamak iltihabı ve ağrıyı azaltabilir.
  • Anti-enflamatuar ilaçlar: İbuprofen veya naproksen gibi reçetesiz satılan anti- enflamatuar ilaçlar ağrıyı ve iltihabı azaltabilir.
  • Ayakkabı değişikliği: Doğru destek sağlayan ve şok emici özelliklere sahip uygun ayakkabılar giymek önemlidir.
  • Egzersiz ve esneme: Hafif germe egzersizleri ve baldır kaslarını güçlendirmeye yönelik egzersizler shin splints’in önlenmesine yardımcı olabilir.

Shin Splint nasıl önlenebilir? 


Shin Splints’in önlenmesi için bazı ipuçları şunlardır:

  • Antrenman programlarını yavaş yavaş artırın ve vücudunuzu dinleyin.
  • Koşu veya antrenman yüzeylerini değiştirin; sert yüzeylerde uzun süre koşmaktan
    kaçının.
  • Doğru ayakkabıları seçin ve düzenli olarak değiştirin.
  • Isınma ve soğuma egzersizlerini ihmal etmeyin.
  • Bacak kaslarını güçlendirmek ve esnekliği artırmak için düzenli olarak egzersiz yapın.
    Shin Splint, tedavi edilmezse kronik hale gelebilecek bir rahatsızlıktır. Ancak, doğru tanı ve tedavi yöntemleri ile bu durumun üstesinden gelmek mümkündür. Fizyoterapi, Shin Splint tedavisinde oldukça etkili bir rol oynar ve kişinin normal aktivitelere daha hızlı dönmesine yardımcı olabilir. Eğer belirtileriniz varsa, bir sağlık uzmanına danışmanız önemlidir.

Shin Splint Tedavisinde Güncel Fizyoterapi Yöntemleri Nelerdir? 


Shin Splint, tibia (kaval kemiği) çevresindeki kasların ve tendonların iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir yaralanma türüdür. Bu durum genellikle aşırı kullanım, yanlış antrenman teknikleri veya uygun olmayan ayakkabı kullanımı nedeniyle ortaya çıkar. Fizyoterapi, Shin Splint tedavisinde büyük bir rol oynar ve hastaların hızlı ve güvenli bir şekilde iyileşmesine yardımcı olur. Son yıllarda, Shin Splint tedavisinde kullanılan fizyoterapi yöntemleri, teknoloji ve bilimsel araştırmalarla birlikte gelişmiştir. İşte Shin Splint için güncel fizyoterapi yaklaşımları:

Kinezyolojik Bantlama (Kinesio Taping):
Kinezyolojik bantlama, Shin Splint tedavisinde ağrıyı hafifletmek ve kasların desteklenmesini sağlamak için kullanılır. Bu bantlar, cilt üzerine belirli bir gerginlikte yapıştırılarak, kasların ve eklemlerin doğru hizalanmasını destekler ve iltihabı azaltır. Ayrıca, kan akışını artırarak iyileşme sürecini hızlandırabilir. Bu teknik, ağrıyı azaltmak ve hareketliliği artırmak için etkili bir yöntemdir.

Doku Mobilizasyonu ve Yumuşak Doku Manipülasyonu:
Yumuşak doku mobilizasyonu ve masaj tekniklerini kullanarak kas spazmlarını azaltabilir ve kan dolaşımını artırabilir. Bu yöntemler, kasların ve bağ dokusunun esnekliğini artırarak ağrının azalmasına ve iyileşme sürecinin hızlanmasına yardımcı olur. Ayrıca, foam roller (köpük silindir) kullanımı gibi kendi kendine mobilizasyon teknikleri de önerilebilir.

Egzersiz Tabanlı Rehabilitasyon:
Egzersiz programları, Shin Splint tedavisinin temel taşlarından biridir. Fizyoterapistler, her hastanın özel ihtiyaçlarına göre bir egzersiz programı hazırlar. Bu program genellikle şu tür egzersizleri içerir:

Denge ve Propriyoseptif Egzersizler: Ayak bileği ve bacak kaslarını güçlendirerek, dengenin ve stabilitenin geliştirilmesine yardımcı olur. 

  • Egzantrik Kas Güçlendirme Egzersizleri: Özellikle tibialis anterior ve tibialis posterior kaslarını hedefleyen egzersizler, Shin Splint’in ana nedenlerinden biri olan kas dengesizliklerini gidermeye yardımcı olur.
  • Esneklik ve Germe Egzersizleri: Baldır kaslarını, hamstringleri ve ayak bileği kaslarını hedef alan esneklik ve germe egzersizleri, kasların gevşemesini ve kas-iskelet sisteminin uyumunu sağlar.
    Elektroterapi Destekli Yöntemler:
    Modern fizyoterapi teknikleri arasında yer alan ve giderek popülerleşen bazı teknolojik yaklaşımlar:
  • Lazer Terapi: Düşük seviye lazer terapisi (LLLT), hücre metabolizmasını artırarak iltihabı azaltır ve ağrı kesici etki sağlar. Lazer terapi, Shin Splint tedavisinde kullanılabilen, minimal invaziv bir yöntemdir.

  • Kuru İğneleme (Dry Needling): Kasların tetik noktalarına ince iğneler batırarak
    yapılan bu yöntem, kas spazmlarını ve ağrıyı azaltabilir. Kuru iğneleme, Shin Splint’in tedavisinde, özellikle kas gerginliğinin yüksek olduğu durumlarda etkili olabilir.
    Manuel Terapi Teknikleri:
    Manuel terapi, fizyoterapistin ellerini kullanarak gerçekleştirdiği tedavi yöntemlerini kapsar. Shin Splint için kullanılan manuel terapi teknikleri şunlardır:
  • Eklem Mobilizasyonu: Alt bacak ve ayak bileği eklemlerinde hareket aralığını artırmak ve doğru hizalamayı sağlamak için kullanılır.
  • Kas Enerji Teknikleri (MET): Kasları aktif olarak kullanarak, kas-iskelet sisteminde denge ve hizalamayı sağlamaya çalışır.
  • Yumuşak Doku Manipülasyonu: Kaslardaki gerilimi ve bağ dokusundaki yapışıklıkları azaltmak için kullanılır.
    Fonksiyonel ve İleri Rehabilitasyon Programları:
    Shin Splint’in tekrarlamasını önlemek ve bireyin normal aktivitelere güvenle dönmesini sağlamak amacıyla, fizyoterapistler fonksiyonel rehabilitasyon programları uygular. Bu programlar:
  • Biomekanik Analizler: Koşu veya yürüme analizi yaparak, hatalı hareket kalıplarını tespit eder ve düzeltici egzersizler sunar.
  • Yüksek Yoğunluklu Interval Antrenmanlar (HIIT): Spesifik spor aktivitelerine yönelik dayanıklılığı artırmak için kullanılır.
  • Nöromüsküler Eğitim: Kasların ve sinirlerin birlikte çalışmasını geliştirmek için kullanılan egzersizler, Shin Splint’in tekrarlamasını önlemede kritik bir rol oynar.

Merkezimizin Shin Splint Tedavisinde Farkı

Shin Splint, genç sporcularda sıklıkla rastlanılan bir ortopedik problemdir. Ağrı gibi belirtilerle sporcunun motivasyonunu da düşüren Shin Splint detaylı bir ortopedik değerlendirme ve tedavi ister. Bu nedenle merkezimizin deneyimli ve uzman fizyoterapistleri ile Shin Sprint tedavisinde sizler ve sevdiklerinizin yanınızdayız.

SIKÇA SORULAN SORULAR

-Shin Splint tedavisinde eğitimin önemi nedir ?

Eğitim ve Önleyici Stratejiler;

Hastaların Shin Splint’i anlaması ve önlenmesi için eğitim verilmesi önemlidir. Fizyoterapistler, uygun koşu teknikleri, doğru ayakkabı seçimi, antrenman programlarının düzenlenmesi ve dinlenme gerekliliği gibi konularda hastaları bilgilendirir. 

-Shin Splint nedir ve nasıl tedavi edilir ?

Shin Splint tedavisinde güncel fizyoterapi yaklaşımları, multidisipliner bir yaklaşımı içerir ve her bireyin ihtiyaçlarına göre özelleştirilir. Fiziksel aktiviteye dönüş sürecinde sabırlı ve dikkatli olmak önemlidir. Fizyoterapi, Shin Splint’in tedavisinde ağrıyı azaltmak, iyileşme sürecini hızlandırmak ve tekrarını önlemek için etkili bir yol sunar. Eğer Shin Splint belirtileriniz varsa, bir fizyoterapistle görüşerek kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturulması önerilir. 

Bize Ulaşın!

Shin Splint ve ortopedik rehabilitasyon hakkında bilgi almak veya randevu oluşturmak için telefon numaramız ya da web sitemiz üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD)

6aac15f4 4f15 4205 9434 b416bbe842c0 Duchenne Musküler Distrofisi (DMD)

Pediatrik ve Nörolojik hastalıklar arasında adı duyulan, oldukça ciddi ilerleyen ve çok erken yaşlarda başlayan Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), çok fazla sık görülmese de kişilerin ve yakınlarının yaşamını ciddi şekilde etkileyen bir kas hastalığıdır. Genetik bir hastalık olan Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), kaslarda zayıflama ve güçsüzlüğe yol açarak kişinin hayatını tehdit etmektedir. Peki nedir bu Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) ? Nasıl bir hastalıktır ? Bu yazımızda size Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığını tanıtacağız.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) nedir ?

Duchenne Musküler Distrofisi ya da kısa ve bilindik adıyla DMD, kişinin kaslarının ciddi şekilde azalması ve zayıflamasıyla karakterize genetik bir kas hastalığıdır. Genelde çok erken yaşlarda ortaya çıkan Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), özellikle erkek çocuklarda görülür ve X kromozomu ile aktartılan çekinik bir gen hastalığıdır. Distrofin proteininin mutasyona uğramasıyla ortaya çıkan Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığında, kasta yeterli protein üretimi sağlanamaz. Yetersiz protein sonucu kas yıkımı ve kas güçsüzlüğü görülür. Genelde çocuğun erken yaşlarında ortaya çıkar ve ilerleyici olarak devam eder.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığında kas yıkımı ne yazık ki sadece kol, bacak gibi uzuvlarda görülmez. Kalp kası, yutma ve solunum kasları gibi hayati kaslar da yıkıma uğrar ve yenisi üretilemez. Bu nedenle çoklu organ yetmezlikleri görülerek kişinin hayatını tehdit eder.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) Neden Olur?

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) için kesin olarak bilinen bir risk faktörü olmasa da hastalığın genetik yatkınlıktan olabileceği düşünülmektedir. X kromozomu üzerinde taşınan Distrofinin mutasyonu sonucu ortaya çıkar ve genetik bir hastalıktır. Distrofinin mutasyonu nedeniyle kasta protein üretimi sağlanamaz ve kişi hızla kas kaybı yaşar.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), en belirgin olarak kaslarda güçsüzlük ve kas kütlesinde kayıplarla ortaya çıksa da birçok belirtisi bulunmaktadır:

  • Bacak kaslarında zayıflık: Kas kaybı nedeniyle özellikle bacak kaslarında zayıflık ve güçsüzlük görülür. Çocuğun alt arka bacak kaslarında şişkinlik görülür. Ancak bu kas değil, yağ birikimi sonucu oluşan yalancı bir kastır.
  • Kas kütlesi kaybı: Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığında en yaygın belirtidir, kas kütlesinde hızla azalma görülür.
  • Paytak yürüyüş ve ayağa kalkmada zorlanma: Çocuk genelde paytak yürüyüş yapar ve yerden kalkarken ellerinden güç alarak kalkmaya çalışır.
  • Denge kayıpları ve düşmeler: Çocukta kas kaybı ve güçsüzlüğe bağlı denge kayıpları ve buna bağlı sık düşme görülebilir
  • Basamak çıkmada zorlanma: Kas kaybına bağlı olarak basamak çıkmak oldukça zorludur
  • Çocukta yorgunluk, halsizlik görülmesi: Sadece kas yorgunluğu değil genel bir halsizlik de görülebilir
  • Öğrenme güçlüğü, geç konuşma gibi semptomlar da sıklıkla görülebilmektedir.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) Tanısı Nasıl Koyulur?

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) için tabii ki önce hastanın öyküsü ve aile geçmişi öğrenilir. Çocuğun detaylı bir şekilde fiziki muayenesi yapılır ve semptomlar göz önünde bulundurularak bazı testler yapılır. Kesin tanı için gen testleri yapılabilir.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) ve Tedavisi

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), kaslardaki protein üreten genin mutasyonu sonucu ortaya çıkan, protein üretiminin olmaması ve kas yıkımıyla karakterize ilerleyici bir gen hastalığıdır. Hastada kas kısalığı, kas güçsüzlüğü, atrofi (kas kaybı), kotraktür, denge ve fonksiyon kaybı belirtileri ortaya çıkarır ve hızlı ilerler. Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastaları için özellikle Fizik Tedavi büyük önem taşır ve çocuğun mümkün olan en uzun süre bağımsızlığı sağlanmaya çalışılır.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) ve Fizik Tedavi

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığında fizik tedavi önemli bir yere sahiptir ve kas yıkımının aktif olarak ilerlediği bu hastalıkta çocuğun günlük yaşamını kolaylaştırmak için uygulanmalıdır. Peki Fizik Tedavide Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastaları için neler yapılır ?

Egzersiz: Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığı, hastalarda zamanla kas kütlesinde ve işlevinde azalmaya yol açar. Hastalarda görülen bu hızlı kas kaybını önlemek amacıyla kuvvetlendirici ve fonksiyon kazandırıcı egzersizler uyguluyoruz.

Germe egzersizleri: Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalarında kaslarda kısalık sıklıkla görülen bir belirtidir. Bu nedenle bu çocuklarda sık sık kas germeleri yapılması gerekir. Kas germe ve esneklik çalışmalarını tedavi programlarımıza ekliyoruz.

Denge egzersizleri: Kas gücü ve kas kütlesi kaybı sonucu çocukta denge kaybı görülebilmektedir. Bu nedenle çocuğun denge ve koordinasyonunu geliştirici egzersizlere yer veriyoruz.

Bireyselleştirilmiş Tedavi Planları 

Ücretsiz tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi’mizde, her Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastasının ihtiyaçlarının farklı olduğunu ve her hastanın tedavi sürecinin farklı ilerlediğini biliyor ve bireysel tedavinin önemini vurguluyoruz. Tüm Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastaları için bireysel değerlendirmeler yapmakta ve değerlendirmeler sonucunda her hastamıza uzman fizyoterapistlerimiz tarafından özel tedavi programları çiziyoruz.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) ve Tamamlayıcı Tedaviler

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastaları için sadece fizik tedavi değil, aynı zamanda hastanın yakınlarının bu hastalık için detaylı şekilde bilgilendirilmesi de önemlidir.Bu nedenle Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak, Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalarımızın ve ailelerinin bilgilendirilmesinden sorumluyuz.

Bütüncül Yaklaşım

Vücudumuz bir bütün içinde çalışır ve her sistem özel olarak incelendiği kadar bütüncül de incelenmelidir. Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığının ciddiyetinin farkında olunmalı ve psikolojik etkileri de düşünülmelidir. Bu nedenle hastalarımıza sosyal ve psikolojik destek de sağlamanın önemini savunuyoruz.

Erken Müdahalenin Önemi

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığında, erken tanı ve müdahale ile hastalığını seyri yavaşlatılabilir, motor yetenekler olduğunca korunabilir ve hastanın günlük hayattaki bağımsızlığı daha uzun süre sağlanabilir. Hastalığın erken evlerinde başlanılan tedavi sayesinde hastalığın ileri evreleri daha kolay ve bağımsız geçebilir.

Merkezimiz ve Duchenne Musküler Distrofisi (DMD)

Ücretsiz fizik tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığının ciddiyetinin farkındayız. Ve her Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastasının farklı bir hastalık süreci olduğunu biliyoruz. Bu nedenle merkezimizde bireysel ve bütüncül tedaviyi savunuyor, her hastamızla özel olarak ilgileniyoruz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) önlenebilir mi?

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) ne yazık ki genetik ve ilerleyici bir kas hastalığıdır. Bu nedenle hastada kastaki protein üretimini engelleyerek kas yıkımına sebep olan Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), genetik bir hastalık olduğu için önlenemez.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) ilerler mi?

Kas yıkımına ve güçsüzlüğe sebep olan Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) zamanla ilerleyen bir kas hastalığıdır.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) iyileşir mi?

Hayır, ne yazık ki Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığı iyileşmez ve kesin bir tedavisi yoktur. Ancak semptomların hafifletilmesi ve çocuğun günlük yaşamdaki bağımsızlığını sağlamak amacıyla fizik tedavi uygulanabilir.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) kaç yaşında ortaya çıkar?

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) genelde erken çocukluk yaşlarında ortaya çıkan bir hastalıktır. Erkek çocuklarında daha sık görülen Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), genelde 2-5 yaş arası ortaya çıkar.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastası çocuklar yürüyebilir mi?

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) kas yıkımına ve güçsüzlüğüne sebep olması nedeniyle zamanla çocukta yürüme bozukluğuna hatta yürüyememeye sebep olabilir.Bu nedenle çocuğun en erken süreçten itibaren fizik tedavi alması, çocuğun daha uzun süre bağımsızlığını koruyacaktır. 

Bize ulaşın!

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), erken çocuklukta ortaya çıkan, kas yıkımına sebep olan genetik ve ilerleyici bir hastalıktır. Fizik Tedavi İstanbul Merkezimizde Duchenne Musküler Distrofisi (DMD)  tanısı almış hastalarımızın tedavilerini yakından takip ediyor ve tedavi süreçlerinde yanlarında oluyoruz.

Web sitemiz ya da telefon numaramız aracılığı ile bize ulaşabilir, Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi alabilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!

ANOKSİK BEYİN HASARI

article 20 things you probably didnt know about the human brain ANOKSİK BEYİN HASARI

Beynimiz vücudumuzdaki tüm olaylardan sorumlu ve vücudun yöneticisi olarak görev yapar. Çeşitli sebeplerle ise oksijensiz kaldığı durumlar oluşabilir. Beynin saniyelik oksijensiz kalması bile ciddi sonuçlara yol açabilen bir durumdur. Felç gibi çok ciddi sorunlara yol açan, kimi zaman ise kişinin hayatına sebep olan Anoksik Beyin Hasarı hakkında merak ettiğiniz soruları yanıtlıyoruz.

Anoksik Beyin Hasarı Nedir?

Anoksik Beyin Hasarı kısaca beynin oksijensiz kalma durumudur. Vücudumuzdaki her bir hücre gibi beyin hücreleri de oksijene ihtiyaç duyar. Bu oksijen akımının anlık olarak kesilmesi bile çok ciddi sonuçlara yol açmaktadır.

Genelde kalp krizi, boğulma, pıhtı atması, anestezi sırasında yaşanan problemler ile ortaya çıkan Anoksik Beyin Hasarı sonucunda beyin hücreleri oksijensiz kaldığı için ölebilir. Ve bu da vücuttaki görevlerini yerine getirememeyi beraberinde getirir.

Anoksik Beyin Hasarı ciddi bir durumdur ve acilen müdahale edilmesi gerekir. 

Anoksik Beyin Hasarı Neden olur?

Anoksik Beyin Hasarı beyin hücrelerinin oksijensiz kalması durumudur. Oksijensiz kalan beyin hücreleri hasar alır ya da ölür. Bu da vücuttaki fonksiyonların aksamasına ya da tamamen kaybına sebep olabilir. Anoksik Beyin Hasarı’na boğulma, anestezik yan etkiler, travmalar, pıhtı atması ya da beyin kanaması gibi sorunlar sebep olabilir.

Anoksik Beyin Hasarı ve Risk Faktörleri:

Anoksik Beyin Hasarı beyin hücrelerinin oksijensiz kalması sonucu ortaya çıkan tablodur. Bu tablonun ortaya çıkmasındaki risk faktörlerini sizler için sıralıyoruz:

Kalp Krizi: Kalp krizi sonucunda kalp durursa ya da dolaşım problemleri yaşanırsa beyin hücrelerinin oksijensiz kalmasına sebep olabilir.

Boğulma: Boğulma, nefessiz kalma gibi durumlarda oksijen beyin hücrelerine ulaşamaz ve Anoksik Beyin Hasarına sebep olabilir.

Beyin Kanaması: Beyin kanaması sonucunda kanama nedeniyle beyin hücrelerine oksijen ulaşamaz ve Anoksik Beyin Hasarına sebep olabilir

Pıhtı Atma: Pıhtı atması sonucu kan damarları tıkanabilir ve beyin hücrelerine oksijen ulaşamaz

Zehirlenme: zehirlenme sonucunda vücudun oksijen oranı düşebilir ya da beyin hücrelerine oksijen ulaşamayabilir

Anestezik sorunlar: Anestezi komplikasyonlarından biri de oksijensiz kalmadır ve Anoksik Beyin Hasarına sebep olabilir

Solunum problemleri: Solunum sorunları sebebiyle beyin hücreleri oksijensiz kalabilir.

Anoksik Beyin Hasarı Belirtileri Nelerdir?

Anoksik Beyin Hasarında ana belirtiler genelde beyin fonksiyonlarında gariplikler görülmesidir. Etkilen bölgeye göre bu belirtiler farklılık göstermektedir. Bu anormal belirtileri şöyle sıralayabiliriz:

Hafıza problemleri : Bazı kişilerde etkilenen bölgeye göre hafıza kaybı ya da unutkanlıklar görülebilir.

Bilinç bulanıklığı ya da bilinç kaybı : Bilinçte kayıp veya bulanıklık görülebilir 

Kas güçsüzlüğü: Anoksik beyin Hasarı sonrasında kaslarda güçsüzlük ya da tamamen güç kaybı görülebilir

Felç: Etkilenen bölgeye bağlı olarak vücutta felç görülebilir

Konuşma bozuklukları: Konuşma merkezi etkilenirse kişide konuşma bozuklukları ortaya çıkabilir

Dikkat problemleri: Dikkat eksikliği ve odak sorunları yaşanabilir

Zihinsel bozukluklar: Kişinin zihinsel işlevlerinde sorunlar, algılayamama, çözüm üretememe gibi sorunlar ortaya çıkabilir

Psikolojik değişimler: Etkilenen bölgeye bağlı olarak bazı kişilerde öfke ve depresyon görülmüştür

Baş ağrısı: En temel belirtilerden biri olarak baş ağrısı görülebilir

Anoksik Beyin Hasarı : Tanı

Anoksik Beyin Hasarında tanı koyulurken belirtiler önem taşır. Hastanın öyküsü dinlenerek ve nörolojik muayenesi yapılarak tanı koyulabilir. Ancak kesin tanı için MRI, BT gibi görüntüleme yöntemleri kullanılmaktadır.

Anoksik Beyin Hasarı Sonrası Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Süreci

Anoksik Beyin Hasarı sonrası hastalarda hasarın derecesi ve konumuna bağlı olarak cerrahi müdahale gerekebilir. Cerrahi olsa da olmasa da hastaların büyük bir çoğunluğu Fizik Tedaviye ihtiyaç duyar.

Ücretsiz tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak Anoksik Beyin Hasarı tedavisinde bireysel ve bütüncül tedaviyi savunuyoruz. Bu tedavi yöntemlerini şöyle sıralayabiliriz: 

Egzersiz Tedavisi: Anoksik Beyin Hasarı sonucu kas güçsüzlüğü ya da felç görülebilir. Bu nedenle tedavi programlarına kuvvet egzersizleri de eklenmelidir.

Fizik Tedavi Ajanları: Son teknoloji Fizik Tedavi cihazları ile semptomların hafifletilmesi ve iyileşme süreci için tedavi uygulamaktayız

Germe egzersizleri: Hareketsizliğe bağlı  olarak kısalan kaslarda germe ve esneklik egzersizleri uygulamaktayız

Elektroterapi: Tens ve NMES gibi akımlarla ağrı ve kas güçsüzlüğü için elektroterapi tedavileri uygulamaktayız

Denge Çalışmaları: Anoksik Beyin Hasarı sonrasında hastada denge problemleri görülebilir. Bu nedenle tedavi programına denge ve koordinasyon egzersizleri de eklenmelidir.

Sanal Gerçeklik: Sanal gerçeklik kullanılarak tedavi seansları daha eğlenceli bir hale getirilebilir ve denge ve koordinasyon daha kolay geliştirilebilir.

Ergoterapi: Anoksik Beyin Hasarı sonrasında ince motor beceriler ciddi anlamda etkilenebilir. Bu nedenle ergoterapi çalışmaları ile kaybedilen fonksiyonları tekrar kazandırılmaya çalışılır.

Anoksik Beyin Hasarında Cerrahi Tedaviler

Anoksik Beyin Hasarı sonucunda her zaman cerrahi gerekmese de kanama, pıhtı atması, zehirlenme gibi durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir. Ameliyat sonrasında ise hasta iyileşmek için Fizik Tedaviye ihtiyaç duyar.

Anoksik Beyin Hasarı Nasıl Önlenebilir?

Anoksik Beyin Hasarı genelde aniden gerçekleşen durumlar sonucunda ortaya çıkar. Bu nedenle önleme için pek bir şey yapılamayabilir. Ancak risk faktörlerinden uzak durmak sizi Anoksik Beyin Hasarından koruyabilir.

Anoksik Beyin Hasarı’nda Merkezimizin Farkı

Anoksik Beyin Hasarı ne yazık ki her yaşta ve cinsiyette görülebilen ciddi bir problemdir. Beynin oksijensiz kalması sonucu ortaya çıkan bu ciddi tabloda vücutta birçok fonksiyon etkilenebilir. Bu hasar her hastada farklı olacağından bireysel bir değerlendirme yapıyor ve her hastamıza özel programlar çiziyoruz. İyileşmek için Fizik Tedavi İstanbul Merkezi’mize güvenebilirsiniz.

Bize ulaşın!

Anoksik Beyin Hasarı’nda tedavi için geç kalmayın. Anoksik Beyin Hasarı ciddi problemlere yol açabilen bir durumdur ve acil tedavi gerektirir. Anoksik Beyin Hasarı ve tedavilerimiz hakkında bilgi almak için web sitemiz ya da telefon numaramız aracılığı ile bize ulaşabilir, randevu alabilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!

SIKÇA SORULAN SORULAR

-Anoksik Beyin Hasarı’nda her zaman cerrahi gerekir mi?

Hayır her zaman gerekmez. Hasara ve derecesine bağlı olarak eğer cerrahi müdahale gerektiren bir durum varsa hasta ameliyata alınır ve daha sonrasında fizik tedaviye yönlendirilir.

-Anoksik Beyin Hasarı Kendiliğinden Geçer mi?

Hayır ne yazık ki geçmez. Anoksik Beyin Hasarı sonrasında ciddi bir tedavi süreci gereklidir. Hasta kaybedilen fonksiyonlarını fizik tedavi ile tekrar kazanabilir.     

-Anoksik Beyin Hasarı’nda tedavi nasıldır?

Anoksik Beyin Hasarı’nda tedavi gerekli ise cerrahi ve sonrasında fizik tedavi ile yapılmaktadır. Dil-Konuşma Terapisi, Ergoterapi gibi branşlara da ihtiyaç duyulabilir.

-Anoksik Beyin Hasarı’nda hasta kaç ayda iyileşir?

Bu sorunun ne yazık ki net bir cevabı yoktur. Anoksik Beyin Hasarı’nda hasarın derecesine ve hastaya bağlı olarak bu süre kısalabilir ya da uzayabilir. Her hastanın tedavi süreci farklıdır.

-Anoksik Beyin Hasarı sonrası hastalar yürüyebilir mi?

Evet, Anoksik Beyin Hasarı’nda her hastada yürüme bozukluğu görülmez. Ve hastalar yürüyebilir.

-Anoksik Beyin Hasarı’nda ağrı olur mu?

Anoksik Beyin Hasarı’nda bazı hastalarda ağrı görülebilmektedir ancak bu hastadan hastaya değişmektedir.

-Anoksik Beyin Hasarı’nda felç görülür mü?

Evet Anoksik Beyin Hasarı’nda felç belirtilerden biridir. Hasarın yeri ve derecesine bağlı olarak bazı hastalarda felç görülebilmektedir.

-Anoksik Beyin Hasarı’nda egzersiz önemli midir ?

Anoksik Beyin Hasarı’nda eski kas kuvvetini ve dengeyi kazanmak için egzersizler tedavinin ana bileşenidir.

-Anoksik Beyin Hasarı ölümcül müdür?

Evet ne yazık ki bazı durumlarda beyin hücrelerinin oksijensiz kalması nedeniyle ölüm gerçekleşebilir.

-Anoksik Beyin Hasarı’nda konuşma bozulur mu ?

Evet, etkilenen bölgeye bağlı olarak Anoksik Beyin Hasarı sonrasında konuşma yetisinin kaybı veya konuşma bozukluğu görülebilir.

-Beyinde Anoksi oluşumu ne demektir ?

Anoksi, oksijen iletilememesi, oksijensiz kalma durumudur. Beyin hücrelerinin çeşitli sebeplerle oksijensiz kalması ise Beynin Anoksisi olarak adlandırılır.

-Anoksik Hasar ne anlama gelir ?

Anoksi oksijen yetersizliği veya oksijenin kesilmesi durumudur. Oksijen eksikliği sebebiyle oluşan hasar veya bırakılan hasar Anoksik Hasar anlamına gelir.

-Beynine oksijen gitmeyen hasta iyileşebilir mi ?

Evet, etkilenen bölge ve beyindeki hasara bağlı olarak etkilenen bölgelerin iyileşmesi ve kaybedilen fonksiyonları geri kazanımı mümkündür.