Archives for Genel

Boyun Fıtığı

close up man with neck pain Boyun Fıtığı

Artan çalışma saatleri, masa başı işlerin artması, çalışma koşullarının gittikçe kötüleşmesi, radyasyon ve teknolojik gelişmeler nedeniyle toplumda neredeyse herkesin zaman zaman boyun ağrıları olabilmektedir. Bu boyun ağrıları bazen ciddi bir sorunu işaret etmezken, bazı ağrıların sebebi sandığınızdan daha ciddi olabilir. Boyun fıtığı günümüzde oldukça sık görülen ve görülme yaşı çok genç yaşlara kadar düşen ortopedik bir sorundur. Peki ne zaman Boyun Fıtığından şüphelenmelisiniz ? Her ağrı fıtığı mı işaret eder ? Bu tür sorularınızın cevapları için yazımıza göz atabilirsiniz.

Boyun Fıtığı nedir ?

Servikal Disk Hernisi ya da halk arasındaki yaygın adıyla Boyun Fıtığı, omurganın bir sorunudur. Omurlar arasındaki disklerde bulunan jelatinimsi yapının çeşitli sebeplere bağlı olarak taşması, bombeleşmesi hatta bazen diskten tamamen akması ile ortaya çıkar. Boyun fıtığı genelde ağrı ve ilerleme seviyesine bağlı olarak uyuşma, hareket kaybı gibi sebeplere bağlı olmaktadır.

Günümüzün yaygın ortopedik sorunlarından biri olan Boyun Fıtığı, toplumda bilindiği gibi her zaman ameliyata ihtiyaç duymaz. İlk tedavi seçeneği her zaman istirahat ve konservatif yöntemler olmalıdır.

Boyun Fıtığı Neden Olur?

Boyun fıtığı için birçok risk faktörü ve neden bulunmaktadır. Bazen ani başlangıçlı bazen de zamanla artan ağrılarla kendini hissettiren Boyun Fıtığının sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Travma: Direkt darbe, düşme, çarpma, ateşli silah yaralanması,trafik kazaları gibi birçok travma Boyun Fıtığına sebep olabilmektedir.
  • Yaş: Boyun fıtığı oluşumunda yaş önemli bir risk faktörüdür ve yaş ilerledikçe fıtık görülme riski artar.
  • Omurlar arasındaki diskler harabiyet: Diskteki aşınma, zamanla birikmiş hasarlar diskin içindeki yapının taşmasına böylelikle de fıtıklaşmaya yol açabilir
  • Sigara: Sigara kullanımı omur sağlığını etkileyeceğinden fıtık riskini arttırmaktadır.
  • Uzun süre masa başında oturma: Remote işlerin artmasıyla masa başında çalışan kişi sayısı da artmıştır. Masa başında uzun saatlerce çalışmak boyun fıtığı riskini arttıracaktır.
  • Hareketsiz yaşam: Boyun fıtığı hareketsiz yaşayan ve egzersiz yapmayan kişilerde daha sık görülür
  • Stres: Her hastalıkta olduğu gibi yoğun stres vücut sağlığını etkileyerek fıtık oluşma riskini arttırır. 
  • Yanlış egzersiz: Gereksiz ve fazla yapılan, yanlış yapılan egzersizler faydadan çok yarar sağlayacaktır. Ve fıtık oluşum riskini arttıracaktır. 
  • Postür sorunları: Yanlış posterde çalışmak, egzersiz yapmak, fazla kambur durmak gibi sorunlar zamanla fıtık oluşturabilir.
  • Genetik yatkınlık: Fıtık oluşumunda genetik yatkınlığın da etkili olduğu düşünülüyor.

Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir?

Boyun fıtığında fıtığın ilerleme seviyesine ve yerine göre farklı belirtiler ortaya çıkabilir. Her insanda değişen bu belirtiler genelde ağrı ve uyuşma gibi temel belirtiler olabilir. Bunların yanında ise bazı farklı belirtiler de görülebilmektedir:

  • Boyun ve omuza vuran ağrısı: Boyun fıtığının ilk belirtisi genelde boyun ve omuzda ağrılardır. Ense, omuz ve kolları da içine alabilen bu ağrı fıtığın yerine göre oldukça şiddetli ve dayanılmaz olabilir.
  • Kollara uzanan uyuşma ve ağrı: Boyun fıtığı sonrasında kollarda uyuşma ve ağrı görülebilir. Genelde kola vuran ağrı ve uyuşma, fıtığın sinire bası yaptığını gösterir ve ciddi olabilir.
  • Sırt ağrısı: Boyun fıtığı sonucunda sırtta ağrılar görülebilir. Genelde sırtın üst kısmında boyna yakın bölgede oluşan bu ağrı kişinin hayatını zorlamaya başlar.
  • Karıncalanma, uyuşma hissi veya hissizlik: Boyun fıtıkları sinirlere bası yaparak kollarda uyuşmaya, karıncalanmaya hatta tamamen his kaybına sebep olabilir ve bu oldukça ciddi bir durumdur 
  • Hareket kaybı: Boyun fıtığında ağrı ve kısıtlılıklar nedeniyle eklem hareketinde azalma görülebilir.
  • Kısıtlılık: Ağrıya ve fıtığa bağlı kısıtlılık görülebilir
  • Baş ağrısı: Boyun fıtığı bazı hastalarda çene ve baş ağrısına sebep olabilmektedir.
  • Denge sorunları: Etkilenen bölge ve sinirlere bağlı olarak bazen denge kayıpları görülebilmektedir 
  • Kas güçsüzlüğü: Sinir basısı sonucunda bazı hastalarda boyun fıtığı nedeniyle kollarda kas gücü kaybı görülebilir.

Boyun Fıtığı Tanısı Nasıl Koyulur?

Boyun fıtığı tanısı koyulurken önemli olan öncelikle hastanın öyküsüdür. Genelde belirtileri dinlemek hastalığın tanısını koymada yeterli olacaktır. Ancak kesin tanı için MRI, X-Ray gibi görüntüleme yöntemleri de kullanılabilir.

Boyun Fıtığında Tedavi Nasıl Yapılır?

Boyun fıtığında tedavi süreci fıtığın ilerleme derecesine ve hastanın şikayetlerine göre karar verilmektedir. İlk seçenek her zaman dinlenme ve ilaç tedavisi olmakla birlikte fizik tedaviye bile yanıt vermeyen ilerlemiş fıtıklarda cerrahiye başvurulması gerekmektedir.

Boyun Fıtığında Ameliyat Zorunlu Mudur?

Boyun fıtığı denilince günümüzde akla gelen ilk yöntem genelde fıtık ameliyatı olmaktadır. Ancak aslında çoğu boyun fıtığı ameliyat gerektirmeden fizik tedavi ile iyileşebilmektedir. Boyun fıtıklarında cerrahiyi fıtığın yeri, ilerleme seviyesi ve semptomlar etkiler. Eğer fıtık çok ilerlediyse, dayanılmaz ağrılar ve sinir basısı sebebi ile kas güçsüzlükleri görülmeye başladıysa cerrahi seçenek düşünülebilir. 

Doktorlar bu konuda en doğru kararı verecek olup, ilk seçenek olarak genelde istirahat ve fizik tedavi yöntemleri önermektedirler. Fizik tedaviden fayda göremeyen, fıtıkta gerileme yaşamayan hastalarda son seçenek olarak cerrahi önerilmektedir.

Boyun Fıtığı ve Fizik Tedavi

Boyun fıtığı tedavisinde cerrahi dışında birçok konservatif yöntem kullanılmaktadır. Fizik Tedavi İstanbul Merkezimizin uzman fizyoterapistleri eşliğinde ağrılarınızı hafifletmek, fıtık kaynaklı kısıtlılığınızı gidermek, kaybettiğiniz fonksiyonları tekrar kazanabilmek için çalışmalar yapabilirsiniz.

  1. Egzersiz: Boyun fıtığında başvurulacak ilk yöntem egzersiz tedavisidir. Boyun ve omuz kaslarınızı güçlendirmek, gerginlik ve kısalıkları gidermek için egzersiz tedavisi gereklidir. Güçlü kaslar fıtığın olumsuzluklarını da giderecektir.
  2. Fizik Tedavi Ajanları: Ağrıları ve kısıtlılığı gidermek için ısı ajanları, ultrason cihazı, masaj, magnetoterapi gibi birçok teknolojik cihazı tedavinizde kullanıyoruz.
  3. Elektroterapi Yöntemleri: Ağrı ve kısıtlılıklar için tens tedavisi, kas güçlendirme için NMES gibi birçok elektroterapi yöntemini aktif kullanıyoruz.
  4. Alternatif Yöntemler: Kuru iğneleme, masaj terapi gibi birçok alternatif yöntemle ağrılarınızı azaltabilirsiniz.

Boyun Fıtığı Sonrası Yaşam Tarzında Değişimler ve Ergonomik Yöntemler

Boyun fıtığı ne yazık ki sadece boyun ağrısıyla değil birçok semptomla ortaya çıkan ortopedik bir sorundur. Genel sebepleri arasında hareketsizlik, uzun çalışma saatleri, postür bozukluğu gibi sebepler olan Boyun Fıtığında ergonomik değişikliklere gidilmesi fıtık ağrılarını azaltacak, fıtık oluşumunu engelleyecektir.

Ortopedik ve ergonomik aletlerin kullanımı, sık sık mola vermek, dinlenmek, boyun egzersizleri yapmak, dik durmak ve aktif bir yaşam belirlemek sizi fıtık ağrılarından uzak tutacaktır. İş şartları değiştirilemese bile, çalışma ortamında ufak değişiklikler yapmak; doğru sandalye, yastık, mouse kullanımı gibi basit değişiklikler hayat kalitenizi arttıracaktır.

Boyun Fıtığı Ne Zaman Tehlikeli Olur?

Boyun fıtığının belirtileri arasında his kaybı, güçsüzlük, uyuşma gibi belirtiler görülebilmektedir. Bu belirtilerin ana kaynağı, ilerlemiş fıtığın sinir köklerine bası yaparak sinirleri bloke etmeye başlamasıdır. Çoğu zaman kolda uyuşukluklar, şiddetli ağrı, ellerde karıncalanmalar, his ve güç kaybı ile kendini gösteren bu durum fıtığın ilerlediğini ve ciddiyetini göstermektedir. Bu gibi ilerlemiş fıtıklarda acil cerrahi bir seçenek olmaya başlar ve fıtığın tehlikeli bir bölgede olduğunu gösterebilir.

Erken Müdahalenin Önemi

Boyun fıtığı ilerleyici ve ciddi sorunlara yol açabilecek bir ortopedik rahatsızlıktır. Bu nedenle fıtık sinir basısı yapmaya başlamadan ve zarar vermeden erken teşhis etmek ve müdahale etmek sizi birçok faktörden koruyacaktır. Ayrıca ne kadar erken tedaviye başlanırsa o kadar hızlı bir iyileşme süreci olacaktır.

Bize ulaşın!

Servikal disk Hernisi yani Boyun fıtığı, günümüzde en sık görülen ortopedik rahatsızlıklardan biridir. İlerleyici ve ciddi sorunlara yol açabilecek olan Boyun Fıtığı ameliyat olmadan da tedavi edilebilir. Boyun Fıtığı ve tedavisi hakkında bilgi almak için web sitemiz ya da telefon numaramız aracılığıyla bize ulaşabilirsiniz! 

SIKÇA SORULAN SORULAR

Boyun Fıtığı önlenebilir mi?

Evet, önlenebilir. Çalışma ortamınızda yaptığınız ergonomik değişiklikler, aktif bir yaşam tarzı benimsemek, iyi postür ve düzenli egzersiz sizi boyun fıtığına karşı koruyabilir.

Boyun Fıtığı ilerler mi?

Boyun Fıtığı, tedavi edilmediği takdirde ilerleyici ve ciddi sonuçlara yol açabilen ortopedik bir rahatsızlıktır.

Boyun Fıtığı iyileşir mi?

Evet, iyileşebilir. Fıtığın yeri ve ilerleme seviyesine göre konservatif yöntemlerle tedavi sağlanabilir. Cevap alınamazsa cerrahi düşünülebilir.

Boyun Fıtığı kaç yaşında ortaya çıkar?

Günümüzde boyun fıtığı çok genç yaşlarda bile sık görülmeye başlamıştır. Genelde genç yetişkinlerde görülmeye başlayan boyun fıtığı ileri yaşlarda daha sık görülmektedir.

Boyun Fıtığı uyuşma yapar mı ?

Boyun fıtığı, fıtığın yeri ve sinir köküne bası yapmasına göre kollarda uyuşma ve his kaybı yapabilmektedir.

Read more

TENS TEDAVİSİ

electro stimulation physical therapy young woman leg TENS TEDAVİSİ
Electro stimulation in physical therapy to a young woman. Medical check at the leg in a physiotherapy center.

TENS VE AĞRI TEDAVİSİ

Ağrı günlük yaşamı zorlaştıran, hareketleri kısıtlayan, insanın yaşamın her alanında canını sıkan ciddi bir durumdur. Ağrıyı kontrol altına almanın birçok yolu vardır. Bu yollardan biri de elektroterapi uygulamalarından biri olan TENS tedavisini ağrı kesici olarak kullanmaktır. Peki nedir bu TENS tedavisi ? Ne işe yarar ? Nasıl uygulanır ? Yazımızın devamında sorularınızın cevabını bulabilirsiniz.

TENS Tedavisi (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) Nedir?

Transkutanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu ya da kısa TENS tedavileri, ağrı için özel frekansta çalışan elektrik akımının ilgili bölgeye verilmesi ile analjezik etki sağlayan bir elektroterapi akımıdır. Elektrotlar yardımı ile cihaz ve kişi arasında bağ kurularak belirli frekans ve sürede akım verilerek, vücudun ağrı hissine verdiği yanıt azaltılarak ağrı kesici etki yaratılır. Hem akut ağrıda hem de kronik ağrılarda aktif olarak görev alan TENS tedavileri, tedavilerin vazgeçilmez bir parçasıdır.

TENS Tedavisi (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) Nasıl Yapılır ?

TENS tedavisi temiz cilde pedler – elektrotlar- yerleştirilerek uygulanır. Hastanın cildine yapıştırılan pedlerin yapışkanlığını ve akımın geçme olasılığını arttırmak için ped ve cilt arasına jel uygulanabilir. TENS cihazı çalıştırılır ve hastanın tolere edebildiği maksimum akım şiddeti ile tedaviye başlanır. Genelde 20-30 dakika arasında tedavi süreleri değişmektedir.

Tens uygulamalarının açık yara üstüne, boyun bölgesine, kanserli ve hamile kişilerde, direkt kemik üzerine yapılmaması önerilir.

TENS Tedavisi (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) Yapılırken Nelere Dikkat Edilmelidir?

TENS tedavileri sırasında cildin temiz olması, açık yara üzerine elektrotların yapıştırılmaması önemlidir. Boyun gibi bölgelerde kullanılmaması, metal implantı olan kişilerde direkt uzak durulması gerekir. Ayrıca elektrotlar bağlanırken kablolara ve kutuplara da dikkat edilmesi gerekir. 

TENS Tedavisi (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) Nasıl Etki Sağlar?

TENS tedavileri uygulanırken vücuda elektrotlar aracılığı ile elektrik akımı verilir. Vücuda verilen bu elektrik akımı beynin akıma odaklanmasını ve ağrı hissinin bloke olmasını sağlayarak analjezik etki yaratır. TENS tedavileri hem akut hem de kronik ağrıda aktif olarak kullanılmaktadır.

TENS Tedavisi (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) Neden Uygulanır?

TENS tedavileri ağrı kesici amaçla kullanılmaktadır. Elektroterapinin en sık kullanılan akımı olarak bilinen Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu, vücuda elektrotlar yoluyla verilerek ağrı hissini baskılamayı ve analjezik etkiyi amaçlar.

TENS (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) Çeşitleri Nelerdir ?

Bilinen beş çeşidi olan TENS tedavileri şöyle sıralanabilir:

-Konvansiyonel TENS: En sık kullanılan türüdür. Sık sık kullanılabilir ancak kısa süreli analjezik etkisi mevcuttur.

-Akupunktur TENS: Akupunktur iğneleri ile uygulanan TENS çeşididir. Daha uzun süreli analjezik etki yaratabilir

-Kısa – Şiddetli TENS: Titanik kas kasılması oluşturur, yüksek frekanslı akımlardır.

-Burst Tip TENS: Analjezik etki hemen görülmese de daha uzun süre vücutta kalır

-Modülasyon TENS: Akım frekans ve şiddetinin sürekli değiştiği akımlardır

TENS Tedavisi (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) Hangi Alanlarda Ve Hangi Hastalıkların Tedavisinde Kullanılabilir ?

Fizik tedavide en geniş kullanım alanlarından birine sahip olan Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu, genelde tüm ağrılı durumlarda kullanılabilir. Ağrıya sebep olabilen ve TENS kullanılan rahatsızlıkları şöyle sıralayabiliriz:

Boyun fıtığı

Bel fıtığı

Fibromiyalji 

Migren tedavisi

Multiple Skleroz

İnme

Parkinson

Kırıklar

Tendinitler

Siyatalji

Bursitler

Romatolojik hastalıklara bağlı genel vücut ağrıları

Diyabetik ayak tedavisinde

Omuz ağrısı 

Ameliyat sonrası ağrılar…

Peki TENS Tedavisinin kullanılamayan veya sakıncalı olan durumlar var mıdır ?

Evet ne yazık ki TENS Tedavisinin de kullanılamadığı durumlar vardır. Bu durumları şöyle sıralayabiliriz:

Hamilelerde kullanılmadan önce hekim onayı gerekir ya da hiç kullanılmaması önerilir.

Pıhtı sorunları

Kalp pili olanlar

Metal implantı olanlar

Kronik hastalıklarda (hipertansiyon vb.) hekim görüşü önemlidir

Cildi aşırı hassas olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır

Boyun gibi bölgelerde kullanılmaması gerekir

Kanser hastalarında ya da tümörü olan kişilerde kullanılmamalıdır

TENS Tedavisinin Yan Etkileri Var Mıdır ?

Tens tedavisinin ciddi yan etkileri bulunmamaktadır. Hasta tedavi sırasında hafif bir karıncalanma, minimal acı hissedebilir ancak bunlar ciddi yan etkiler değildir. Akımın dikkatli arttırılmaması ya da hassas ciltli kişilerde ciltte tahriş ve yanık riski bulunmaktadır. Bu nedenle dikkatli olunmalıdır.

TENS Tedavisinin Riskleri Var Mıdır ?

TENS tedavisinin bilinen ciddi riskleri bulunmamaktadır. Bazı hastalarda yanık ya da tahriş riski bulunmaktadır. Ayrıca kalp pili, metal implant bulunan hastalarda hayati risk taşıyabilir.

TENS Tedavisi Ne Kadar Uygulanır ?

Ters Tedavisi (Transkutanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) genelde 10-15 seans, 20-30 dakika uygulanan tedavilerdir. Ancak bu süre ve seans sayıları hastaya ve hastalığa bağlı olmak üzere değişiklik gösterebilir. 

Merkezimiz ve TENS Tedavisi (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu)

Robotik Rehabilitasyon Merkezi olarak her hastanın tedavi sürecinin farklı olduğunu biliyor, hastalarımızı özel olarak değerlendiriyoruz. Bireysel ve bütüncül tedavinin önemini vurguluyoruz.

TENS tedavisi klinikte elektrik akımının kullanılması ile analjezik etki yaratmak için kullanılmaktadır. Birçok hastalığın ve rahatsızlığın tedavisinde ağrı kesici olarak görev almaktadır.

Robotik Rehabilitasyon Merkezimizde deneyimli ve uzman hekimlerimizce uygulanan TENS  Tedavileri için bize güvenebilirsiniz!

SIKÇA SORULAN SORULAR

TENS Tedavisi (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) hangi hastalarda uygulanır ?

TENS tedavisi kullanım alanı oldukça geniş bir tedavi yöntemidir. Birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilir. Boyun fıtığı, osteoporoz, kırık sonrası, inme, migren, MS, parkinson, sırt ağrısı, bel ağrısı, diz ağrısı, bursit gibi ağrılı durumların tümünde kullanılabilir

TENS Tedavisinin (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) zararları ya da yan etkileri var mıdır ?

TENS tedavisinin bilinen bir yan etkisi ya da zararı yoktur. Ancak akım dozajı düzgün ayarlanmadığında ya da çok hassas tenlerde yanık riski bulunmaktadır.

TENS Tedavisi (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) yapılırken acı hissedilir mi?

Hayır, akım doğru verildiği sürece TENS tedavisi uygulanırken acı hissedilmez. Sadece hafif bir karıncalanma ve rahatsızlık hissi hissedilebilir.

TENS Tedavisi (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) neye iyi gelir?

TENS tedavisinin ana amacı ağrıyı kesmektir. Analjezik etkisi sebebiyle ağrı yaratan her durumda etkili olmaktadır.

TENS Tedavisi (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) günde kaç defa uygulanabilir ?

Bu konuda kesin bir kural bulunmamaktadır. Fayda görüldüğü takdirde TENS tedavileri günlük olarak ya da günde birkaç defa kullanılabilir.

TENS Tedavisi (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) ne kadar sıklıkla kullanılır?

Her gün ya da gün aşırı olarak tedavi uygulanması tedavi etkisini arttıracaktır. Bu nedenle terapistiniz ile tedavinizin sıklığını programlayabilirsiniz.

TENS Tedavisi (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) ne kadar sürer ?

TENS tedavileri genelde 20-30 dakika, 10-15 seans uygulanmaktadır. Ancak bu kişiden kişiye ve hastalığa bağlı olarak değişmekte olup, net bir sayı bulunmamaktadır.

TENS Tedavisi (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) diz ağrısına iyi gelir mi?

Evet, TENS ağrı kesici özelliğe sahip bir elektroterapi akımıdır. Bu nedenle diz ağrısı gibi ağrılı durumlarda kullanılabilir ve etkilidir.

Bize Ulaşın

Ücretsiz tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak uzman hekimlerimiz ve deneyimli fizyoterapistlerimiz ile yıllardır ağrı tedavisinde öncü merkezlerden biri olarak hizmet veriyoruz. Her hasta özeldir ve her hastanın tedavi süreci de özeldir. Bu nedenle her hastanın bireysel olarak değerlendirilmesi ve özel programlara ihtiyacı vardır.

Sizler ve sevdikleriniz için buradayız. TENS tedavilerimiz hakkında bilgi almak için bize web sitemiz ya da telefon numaramız üzerinden ulaşabilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!  

Read more

Menisküs Yırtıkları  

man bent her head grabbed him her after exercise 1 Menisküs Yırtıkları  
The man bent her head and grabbed him at her after exercise.

Sporcular ve gençler arasında sık sık duyduğumuz ve ciddi diz problemlerinden biri olan Menisküs yaralanmaları, günümüzde gelişen teknoloji ve tedavi yöntemleri ile kolayca tedavi edilebilmektedir. Menisküs dediğimiz yapılar, diz içerisinde şoku absorbe etme görevi olan, yarım ay şekline benzeyen elastik yapılardır. Sağ ve sol dizde olmak üzere toplam 4 adedi bulunan menisküslerin hasar almasına birçok etken sebep olabilir. Zamanla överse, darbe, düşme, ters hareket sebebiyle hasar alabilen Menisküsler hakkında detaylı bilgi için yazımıza göz atabilirsiniz.

Menisküs Yırtığı Nedir?

Menisküsler, dizlerimizin içinde bulunan, iki kemik arasında şok absorbsiyonu görevinde bulunan, genelde yarım ay şekline benzeyen ve her insanda 4 adet bulunan lastiksi yapılardır. Bu yapılar çeşitli sebepler nedeniyle hasar alabilir veya yırtılabilir. Yırtığın yeri ve büyüklüğüne bağlı olarak ciddiyeti değişmekle birlikte, bazı hasarlanmalar oldukça küçük olup bir müdahale gerektirmeden iyileşebilir.

Menisküs Yırtığı Neden olur?

En sık görülen diz yaralanmalarından biri olan menisküs yırtıkları birçok sebebe bağlı olarak ortaya çıkabilir. Genelde ters  hareket, aşırı kullanma, darbe gibi sebeplerle ortaya çıkan bu yırtıklar tedavi edilmediği takdirde ciddi sorunlara yol açabilir.

Menisküs Yırtıkları ve Risk Faktörleri:

Menisküs yırtıklarının risk faktörleri arasında birçok madde yer almaktadır. Yaş, obezite gibi risk faktörleri bulunun bu yırtıklar için çeşitli risk faktörlerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Ters hareket: Aktivite sırasında ani ve ters hareket yapılması, özellikle rotasyonel hareketler menisküs yırtıklarına sebep olabilmektedir.
  • Yaş: Yaş ilerledikçe menisküs hasarlarının görülme riski artar.
  • Spor: Basketbol, futbol gibi ayak sporları ve çoğu temas gerektiren spor menisküsler için risk faktörüdür.
  • Aşırı kullanım: Overuse da denilen, dizlerin fazla kullanımına bağlı nedenlerle oluşan hasarlar
  • Travma: Darbe, düşme, çarpma gibi dize direkt gelen travmalar menisküs yırtığı riskini arttırır.
  • Merdiven çıkma: Eğilip kalkma veya dizin bükülü konumunda yapılan sık aktiviteler menisküse zarar verebilir
  • Kireçlenme: Dizdeki kireçlenmeler kıkırdağa ve menisküse zarar vererek yırtık riskini arttırır.
  • Ağır yük kaldırma: Ağır yük kaldırmak diz eklemine bindireceği yük sebebiyle menisküs yırtığına sebep olabilir 
  • Obezite: Fazla kilolar menisküs üzerindeki yükü arttıracağından menisküs yırtığı riskini arttırır

Menisküs Yırtığı Belirtileri Nelerdir?

Genelde ağrı ve takılmalar ile kendini hissettiren menisküs yırtıklarında yırtığın yerine ve büyüklüğüne bağlı olarak farklı belirtiler ortaya çıkabilir. Bu belirtileri şöyle sıralayabiliriz:

  • Ağrı: Menisküs yırtığının konumuna bağlı olarak dizin önü, arkası, yanlarında şiddetli ağrıya sebep olabilmektedir.
  • Ödem: Menisküs yırtığı sonrasında içerideki kanama sebebiyle dizde şişme görülebilir
  • Kısıtlılık: Yırtığın derecesine ve ödeme bağlı olarak dizin hareketlerinde kısıtlılık oluşabilir
  • Dizde boşalma hissi: İleri derece yırtıklarda diz stabiletesi sağlanamaz ve dizde boşalma hissi oluşabilir.
  • Baker kisti: Bazı menisküs yırtıklarından sonra baker kisti denilen, ödeme bağlı diz arkasında kistler oluşabilir
  • Takılma hissi: Yırtık sebebi ile dizin hareketleri esnasında takılmalar yaşanabilir.
  • Eklem sesleri: Krepitasyon da denilen dizin hareketleri sonucunda çıtırtı seslerinin gelmesi

Menisküs Yırtıklarında Teşhis ve Tanı:

Genelde menisküs yırtıklarında en sık kullanılan tanı yöntemi MRI görüntülemedir. Ancak çoğu hastada hasta öyküsü dinlenerek ve fiziki muayene yapılarak da tanı koymak mümkündür. Menisküs yırtıkları için ortopedide Menisküs Testleri de bulunmaktadır.

Menisküs Yırtıkları ve Evreleme

Dejeneratif, oblik, radial gibi türleri bulunan Menisküs yırtıklarının dört evresi vardır. Bu evreleri şöyle sıralayabiliriz:

Birinci evre: Menisküs yırtıklarında ilk evredir. Tam bir yırtık bulunmamakla birlikte minimal hasar vardır.

İkinci evre: Menisküs bütünlüğü hala korunsa da artık bir yırtıktan bahsedilebilir

Üçüncü evre: Cerrahi düşünülebilen yırtıklardandır. Yırtık belirgindir.

Dördüncü evre: yırtığın son evresidir. Tam bir yırtık bulunmakta ve menisküsün bütünlüğü korunmamaktadır.

Menisküs Yırtığında Tedavi

Menisküs Yırtığı Sonrası Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Süreci

Menisküs yırtıklarından sonra yırtığın derecesi ve konumuna bağlı olarak cerrahi müdahale gerekebilir. Cerrahisiz yırtıklarda ise menisküsün iyileşmesi ve semptomların azaltılması için hasta Fizik Tedaviye ihtiyaç duyar.

Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak menisküs yırtıkları sonrasında birçok tedavi yöntemini birleştiriyor ve bütüncül bir tedavi sağlıyoruz. Bu tedavi yöntemlerini şöyle sıralayabiliriz: 

  • Egzersiz Tedavisi: Menisküs yırtıkları sonrasında özellikle üst bacak kaslarında azalma ve güç kaybı yaşanır. Bu kas ve güç kaybı, hastanın tekrar yürümesini engelleyecektir. Bu nedenle bacağın eski gücüne kavuşması için kas gücünü tekrar arttırmak gereklidir.
  • Fizik Tedavi Cihazları: Son teknoloji Fizik Tedavi cihazları ile menisküsün ve dizin eski haline kavuşması için tedavi uygulamaktayız
  • Esneklik çalışmaları: Kısalan kaslarda germe ve esneklik egzersizleri uygulamaktayız
  • Isı tedavileri: Isı cihazları ve buz tedavileri ile ödem ve ağrıyı azaltmayı hedefliyoruz 
  • Elektroterapi: Tens ve NMES gibi sık kullanılan elektroterapik akımlarla ağrı ve kas gücünü iyileştirmeyi hedefliyoruz 
  • Denge Çalışmaları: Menisküs yırtıkları sonrasında denge ve koordinasyon kaybı yaşanır. Bu nedenle dizde denge çalışmalarına önem verilmesi gerekir.
  • Propriyosepsiyon Uygulamaları: Uzaydaki konumumuzu anlamaya çalışan yeteneğimiz olarak da bilinen propriyosepsiyon yaralanma sonrası bozulur. Bu nedenle tedavi programına propriyosepiyon egzersizleri de eklenmelidir.
  • Sanal Gerçeklik: Sanal gerçeklik kullanılarak tedavi seansları daha eğlenceli bir hale getirilebilir 
  • Ergoterapi: yaralanma sonrasın bacağın motor becerileri de etkileneceğinden, ergoterapi çalışmaları ile bacağın fonksiyonu tekrar kazandırılmaya çalışılır.

Menisküs Yırtığında Cerrahi Tedaviler

Menisküs yırtıklarının hepsi cerrahi tedaviye ihtiyaç duymaz. Ancak 3. Ve 4. Seviye yırtıklarda menisküs bütünlüğünün bozulması ve semptomların fazla olması nedeniyle hastaya cerrahi önerilir. Günümüzde teknolojik gelişmelerin ve tıbbın ilerlemesi sonucuyla bu cerrahiler artroskopik olarak kameralarla da yapılabilmektedir.

Her menisküs yırtığı ameliyatından sonra hasta düzenli bir fizik tedaviye ihtiyaç duyar. Hastanın ağrı, ödem ve kısıtlılığının azaltılması için bir an önce tedaviye başlanmalı ve düzenli takip edilmesi gereklidir. 

Her hastanın fizik tedavi süreci farklıdır ve bireysel devamlılık gereklidir. Aynı zamanda propriyosepsiyon, denge ve fonksiyonel bozuklukların da giderilebilmesi için bütüncül tedavi uygulanmalıdır.

Menisküs Yırtığı Nasıl Önlenebilir?

Menisküs yırtıklarında ana sebepler genelde ani hareket, ters hareket, düzgün ısınmama ve gereğinden fazla yük kaldırmaktır. Bu tür sebepler göz önünde bulundurulduğunda kişinin bu risklerden uzak durması onu yırtıklara karşı koruyacaktır.

Merkezimizin Farkı

Menisküs yırtıkları her yaşta ve cinsiyette görülebilir ve sporcularda bu risk çok daha fazladır. Her yırtık ve her hastanın tedavi süreci birbirinden farklıdır ve bu nedenle her hastanın özel olarak değerlendirilmesi, değerlendirme sonrasında da bireysel bir tedavi programı çizilmesi gerekir.

Yürümenin etkilendiği bu yaralanmaların hastanın mentali için de zor olduğunu biliyor bu nedenle her türlü sosyolojik ve psikolojik desteği de sağlıyoruz.

Bize ulaşın!

Menisküs yırtıklarında tedavi için geç kalmayın. Menisküs yırtıkları ve tedavilerimiz hakkında bilgi almak için web sitemiz ya da telefon numaramız aracılığı ile bize ulaşabilir, randevu alabilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!

SIKÇA SORULAN SORULAR

-Menisküs Yırtığında Ne Zaman Cerrahi Gerekir ?

Menisküs yırtıklarının hepsinde cerrahi gerekmez. Özellikle 1 ve 2. Derece yırtıklar cerrahi istemezken, 3 ve 4. Yırtıklarda cerrahi önerilmektedir.

-Menisküs Yırtığı Kendiliğinden Geçer mi?

Çok ciddi olmayan, özellikle ilk seviye yırtıkların kendiliğinden iyileşebildiği görülmüştür.

-Menisküs Yırtığı Tedavisi Nasıl Yapılır?

Menisküs yırtıklarında her zaman cerrahi gerekmemekle birlikte, Fizik Tedavi ve rehabilitasyon ile tedavi sağlanabilir. Hastanın bu süreçte düzenli rehabilitasyon alması önemlidir.

-Menisküs Yırtığı Ne Kadar Sürede İyileşir ?

Her hasta ve yırtığın derecesi farklı olduğundan bu konuda hakkında net bir bilgi verilmemekte ve kişiden kişiye göre değişmektedir.

-Menisküs Yırtığı sonrası hastalar yürüyebilir mi?

Menisküs yırtıkları ağrı, kısıtlılık ve denge sorunları sebebiyle yürüme bozukluğu yapabilmektedir. Ancak tedavi sonrasında hasta eskisi gibi yürüyebilmektedir.

-Menisküs Yırtığı ağrısı nerede olur ?

Yırtığın yerine bağlı olmakla birlikte diz önü, yanı veya arkasında hissedilebilir.

-Menisküs Yırtığında Ödem Olur mu ?

Evet. Menisküs yırtığı belirtilerinden biri de dizdeki kanamaya bağlı olarak ödem ve şişlik görülmesidir.

-Ameliyatsız menisküs yırtığı nasıl geçer?

Menisküs yırtıklarında özellikle 1 ve 2. derece yırtıklarda ameliyat gerekmez. Bu yırtıklarda Fizik tedavi uygulamaları ve egzersizler yırtığın iyileşmesinde cerrahisiz olarak görev almaktadır.

-Menisküs Yırtığı Egzersiz ile İyileşir mi?

Evet, çok ileri seviye olmayan Menisküs yırtıklarında en etkili tedavi yöntemlerinden biri egzersizdir. Özellikle üst bacak kaslarının güçlendirilmesi önemlidir.

-Menisküs yırtığı için evde ne yapılır?

Menisküs tedavisinde evde buz koymak ve fizyoterapistin verdiği egzersizleri düzenli olarak yapmak iyileşmeyi hızlandıracaktır.

-Menisküs Yırtığı İçin Dizlik Kullanılır mı?

Evet, diz kapağını saran dizlikler menisküs yırtıklarında koruma ve ağrıyı azaltıcı görev görür.

-Menisküs Yırtığı Olanlar Nelere Dikkat Etmeli?

Menisküs yırtığı sonrasında çömelerek yapılan aktiviteler, basamak çıkma, bağdaş kurma gibi dizin bükülü olduğu hareketlerden uzak durulmalıdır.

Read more

Brakial Pleksus Yaralanmalarında Tedavi

image Brakial Pleksus Yaralanmalarında Tedavi

Brakial Pleksus Yaralanmaları genelde çocuklarda görülse de yetişkin yaşta da görülebilen, sinir ağının hasarı sonucu ortaya çıkan bir nörolojik tablodur. Boyundan omuza doğru uzanan sinirlerdeki hasarla ortaya çıkan, omuz,kol ve dirseğin fonksiyonunu kısıtlayabilen bu nörolojik tablo hakkında detaylı bilgi için yazımızın devamını okuyabilirsiniz.

Brakial Pleksus’un Anatomisi

Brakial Pleksus sinir ağı, boyun bölgesinden başlayarak koltuk altına dolanan geniş bir sinir topluluğudur. Omurilikten çıkan sinir köklerinin C5-T1 arasında dallanmasıyla oluşan bu ağda üst, orta ve alt olmak üzere 3 ana dal bulunmaktadır. Üst dalları C5-C6, orta dalı C7, alt dalı ise C8-T1 kökleri oluşturmaktadır.

Brakial Pleksus Yaralanması

Pediatrinin yaygın olarak ilgilendiği rahatsızlıklardan biri olan Brakial Pleksus Yaralanmaları, Brakial Pleksus Sinir ağının yaralanması ile ortaya çıkan nörolojik tabloya verilen addır. Boyundan omuza doğru köklere ayrılan Brakial Pleksus kolun, dirseğin ve elin temel hareketlerinden sorumlu kasları uyardığından kolun hareketleri olumsuz etkilenir.

Brakial Pleksus ve Türleri

Brakial Plekssus yaralanmalarında, hangi sinir dalının hasar aldığına ve hasarın derecesine göre farklı tip tutulumlar görülmektedir. Erb-Duchenne, Klumpke ve Mix tutulum görülen Brakial Pleksus yaralanmalarını şöyle açıklayabiliriz:

  • Erb-Duchenne Felci: Erb-Duchenne tutulumu ya da felci, Brakial Pleksus üst dalının hasarı ile ortaya çıkan, en sık görülen ve çocuğun elinin bahşiş isteme pozisyonunda kaldığı türdür.
  • Klumpke Felci: Brakial Pleksus alt dalının tutulumu ile ortaya çıkan Klumpke Felci, içlerinde en nadir görülen Brakial Pleksus yaralanması türüdür. Kolun pek etkilenmediği ancak elin ciddi anlamda etkilendiği bu türde, pençe el deformitesi görülmektedir.
  • Erb-Klumpke Felci: Tam tutulum da denilen hem alt hem üst dalların tutulumu ile gerçekleşen, kolun tamamında tutulumun gerçekleşeceği tutulumdur.

Brakial Pleksus Yaralanmasının Nedenleri

Genelde doğum esnasında ya da doğumdan hemen sonra oluşan Brakial Pleksus yaralanmaları için birçok sebep ve risk faktörü bulunmaktadır. Bu nedenleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Anneden kaynaklı sebepler: Anneden kaynaklı anatomik sorunlar bebeğin doğumu esnasına kolunun hasar almasına sebep olabilir. Ikınamama, darlık, doğumun uzaması ya da tamamlanamaması…
  • Doğumsal problemler: Doğum esnasında bebeğin fazla kilolu olması, doğumun uzaması, forseps ya da vakum kullanımı gibi sebepler doğum esnasındaki sebeplerdir ve en sık görülen nedenlerdir.
  • Sinirsel sorunlar: Travma, kesi, kaza gibi nedenlerle kişinin sinirlerinde oluşan kopukluk nedeniyle de Brakial Pleksus yaralanması oluşabilir.

Brakial Pleksus Yaralanmaları ve Belirtileri

Brakial Pleksus yaralanmalarında genel belirti çoğunlukla kolda ağrı ve hareketlerde kısıtlılıktır. Diğer belirtiler ise şöyledir:

  • Ağrı: Omuz ve kola yayılan ağrı
  • Uyuşma: Sinirsel bozukluk nedeniyle kolun tutulan bölgesine bağlı olarak uyuşma, karıncalanma ve his kaybı:
  • Güç kaybı: Kol kaslarında sinirsel iletime bağlı güç kayıpları görülmesi
  • Felç: Kolda tutulan sinir dalına bağlı olarak felç görülebilir 
  • Harekette kısıtlılık: Tutulan bölgeye bağlı olarak kolun ve elin hareketlerinde kısıtlılık görülebilir

Brakial Pleksus Yaralanmalarında Tanı 

Brakial Pleksus yaralanmalarında tanı koymak için önce hastanın ve ailenin tıbbi hikayesi dinlenir. Çocuk hekim tarafından detaylı bir şekilde muayene edilir. Genelde hikaye ve fiziki muayene yeterli olmaktadır. Ancak MRI görüntüleme, EMG çekimi gibi ek tekniklerle kesin tanı da koyulabilmektedir.

Brakial Pleksus Yaralanması ve Tedavi

Brakial Pleksus yaralanmaları genelde doğumla birlikte ortaya çıkan ancak sinirlerdeki hasara bağlı olarak ileri yaşlarda da görülebilen, boyundan omuza uzanan büyük sinir ağının hasar görmesi ile ortaya çıkan, kolun fonksiyonunu ciddi açıda olumsuz etkileyen nörolojik durumdur. Genelde doğumla birlikte ortaya çıkan Brakial Pleksus yaralanmaları, ilk aylarda hızlı tedaviye başlandığı takdirde iyileşmektedir.

Ücretsiz tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi’mizde sunduğumuz tedavi yöntemlerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Egzersiz Tedavisi: Brakial Pleksus yaralanmaları yaralanmanın yerine ve derecesine bağlı olarak omuz ve kolun belirli kaslarında güçsüzlüğe sebep olabilmektedir. Kas gücünün kazanılması için kuvvet egzersizleri tedavi programına eklenmelidir 
  • Esneme ve Germe: Brakial Pleksus yaralanması sonucu kısalan kaslarda germe egzersizleri uygulanmalıdır
  • Fizik Tedavi Ajanları: Ultrason, soğuk-sıcak cihazları gibi fizik tedavi ajanları semptomların hafifletilmesi için uygulanabilmektedir 
  • Elektroterapi: Ağrı ve kas gücü için TENS, NMES gibi elektroterapi akımları kullanılabilmektedir 
  • Ergoterapi: Brakial Pleksus yaralanmları elin ince motor becerilerini olumsuz etkilediğinden Ergoterapi uygulamaları ile motor beceri çalışılmalıdır
  • Fonksiyonel egzersizler: Kol ve ele fonksiyonunu tekrar hatırlatmak için fonksiyonel egzersizler uygulanmalıdır 

Brakial Pleksus Yaralanmaları Önlenebilir mi? 

Brakial Pleksus yaralanmaları genelde doğumla birlikte gelen yaralanmalardır. Gereksiz kilo alımından kaçınmak, bebeğin düzenli takibi, doğum sırasında forseps veya vakum kullanmamak Brakial Pleksus yaralanmalarını önleyebilmektedir. Ayrıca bebeğin en yakın zamanda değerlendirilerek tedaviye alınması, yaralanmanın bırakacağı hasarı en aza indirecektir.

Brakial Pleksus Yaralanmaları ve Merkezimiz

Brakial Pleksus yaralanmaları her kişide farklı şekilde görülen, genelde bebeklerde doğum sonrası oluşsa da yetişkinlerde de görülebilen nörolojik bir sorundur. Kolun tüm hareketini etkileyebilecek bu nörolojik tablo, dikkatli ve acil olarak tedavi edilmelidir.

Fizik Tedavi İstanbul Merkezimizde, her Brakial Pleksus hastamızı özel olarak değerlendiriyor ve bireysel tedavi programları çiziyoruz. Brakial pleksus yaralanmalarında bireysel ve bütüncül tedaviyi savunuyoruz. 

Bize ulaşın!

Brakial Pleksus boyundan omuza doğru uzanan sinir ağına verilen addır ve bu yaralanmalar erken tedavi edildiği takdirde hasar bırakmadan iyileşebilir. Bu nedenle geç olmadan Fizik Tedavi İstanbul Merkezimize ulaşabilir ve Brakial Pleksus yaralanmaları hakkında bilgi alabilirsiniz. Size ve sevdiklerinize sağlıklı günler dileriz!

SIKÇA SORULAN SORULAR

-Brakial Pleksus yaralanmaları önlenir mi ?

Brakial Pleksus yaralanmaları genelde doğumda oluşan yaralanmalardır. Forseps ve vakum kullanımının engellenmesi, riskli doğumlarda sezaryen tercih edilmesi Brakial Pleksusun zarar görmesini engelleyebilir.

-Brakial Pleksus yaralanmaları iyileşebilir mi?

Brakial Pleksus yaralanmalarında tanıdan sonra hemen tedaviye alınarak ilk birkaç ay içinde oldukça iyi bir ilerleme sağlanabilir.

-Brakial Pleksus yaralanmaları için fizik tedavi gerekir mi ?

Brakial Pleksus yaralanmalarından sonra hastanın detaylı bir fizik tedavi görmesi gerekmektedir. Hastanın kas gücünün tekrar sağlanması, ağrısı için çeşitli yöntemlerin kullanılması gerekir. Bebeğin mümkün olan en kısa sürede tedaviye alınması ile iyi bir iyileşme süreci yaşanabilir.

-Brakial Pleksus yaralanmaları tedavisi nasıl yapılır?

Brakial Pleksus yaralanmalarında, kas gücü kaybına, kısalan kaslara, ağrıya, uyuşukluğa yönelik tedaviler sağlanır ve semptomları azaltmak hedeflenir.

-Brakial Pleksus yaralanmaları ne kadar sürede iyileşir ?

Her hastanın tedavi süreci farklıdır. Brakial Pleksus yaralanmalarında hasarın yeri ve derecesine bağlı olarak iyileşme süresi farklılık gösterir. Bu nedenle kesin bir şey söylenmesi mümkün değildir.

-Brakial Pleksus yaralanmaları sonrası kol kullanılabilir mi?

Brakial Pleksus yaralanmasında kolun hangi bölgesinin hasar aldığı ve hangi dalların etkilendiği önemlidir. Bu nedenle kolun tamamının etkilenmediği yaralanmalar görülebilir.

-Brakial Pleksus yaralanmasının ağrısı nerede hissedilir ?

Brakial pleksus ağrıları genelde omuz, kol, dirsek ve el bölgelerinde hissedilebilir.

-Brakial Pleksus yaralanmalarında uyuşma olur mu ?

Brakial Pleksus yaralanmaları, sinir ağının hasarı sonucu oluşan tablodur. Bu nedenle bu tablo sonucunda ağrı ve uyuşma görülebilir.

-Brakial Pleksus yaralanması sonradan olur mu ?

Evet, Brakial Pleksus yaralanmaları doğumla olabildiği gibi, yetişkinlikte kola alınan bir travma sonucunda da oluşabilir.

Read more

Rotator Cuff (Manşet) Sendromu

stressed senior man with shoulder pain blue backdrop 23 2148032366 Rotator Cuff (Manşet) Sendromu

Rotator Cuff (Manşet) Sendromu Nedir?

Rotator Cuff ya da halk arasında bilinen adıyla Rotator Manşet Sendromu, omuzdaki Rotator Manşet denilen yapının yaralanması ya da yırtılması ile oluşan tabloya denilir. Peki nedir bu Rotator Manşet ?

Rotator Manşet, yani Omuz Manşeti omzu çevreleyen ve omzun stabilizasyonunda görevli kas grubudur. Hasarında omuzun hareketlerini oldukça kısıtlayan Rotator Manşet kasları dört adettir. Bı kaslar ise; Supraspinatus, Infraspinatus, Teres Minör ve Subcapularis kaslarıdır.

Rotator Manşet Sendromu ise bu dört kasın bir araya gelerek oluşturduğu manşette hasar, yaralanma, yırtık gibi sorunların oluşumu ile ortaya çıkan ortopedik tablodur. Bu manşet grubunun hasarında omzun hareketlerinde ciddi kısıtlılıklar ve omuz ekleminde stabilizasyon kayıpları ortaya çıkar. 

Fizik Tedavi istanbul Merkezi olarak sizlere Rotator Cuff Sendromu’nu tanıtacağız:

Rotator Cuff (Manşet) Sendromunun Nedeni Nedir ?

Genelde Rotator Manşet hasarı, birçok nedene bağlı olarak gelişebilir. Tekrarlı ve sık omzun kullanıldığı aktivitelerde bulunma, düşme, ters hareket, ani omuz dönmeleri gibi sebepler en sık rastlanılan nedenlerdir. 

Rotator Cuff (Manşet) Sendromu Risk Faktörleri Nelerdir?

Rotator Cuff (Manşet) Sendromu her yaş ve cinsiyette görülebilen ancak kadınlarda aktivitelerin sıklığına bağlı olarak daha sık görülebilen bir ortopedik tablodur. Anatomik olarak yatkınlık olabileceği gibi, kişinin kolunu sık kullanması, tekrarlayan travmalar, düşme, çıkık gibi riskler de bu hasarı tetikleyebilmektedir.

Rotator Cuff (Manşet) Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

En temel belirtisi ağrı ve omuzda kısıtlılık olan Rotator Cuff (Manşet) Sendromunun belirtilerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Ağrı: Omuz eklemi etrafında şiddetli ağrı oluşur.
  • Omuz ekleminde kısıtlılık: Omzun hareketlerinde ağrı ve stabilizasyon eksikliğine bağlı kısıtlılıklar oluşabilir.
  • Hareketlerde zorlanma veya tamamen yapamama görülebilir.
  • Omuz ve kol kaslarında güçsüzlük: Omuz kaslarında hasara bağlı olarak güçsüzlük ya da tamamen güç kaybı görülebilir.
  • Ağrı sebebiyle uyku sorunları, depresyon gibi psikolojik problemler görülebilir.

Rotator Cuff (Manşet) Sendromu Tanısı Nasıl Koyulur?

Aslında Rotator Cuff (Manşet) tanısı oldukça kolay bir şekilde fiziki muayene ve hasta öyküsü ile koyulabilir. Ancak kesin tanı için ultrason, MRI, BT gibi görüntüleme teknikleri kullanılabilmektedir.

Rotator Cuff (Manşet) Sendromunda Tedavinin Önemi

Rotator Cuff (Manşet) hasar sonrası cerrahi seçeneğe başvurulabilir ancak cerrahi genelde ilk tercih değildir. Yırtığa ve ağrıya bağlı olarak fizik tedavi ve dinlenme ilk seçenek daha sonrasında fayda görülmezse cerrahi gerekebilir.

Rotator Cuff (Manşet) Sendromunda Ne Zaman Cerrahi Gerekir ?

Rotator Cuff (Manşet) yırtıkları, omuz ekleminin hareketlerini ciddi ölçüde kısıtlayan ve günlük yaşamı ciddi anlamda zorlaştıran rahatsızlıklardan biridir. Omuz eklemimizi saran kas ve tendon grubunun, Rotator Manşetin, hasarlanması ile ortaya çıkar ve birçok sebebe bağlı olabilir.

Her hastanın durumu özeldir ve merkezimiz her hastamıza özgü bir tedavi programı oluşturabilmek için detaylı tetkik ve değerlendirmeler yapar. Gerekli değerlendirme ve görüntülemelerden sonra yırtığın derecesi, büyüklüğü, tipi ve şikayetler belirlenir. Genelde küçük yırtıklarda cerrahiye ihtiyaç duyulmadan konservatif tedavilerle iyileşme sağlanabilir.Daha büyük ve karmaşık yırtıklar ise cerrahi müdahale gerektirebilir.

Cerrahiye giden süreci ağrının şiddeti, kaybedilen fonksiyonlar, kişinin cerrahisiz tedaviye verdiği yanıtlar etkileyebilir.

Omuz ağrısı ve hareket kısıtlılıkları çağımızda birçok kişinin yaşadığı ve günlük hayatı zorlaştıran sorunlardandır. Spor yaralanmaları, travmalar yanında tekrarlı kullanımın da doğurduğu bu sorunlarda çözüm yolu ameliyat olabilir.

Rotator Cuff (Manşet) Sendromunda Cerrahi

Rotator manşet ameliyatı öncesinde her hasta detaylı değerlendirilir ve kontrolden geçirilir. Hasta cerrah uygun görürse değerlendirme sonrasında ameliyata alınır ve hasta ile ailesi detaylıca bilgilendirilir. 

Fizik Tedavi İstanbul Merkezi’mizin uzman ve deneyimli hekimleri, fizyoterapistleri ve sağlık çalılanları ameliyat öncesi ve sonrası dönemde sizin için burada!

Rotator Cuff (Manşet) Sendromunda Cerrahi Sonrası Rehabilitasyon 

Rotator Cuff (Manşet) ameliyatı sonrasında kaybedilen hareket açısı, omuz stabilizasyon, kas gücünün geri kazanılması için Fizik Tedavi İstanbul Merkezi’mizde göreceğiniz fizik tedavi büyük önem taşır.

Rotator Cuff (Manşet) Sendromunda Cerrahi Sonrası İlk Adımlar

Rotator Cuff (Manşet) ameliyatı sonrasında hastanın hemen iyileşme sürecine alınması gerekir. İlk başta koruma ve ağrıya yönelik izlenen program, kan dolaşımını arttırıcı, hareket açıklığını arttırıcı, güçlendirici ve esnekliği arttırıcı egzersiz programları ile devam eder.

Omzunuzun eski hareket açıklığına ve fonksiyonuna dönmesi uzun sürebilir ve bu süreçte fizik tedavi vazgeçilemez bir zorunluluktur.

Rotator Cuff (Manşet) Cerrahisi Sonrası İyileşme ve Rehabilitasyon

Ameliyat kararı verildikten sonra Rotator Cuff (Manşet) kaslarının ve tendonlarının eski gücü ve fonksiyonuna kavuşabilmesi için fizik tedavi büyük önem taşır. Fizik Tedavi İstanbul Merkezimizdeki uzman fizyoterapistlerimiz, her hastanın özel ve bireysel iyileşme süreci olduğunu bilir ve her hastamız için bireyselleştirilmiş tedavi programları oluşturur.

Tedavinin ilk sürecinde ağrı ve kısıtlılık odaklı ilerleyen rehabilitasyon süreci, ileriki dönemlerde fonksiyonel egzersizler ve dirençli egzersizlerle desteklenir ve kaslar güçlendirilir. Hastalarımızın eski günlük yaşamlarına dönmeleri ve ağrısız bir süreç yaşayabilmeleri için detaylı ve yenilikçi tedavi yöntemlerimizle Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak hizmetinizdeyiz.

Rotator Cuff (Manşet) Sendromunda Rehabilitasyon Süreci

Hastaların ameliyat sonrasında başlayan fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecinin önemini biliyoruz ve zaman kaybetmeden rehabilitasyon sürecimize başlıyoruz. Eklem hareket kısıtlılığının giderilmesi, ağrılarınızın azaltılması için çeşitli egzersizler, kuvvetlendirme çalışmaları, elektroterapi ve Kol Robotu gibi teknolojik aletleri aktif bir şekilde kullanıyor ve hastalarımızı takip ediyoruz.

Ameliyat sonrası erken dönemde eklemin zorlanmaması gerektiğini biliyor, hastamızın eklemini güvenli bir şekilde eski haline döndürmek için çabalıyoruz.

Unutmayın ki Rotator Cuff (Manşet) ameliyatı sonrasında omzunuzu zorlamamalı ve günlük aktivitelere zamanla ve kademeli olarak dönmelisiniz.

Rotator Cuff (Manşet) Ameliyatı Sonrası Kontrol ve Takip

Ameliyat sonrasında hastalarımızın düzenli olarak kontrollerini yapıyor ve hastalarımızı takip ediyoruz. Her hastanın iyileşme sürecinin farklı olduğunu ve bireysel çalışmamız gerektiğini biliyor, her hastamızla özel olarak ilgileniyoruz.

Merkezimizin Rotator Cuff (Manşet) Tedavisinde Farkı

Kişisel egzersiz programları,kapsamlı fizik tedavi süreci, bireysel ve özel değerlendirmeler, kas güçlendirme ve esneklik çalışmaları gibi birçok hizmetimizle çoğu merkezden daha gelişmiş bir tedavi hizmeti vermekteyiz.Alternatif Tedavi Yöntemleri  ile hastalarımızın bu zorlu süreçte konforlu bir tedavi görebilmesi için çabalıyoruz.

Fizik Tedavi İstanbul Merkezimizde geçirdiğiniz süreçte deneyim ve fikirlerinizi önemsiyor, size en iyi hizmeti sağlamak için çalışıyoruz. Hastalarımızın her birinin deneyimlerinin önemini biliyor ve her gün kendimizi geliştirmek için çabalıyoruz.

Rotator Cuff (Manşet) Sendromu ve tedavisi hakkında bilgi almak için web sitemiz ya da telefon numaramızla bize ulaşabilir ve detaylı bilgi alabilirsiniz.

Merkezimiz sizi ve sevdiklerinizi önemsiyor, bu zor sürecin ne kadar zorlu olabileceğini biliyoruz. Bu yüzden güven veren tedavi yöntemleri ile hizmetinizdeyiz!

SIKÇA SORULAN SORULAR

-Rotator manşet nedir?

Rotator manşet, omzun hareketlerini sağlayan ve omuz eklemini stabil tutan dört farklı kasın (supraspinatus, infraspinatus, teres minor ve subscapularis) birleşerek oluşturduğu bir grup kas ve tendon yapısıdır.

Rotator manşet neden önemlidir?

Rotator manşeti korumak omuz eklemi için hayati öneme sahiptir çünkü bu yapılar omuzun stabilitesini sağlar.

-Omurgadan kaynaklanan problemler Rotator Manşete zarar verir mi? 

Evet, bazı anatomik sorunlar ve ters hareketler sebebiyle zarar görebilir.

-Rotator Cuff (Manşet) Sendromu Nasıl Önlenebilir?

Yırtıkları ve yaralanmaları önlemek için dikkatli hareketler yapmak, ağrılı durumlarda kolunuzu zorlamamak, kaslarınızı güçlendirmek ve egzersizli aktif bir yaşam sürdürmek yardımcınızı olacaktır.

-Rotator Cuff (Manşet) Sendromu Her Zaman Ameliyat Gerektirir mi ?

Hayır. Yırtığın derecesine ve tipine bağlı olarak konservatif tedavi yöntemleri ile de cerrahisiz tedavi sağlanabilir.

-Rotator Cuff (Manşet) Sendromu Ne Kadar Sürede İyileşir ?

Bu konuda her hastanın tedavi sürecinin farklı olduğunu ve bu nedenle tedavi süresinin hastaya bağlı olarak değiştiğini söylememiz gerekir.

Read more

İNME

fizik tedavi merkezleri İNME

Günümüzde en sık görülen nörolojik sorunların başında gelen İnme; artan radyasyon, hareketsiz yaşam ve hastalıklar sebebiyle çevremizde sıkça gördüğümüz bir durum oldu. Genelde inme inmesi olarak halk arasında bilinen, felç ile karakterize bu durum için sizi bilgilendirmek istiyoruz. Ücretsiz fizik tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak, “İnme nedir?” “Nasıl tedavi edilir?” gibi sorularınızın cevapları için yazımıza göz atabilirsiniz!

İnme Nedir ?

İnme inmesi, inme geçirmek ya da kısaca İnme; beynin bir bölümündeki hasar nedeniyle felç olayının yaşanması olarak özetlenebilir. Beyin damarlarındaki tıkanıklıklar ya da kanamalar sebebi ile beyin hücrelerinin oksijensiz kalarak ölmesi sebebiyle ortaya çıkar ve oldukça tehlikeli bir durumdur.

İnmenin bilinen iki çeşidi vardır: İskemik ve Hemorajik İnme

İskemik inme, pıhtı sonucu beyin damarının tıkanması olarak bilinirken, Hemorajik İnme kanama nedeniyle oluşmaktadır.

İnme Neden Olur?

Günümüzde sık sık adını duyduğumuz ve oldukça riskli bir durum olan İnmenin ortaya çıkmasında birçok sebep olduğu bilinmektedir. Yaş, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları ve sigara gibi birçok sebep İnmenin ortaya çıkmasında etkilidir.

İnme Belirtileri Nelerdir?

Günümüzde sıkça gördüğümüz bir nörolojik rahatsızlık olan İnme, bazı belirtiler ile erkenden teşhis edilebilir. İşte İnme belirtilerini sizin için sıraladık:

  • Baş dönmesi: İnme geçiren kişilerde baş dönmesi şikayetleri görüldüğü bilinmektedir
  • Baş ağrısı: Genelde hastalar şiddetli ve dayanılmaz bir baş ağrısı çektiklerini söylerler. İnme teşhisi alan hastaların birçoğunda şiddetli baş ağrısı görülmektedir.
  • Konuşma zorluğu: İnme etkilediği beyin bölümüne bağlı olarak konuşma bozukluğu, anlamsız konuşma, yanlış kelimeleri seçme ya da konuşamama gibi sorunlara yol açabilir.
  • His kaybı: İnme sonrasında gelişen felç, kas gücü yanında duyuları da etkileyebilmektedir. His kaybı ve hislerde azalmaya sebep olabilir.
  • Kas gücünde kayıplar yaşanması: İnme sonrasında birçok hastada kas kaybı ve kas güçsüzlüğü görülmektedir. Hastanın etkilenen bölgesine bağlı olarak birçok fonksiyonun kaybı söz konusudur.
  • Denge ve koordinasyon sorunları: İnme sonrasında hastalarda denge ve koordinasyon kayıpları görülmektedir ve bu da kas gücü yeterli bile olsa yürümeyi etkileyecektir
  • Görme sorunları: İnmeli hastalarda bulanık görme, çift görme, körlük gibi belirtiler görülebilmektedir 
  • Yüzde asimetri ve felç: İnme sonrasında yüz felci ve mimik kaslarındaki sorunlar nedeniyle yüz asimetrisi görülebilmektedir

İnme İçin Risk Faktörleri Nelerdir?

İnme için bilinen birçok risk faktörü bulunmaktadır. Ücretsiz tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak sizler için bu faktörleri sıralıyoruz:

  • Kalp ve damar hastalıkları: Kalp ve damar hastalıkları düzensiz kan dolaşımı nedeniyle inmenin birincil sebeplerindendir
  • Şeker (Diyabet): Şeker kan basıncını yükseltir ve yüksek tansiyona sebep olur. İnme risk faktörlerinin başında gelen sebeplerden biri olarak diyabete karşı dikkatli olunmalıdır.
  • Obezite: Obezlik diyabet, tansiyon ve birçok hastalığı tetiklediği gibi inmeyi de tetikleyebilir
  • Sigara kullanımı: Sigara kullanımı kalp ve damar hastalıklarına sebep olarak inme riskini arttırmaktadır 
  • Yaş : İnme görülme riski yaşlılarda daha fazladır
  • Yüksek tansiyon: İnmenin en temel sebeplerindendir, yüksek tansiyon inme riskini arttırır
  • Yüksek kolesterol: Yüksek kolesterol nedeniyle damar tıkanıklıkları artar ve dolayısıyla inme riski artar

İnme Tanısı 

İnme her gün dünyada bir insanın hayatını karartmaktadır. Genelde baş ağrısı gibi basit bir belirti ile ortaya çıkabilen, bu nedenle de erken teşhisi oldukça zor olan bir durumdur. İnme teşhisinde kullanılan özel bir teknik maalesef yoktur. Hastanın hikayesi ve nörolojik muayenesi büyük önem taşırken, MRI, BT gibi tıbbi görüntüleme yöntemleri de bu teşhiste yardımcı olabilmektedir. 

İnme ve Tedavisi

İnmede Cerrahi Tedavi

İnme beyin kanaması, pıhtı atması gibi sebeplere bağlı olarak ortaya çıktığından acil cerrahi müdehale gerektirebilir. Cerrahi sonrasında ise uzun bir yoğun bakım sürecine ihtiyaç duyulabilir. Cerrahi sonrasında acilen tedaviye başlanmalı ve fizik tedavi gecikmemelidir.

İnmede Fizik Tedavi ve Rehabilitasyonun Önemi

İnme maalesef ki kişinin bağımsızlığını etkileyebilen, kas gücü kaybı, his kaybı, fonksiyon kayıpları gibi durumlara sebep olabilen nörolojik bir durumdur. Hastanın fizik tedaviye başlaması büyük önem ve aciliyet gerektirir. Özellikle hızlı ve erken başlanan fizik tedavinin iyileşme sürecini hızlandırdığı bilinmektedir. Ücretsiz tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezimizde verdiğimiz Fizik Tedavi hizmetlerimiz şöyle sıralanabilir:

Egzersiz Tedavisi: İnme hastalarda kas gücü kaybına ve fonksiyonel kayıplara yol açmaktadır. Bu nedenle kaybedilen kas kütlesi ve gücünü tekrar kazanmak için egzersizin rolü büyüktür.

Esneklik ve Germe Çalışmaları: İnme sonrasında hastalarda kas kısalıkları ve gerginlikler görüldüğü bilinmektedir. Bu nedenle olumsuzlukların ve eklem sertliklerinin önüne geçmek için düzenli germeler yapılmalıdır.

Denge ve Koordinasyon Egzersizleri: İnme sonrasında birçok hastada denge ve koordinasyon kayıpları görülmektedir. Tedavi programlarına denge egzersizlerinin eklenmesi ihmal edilmemelidir.

Fizik Tedavi Cihazları: İnmeli hastalarda iyileşmeyi hızlandırmak için magnetoterapi gibi fizik tedavi cihazlarından yardım alınabilmektedir

Elektroterapi: İnmeli hastalarda ağrılar görülebilir. Bu nedenle ağrılar için TENS tedavisi, kas güçlendirmek için NMES kullanılabilir.

Sanal Gerçeklik Uygulamaları: İnme uzun bir tedavi süreci gerektiren yorucu ve psikolojik olarak ağır bir durumdur. Hastaların tedaviye interaktif olarak katılabilmeleri için oyunlarla donatılmış sanal gerçeklik uygulamaları kurtarıcınız olabilir

İnmede Ergoterapi, Yutma ve Konuşma Terapisi

İnme sadece vücut kaslarını değil, ince motor becerileri, yutma ve konuşma kaslarını da etkilemektedir. Bu nedenle inmeli hastalarda kaybedilen ince motor beceriler için Ergoterapi çalışmaları, yutma ve konuşma bozuklukları için ise Yutma ve Konuşma terapisinin tedavi sürecine eklenmesi gerekir.

İnmede Robotik Rehabilitasyonun Önemi

İnme sonrasında kas güçsüzlükleri, sinirsel bozukluklar nedeniyle yürüme fonksiyonunda kayıplar görülebilmektedir. Robotik Yürüme Cihazları, hastanın ağırlığını alarak pasif veya yardımlı olarak hastanın yürümesini sağlar. Kas güçlendirmenin yanı sıra fonksiyon kazanımında da önemli faydaları vardır.

Merkezimizle Ücretsiz Fizik Tedavi

Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak Türkiye’nin ücretsiz fizik tedavi alanında öncü merkezlerinden biriyiz ve hastalarımızın tedavilerini önemsiyoruz. Her hastanın farklı süreçlerden geçtiğini ve bireysel tedavinin önemini biliyoruz. Bu nedenle merkezimizde bireysel ve bütüncül tedaviye önem vermekteyiz.

Bize ulaşın!

İnme her hasta ve yakını için zorlu ve yorucu bir süreçtir. Ücretsiz tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak uzman hekimlerimiz ve deneyimli fizyoterapistlerimiz ile sizler için buradayız. Randevu ve bilgi almak için bize web sitemiz ya da telefon numaramız aracılığı ile ulaşabilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

İnme geçirmek önlenebilen bir şey midir?

İnme kronik hastalıklar, yüksek tansiyon, diyabet gibi sebeplerle ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle kronik hastalıkların kontrol altında tutulması sizi inmeden koruyabilir. Düzenli kontroller ve hekimlerinizin tavsiyesine uymak hayatınızı kurtarabilir.

İnme sonrasında ne olur?

İnme geçiren hastalarda kas gücü kaybı, his kaybı, denge sorunları, yaşamsal fonksiyonlarda sorunlar görülebilir. Bu nedenle inme sonrasında detaylı bir değerlendirme ve nörolojik rehabilitasyon gerekmektedir. İnme sonrasında yapılan acil müdahale sonrasında hiç vakit kaybetmeden fizik tedaviye başlanmalı ve hastanın bakımı konusunda dikkatli olunmalıdır.

İnme iyileşebilir mi?

İnme hastanın beynindeki hasara, geçen zamana ve yapılan tedaviye göre değişmekle birlikte iyileşebilmektedir. İnme sonrasında iyi bir fizik tedavi süreci çoğu hastayı günlük yaşama rahatça döndürebilir.

İnme sonrasında hastalar yürüyebilir mi?

Vücudun aldığı hasara ve etkilenen bölgelere bağlı olarak inme hastaları tekrar yürüyebilir. Merkezimizde inme hastalarında yürüme için de çalışmalar yaparak onların eski rutinlerine dönmelerini sağlamaya çalışıyoruz.

Kısmi felç nedir?

Kısmi felç vücudun tamamının tam anlamıyla felç olmaması demektir. Kas güçsüzlüğünün veya güç kaybının görülebildiği bu durumlarda tam bir paralizi durumu yoktur.

İnme sonrasında konuşamama normal midir?

İnme sonrasında beynin konuşma bölümü etkilenebilir. Bu nedenle hastalarda konuşma bozuklukları görülmesi normaldir. Gerekli terapilerle hastalar tekrar konuşma fonksiyonlarını kazanabilirler.

İnmede tüm vücut felç mi olur?

Hayır. Etkilenen bölgeye bağlı olarak belirli vücut bölümlerinde felç görülmektedir.

Sigara içmek inmeye sebep olur mu?

Evet olabilir. Sigara içmek dolaşım ve solunum problemlerine yol açmaktadır. Bu nedenle de bozulan dolaşım nedeniyle pıhtı atabilir ve inme geçirilebilir. 

İnme geçirdiğimi nasıl anlarım?

İnmenin birçok belirtisi olmakla birlikte; karıncalanmalar, uyuşukluklar, kas gücünde kayıp, şiddetli baş ağrısı, konuşma bozuklukları, dilde anormallikler, yutma problemleri, bilinç bulanıklığı gibi belirtilerle inme tespit edilebilir. 

Read more

Boyun Fıtığı

17d0e8c16d3baa7ed44b4e356bffab80 Boyun Fıtığı

Artan çalışma saatleri, masa başı işlerin artması, çalışma koşullarının gittikçe kötüleşmesi, radyasyon ve teknolojik gelişmeler nedeniyle toplumda neredeyse herkesin zaman zaman boyun ağrıları olabilmektedir. Bu boyun ağrıları bazen ciddi bir sorunu işaret etmezken, bazı ağrıların sebebi sandığınızdan daha ciddi olabilir. Boyun fıtığı günümüzde oldukça sık görülen ve görülme yaşı çok genç yaşlara kadar düşen ortopedik bir sorundur. Peki ne zaman Boyun Fıtığından şüphelenmelisiniz ? Her ağrı fıtığı mı işaret eder ? Bu tür sorularınızın cevapları için yazımıza göz atabilirsiniz.

Boyun Fıtığı nedir ?

Servikal Disk Hernisi ya da halk arasındaki yaygın adıyla Boyun Fıtığı, omurganın bir sorunudur. Omurlar arasındaki disklerde bulunan jelatinimsi yapının çeşitli sebeplere bağlı olarak taşması, bombeleşmesi hatta bazen diskten tamamen akması ile ortaya çıkar. Boyun fıtığı genelde ağrı ve ilerleme seviyesine bağlı olarak uyuşma, hareket kaybı gibi sebeplere bağlı olmaktadır.

Günümüzün yaygın ortopedik sorunlarından biri olan Boyun Fıtığı, toplumda bilindiği gibi her zaman ameliyata ihtiyaç duymaz. İlk tedavi seçeneği her zaman istirahat ve konservatif yöntemler olmalıdır.

Boyun Fıtığı Neden Olur?

Boyun fıtığı için birçok risk faktörü ve neden bulunmaktadır. Bazen ani başlangıçlı bazen de zamanla artan ağrılarla kendini hissettiren Boyun Fıtığının sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Travma: Direkt darbe, düşme, çarpma, ateşli silah yaralanması,trafik kazaları gibi birçok travma Boyun Fıtığına sebep olabilmektedir.
  • Yaş: Boyun fıtığı oluşumunda yaş önemli bir risk faktörüdür ve yaş ilerledikçe fıtık görülme riski artar.
  • Omurlar arasındaki diskler harabiyet: Diskteki aşınma, zamanla birikmiş hasarlar diskin içindeki yapının taşmasına böylelikle de fıtıklaşmaya yol açabilir
  • Sigara: Sigara kullanımı omur sağlığını etkileyeceğinden fıtık riskini arttırmaktadır.
  • Uzun süre masa başında oturma: Remote işlerin artmasıyla masa başında çalışan kişi sayısı da artmıştır. Masa başında uzun saatlerce çalışmak boyun fıtığı riskini arttıracaktır.
  • Hareketsiz yaşam: Boyun fıtığı hareketsiz yaşayan ve egzersiz yapmayan kişilerde daha sık görülür
  • Stres: Her hastalıkta olduğu gibi yoğun stres vücut sağlığını etkileyerek fıtık oluşma riskini arttırır. 
  • Yanlış egzersiz: Gereksiz ve fazla yapılan, yanlış yapılan egzersizler faydadan çok yarar sağlayacaktır. Ve fıtık oluşum riskini arttıracaktır. 
  • Postür sorunları: Yanlış posterde çalışmak, egzersiz yapmak, fazla kambur durmak gibi sorunlar zamanla fıtık oluşturabilir.
  • Genetik yatkınlık: Fıtık oluşumunda genetik yatkınlığın da etkili olduğu düşünülüyor.

Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir?

Boyun fıtığında fıtığın ilerleme seviyesine ve yerine göre farklı belirtiler ortaya çıkabilir. Her insanda değişen bu belirtiler genelde ağrı ve uyuşma gibi temel belirtiler olabilir. Bunların yanında ise bazı farklı belirtiler de görülebilmektedir:

  • Boyun ve omuza vuran ağrısı: Boyun fıtığının ilk belirtisi genelde boyun ve omuzda ağrılardır. Ense, omuz ve kolları da içine alabilen bu ağrı fıtığın yerine göre oldukça şiddetli ve dayanılmaz olabilir.
  • Kollara uzanan uyuşma ve ağrı: Boyun fıtığı sonrasında kollarda uyuşma ve ağrı görülebilir. Genelde kola vuran ağrı ve uyuşma, fıtığın sinire bası yaptığını gösterir ve ciddi olabilir.
  • Sırt ağrısı: Boyun fıtığı sonucunda sırtta ağrılar görülebilir. Genelde sırtın üst kısmında boyna yakın bölgede oluşan bu ağrı kişinin hayatını zorlamaya başlar.
  • Karıncalanma, uyuşma hissi veya hissizlik: Boyun fıtıkları sinirlere bası yaparak kollarda uyuşmaya, karıncalanmaya hatta tamamen his kaybına sebep olabilir ve bu oldukça ciddi bir durumdur 
  • Hareket kaybı: Boyun fıtığında ağrı ve kısıtlılıklar nedeniyle eklem hareketinde azalma görülebilir.
  • Kısıtlılık: Ağrıya ve fıtığa bağlı kısıtlılık görülebilir
  • Baş ağrısı: Boyun fıtığı bazı hastalarda çene ve baş ağrısına sebep olabilmektedir.
  • Denge sorunları: Etkilenen bölge ve sinirlere bağlı olarak bazen denge kayıpları görülebilmektedir 
  • Kas güçsüzlüğü: Sinir basısı sonucunda bazı hastalarda boyun fıtığı nedeniyle kollarda kas gücü kaybı görülebilir.

Boyun Fıtığı Tanısı Nasıl Koyulur?

Boyun fıtığı tanısı koyulurken önemli olan öncelikle hastanın öyküsüdür. Genelde belirtileri dinlemek hastalığın tanısını koymada yeterli olacaktır. Ancak kesin tanı için MRI, X-Ray gibi görüntüleme yöntemleri de kullanılabilir.

Boyun Fıtığında Tedavi Nasıl Yapılır?

Boyun fıtığında tedavi süreci fıtığın ilerleme derecesine ve hastanın şikayetlerine göre karar verilmektedir. İlk seçenek her zaman dinlenme ve ilaç tedavisi olmakla birlikte fizik tedaviye bile yanıt vermeyen ilerlemiş fıtıklarda cerrahiye başvurulması gerekmektedir.

Boyun Fıtığında Ameliyat Zorunlu Mudur?

Boyun fıtığı denilince günümüzde akla gelen ilk yöntem genelde fıtık ameliyatı olmaktadır. Ancak aslında çoğu boyun fıtığı ameliyat gerektirmeden fizik tedavi ile iyileşebilmektedir. Boyun fıtıklarında cerrahiyi fıtığın yeri, ilerleme seviyesi ve semptomlar etkiler. Eğer fıtık çok ilerlediyse, dayanılmaz ağrılar ve sinir basısı sebebi ile kas güçsüzlükleri görülmeye başladıysa cerrahi seçenek düşünülebilir. 

Doktorlar bu konuda en doğru kararı verecek olup, ilk seçenek olarak genelde istirahat ve fizik tedavi yöntemleri önermektedirler. Fizik tedaviden fayda göremeyen, fıtıkta gerileme yaşamayan hastalarda son seçenek olarak cerrahi önerilmektedir.

Boyun Fıtığı ve Fizik Tedavi

Boyun fıtığı tedavisinde cerrahi dışında birçok konservatif yöntem kullanılmaktadır. Fizik Tedavi İstanbul Merkezimizin uzman fizyoterapistleri eşliğinde ağrılarınızı hafifletmek, fıtık kaynaklı kısıtlılığınızı gidermek, kaybettiğiniz fonksiyonları tekrar kazanabilmek için çalışmalar yapabilirsiniz.

  1. Egzersiz: Boyun fıtığında başvurulacak ilk yöntem egzersiz tedavisidir. Boyun ve omuz kaslarınızı güçlendirmek, gerginlik ve kısalıkları gidermek için egzersiz tedavisi gereklidir. Güçlü kaslar fıtığın olumsuzluklarını da giderecektir.
  2. Fizik Tedavi Ajanları: Ağrıları ve kısıtlılığı gidermek için ısı ajanları, ultrason cihazı, masaj, magnetoterapi gibi birçok teknolojik cihazı tedavinizde kullanıyoruz.
  3. Elektroterapi Yöntemleri: Ağrı ve kısıtlılıklar için tens tedavisi, kas güçlendirme için NMES gibi birçok elektroterapi yöntemini aktif kullanıyoruz.
  4. Alternatif Yöntemler: Kuru iğneleme, masaj terapi gibi birçok alternatif yöntemle ağrılarınızı azaltabilirsiniz.

Boyun Fıtığı Sonrası Yaşam Tarzında Değişimler ve Ergonomik Yöntemler

Boyun fıtığı ne yazık ki sadece boyun ağrısıyla değil birçok semptomla ortaya çıkan ortopedik bir sorundur. Genel sebepleri arasında hareketsizlik, uzun çalışma saatleri, postür bozukluğu gibi sebepler olan Boyun Fıtığında ergonomik değişikliklere gidilmesi fıtık ağrılarını azaltacak, fıtık oluşumunu engelleyecektir.

Ortopedik ve ergonomik aletlerin kullanımı, sık sık mola vermek, dinlenmek, boyun egzersizleri yapmak, dik durmak ve aktif bir yaşam belirlemek sizi fıtık ağrılarından uzak tutacaktır. İş şartları değiştirilemese bile, çalışma ortamında ufak değişiklikler yapmak; doğru sandalye, yastık, mouse kullanımı gibi basit değişiklikler hayat kalitenizi arttıracaktır.

Boyun Fıtığı Ne Zaman Tehlikeli Olur?

Boyun fıtığının belirtileri arasında his kaybı, güçsüzlük, uyuşma gibi belirtiler görülebilmektedir. Bu belirtilerin ana kaynağı, ilerlemiş fıtığın sinir köklerine bası yaparak sinirleri bloke etmeye başlamasıdır. Çoğu zaman kolda uyuşukluklar, şiddetli ağrı, ellerde karıncalanmalar, his ve güç kaybı ile kendini gösteren bu durum fıtığın ilerlediğini ve ciddiyetini göstermektedir. Bu gibi ilerlemiş fıtıklarda acil cerrahi bir seçenek olmaya başlar ve fıtığın tehlikeli bir bölgede olduğunu gösterebilir.

Erken Müdahalenin Önemi

Boyun fıtığı ilerleyici ve ciddi sorunlara yol açabilecek bir ortopedik rahatsızlıktır. Bu nedenle fıtık sinir basısı yapmaya başlamadan ve zarar vermeden erken teşhis etmek ve müdahale etmek sizi birçok faktörden koruyacaktır. Ayrıca ne kadar erken tedaviye başlanırsa o kadar hızlı bir iyileşme süreci olacaktır.

Bize ulaşın!

Servikal disk Hernisi yani Boyun fıtığı, günümüzde en sık görülen ortopedik rahatsızlıklardan biridir. İlerleyici ve ciddi sorunlara yol açabilecek olan Boyun Fıtığı ameliyat olmadan da tedavi edilebilir. Boyun Fıtığı ve tedavisi hakkında bilgi almak için web sitemiz ya da telefon numaramız aracılığıyla bize ulaşabilirsiniz! 

SIKÇA SORULAN SORULAR

Boyun Fıtığı önlenebilir mi?

Evet, önlenebilir. Çalışma ortamınızda yaptığınız ergonomik değişiklikler, aktif bir yaşam tarzı benimsemek, iyi postür ve düzenli egzersiz sizi boyun fıtığına karşı koruyabilir.

Boyun Fıtığı ilerler mi?

Boyun Fıtığı, tedavi edilmediği takdirde ilerleyici ve ciddi sonuçlara yol açabilen ortopedik bir rahatsızlıktır.

Boyun Fıtığı iyileşir mi?

Evet, iyileşebilir. Fıtığın yeri ve ilerleme seviyesine göre konservatif yöntemlerle tedavi sağlanabilir. Cevap alınamazsa cerrahi düşünülebilir.

Boyun Fıtığı kaç yaşında ortaya çıkar?

Günümüzde boyun fıtığı çok genç yaşlarda bile sık görülmeye başlamıştır. Genelde genç yetişkinlerde görülmeye başlayan boyun fıtığı ileri yaşlarda daha sık görülmektedir.

Boyun Fıtığı uyuşma yapar mı ?

Boyun fıtığı, fıtığın yeri ve sinir köküne bası yapmasına göre kollarda uyuşma ve his kaybı yapabilmektedir.

Read more

MS Hastalarında Denge ve Koordinasyon Egzersizlerinin Önemi

awtsd5zsmf774ie93gp59kvon1ds2k03 MS Hastalarında Denge ve Koordinasyon Egzersizlerinin Önemi

Adını sıklıkla duyduğumuz ve günümüzün yaygın nörolojik bozukluklarında biri olan Multipl Skleroz (MS) her hastada farklı ilerleyen ve bu yüzden her hastada farklı bir yol izlenmesi gereken bir durumdur. Peki Multipl Skleroz (MS) nedir ? Multipl Skleroz (MS) nasıl tedavi edilir? Bu tür sorularınızın cevabı için yazımızın devamına göz atabilirsiniz.

Multipl Skleroz (MS) Hastalığı Nedir?

Günümüzün yaygın nörolojik hastalıklarından biri olan Multipl Skleroz (MS), vücudumuzdaki bağışıklık sistemi hücrelerinin sinir sistemi hücrelerinin üzerindeki miyelin kılıfa saldırması ve zarar vermesiyle ortaya çıkan ve ne yazık ki henüz bilinen bir tedavisi olmayan ilerleyici bir nörolojik hastalıktır. Görme sorunları, fonksiyon kayıpları, bağışıklık sisteminin düşmesiyle kendini gösteren ve kişinin günlük yaşamını oldukça zorlaştıran Multipl Skleroz (MS) henüz bir tedavisi olmasa da ilaçlar ve fizik tedavi hizmetleriyle kontrol altına alınabilen bir durumdur.

Multipl Skleroz (MS) Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Multipl Skleroz (MS), günlük yaşamı oldukça olumsuz etkileyen, kişiyi yoran ve ataklarla seyreden bir hastalıktır. Genelde erken yaşlarda ortaya çıkan ve hayat boyu devam eden Multipl Skleroz (MS) için görülen belirtileri sizler için sıraladık:

  • Görme problemleri: Multipl Skleroz (MS) görme sorunları görülebilen, ilerleyici bir hastalıktır. Görmenin zayıfladığı ve bozulduğu belirtilerle ortaya çıkabilmektedir.
  • Kas gücünde zayıflama: Multipl Skleroz (MS) hastalarında kas gücünde zayıflama ve aktivite sırasında çabuk yorulma görülebilir
  • Denge sorunları: Multipl Skleroz (MS), sinir sistemindeki bozulmalar nedeniye kişilerde denge ve koordinasyon problemlerine yol açabilir
  • Spastisite: Multipl Skleroz (MS) hastalarında spastisite (istemsiz kas kasılmaları) görülebilir
  • Uyuşmalar: Sinir sistemindeki bozulmalar nedeniyle uzuvlarda uyuşma, karıncalanma görülebilir 
  • Yorgunluk: Yorgunluk Multipl Skleroz (MS) hastalarında en tipik belirtilerinden biridir.
  • Yürüme bozukluğu: Denge problemleri ve kas güçsüzlüğü nedeniyle yürümede bozulmalar görülebilir
  • Mesane sorunları: İlerleyen hastalarda sinirsel bozukluklara bağlı olarak idrar kaçırma gibi sorunlar görülebilir

Multipl Skleroz (MS) neden olur?

Multipl Skleroz (MS) ne yazık ki hala tam sebebi bilinmeyen, ataklarla seyreden ilerleyici bir hastalıktır.  Erkeklerde daha sık görülen Multipl Skleroz (MS) için birçok risk faktörü bilinse de net olarak sebebi bilinmemektedir. Çevresel faktörlerin de etkili olabileceği bilinen Multipl Skleroz (MS) için genetik faktörlerin de etkisi olduğu düşünülmektedir.

Multipl Skleroz (MS) tanısı nasıl koyulur ?

Multipl Skleroz (MS) için özel bir tanı yöntemi bulunmamaktadır. Ancak hasta hikayesi ve şikayetleri ve hekimin muayenesi sonrasında tanı koymak mümkündür. Ayrıca bazı hastalarda kesin tanı için MRI görüntüleme , omurilik sıvısının incelenmesi gibi yöntemler kullanılabilir.

Multipl Skleroz (MS) ve Fizik Tedavi 

Multipl Skleroz (MS), kişinin bağışıklık sisteminin sinir sistemine saldırması ve sinir hücrelerinin zarar görmesiyle ortaya çıkan, ataklar halinde seyredebilen ilerleyici bir nörolojik rahatsızlıktır. Miyelin kılıflardaki zarar ile ortaya kas güçsüzlüğü, denge problemleri ve birçok sorun ile seyreden bu hastalıkta fizik tedavinin önemi büyüktür.

Hastaların şikayetleri doğrultusunda semptomlara yönelik çalışılmalı ve her hasta için özel tedavi programları çizilmelidir. Kas gücü, denge çalışmaları ve yorgunluğa dair çalışmalar tedavi programının temeli olacaktır.

Merkezimizde Multipl Skleroz (MS) İçin Uyguladığımız Fizik Tedavi Yöntemleri

Multipl Skleroz (MS) birçok semptomla görülen, ilerleyici bir sinir sistemi hastalığıdır. Multipl Skleroz (MS) kesin bir tedaviye sahip olmasa da semptomların hafifletilmesi ve günlük yaşamdaki bağımsızlığın kazanılması için fizik tedavi bir zorunluluktur.

  • Egzersiz tedavisi: Multipl Skleroz (MS), kas gücü kaybı, yorgunluk ve hareketsizliğe bağlı birçok kas-iskelet sistemi sorununa neden olabilir. Bu nedenle Multipl Skleroz (MS) için bize başvuran hastalarımızda özellikle kas güçlendirme egzersizlerine ve fonksiyonel egzersizlere önem veriyoruz.
  • Denge ve Koordinasyon Çalışmaları: Multipl Skleroz (MS) sonrasında denge kayıpları görülebilmektedir. Tedavi programına denge ve koordinasyon sistemi için çalışmalar eklenmelidir.
  • Ergoterapi: Multipl Skleroz (MS) günlük yaşamı ve hastanın bağımsızlığını etkileyen ilerleyici bir sinir sistemi hastalığıdır. Bu nedenle hastanın ince motor becerilerini geliştirmek ve yorgunluğunu azaltmak için gereken ergonomik düzenlemeler hastaya öğretilmelidir.

MS Hastalarında Denge Sorunları ve Çözümleri

Multiple skleroz (MS) hastalarının sıklıkla karşılaştığı bir sorun olan denge sorunları, hastaların günlük yaşamlarını oldukça olumsuz etkiler. Genellikle fizik tedavi ve egzersiz programlarının yanı sıra hastalara denge eğitimi de verilerek bu sorun çözülmeye çalışılır.

Koordinasyon Problemleri İçin Egzersizler

Multipl Skleroz (MS) hastalığının neden olduğu koordinasyon problemleri, hastaların hareket kabiliyetini azaltabilir ve günlük yaşamlarını zorlaştırır. Ama bireysel ve özel olarak tasarlanmış egzersiz programları sayesinde koordinasyon becerileri geliştirilebilir. Bu egzersizler genellikle kas kuvvetlendirme ve esneklik çalışmalarını içerirken aynı zamanda dengeli hareketleri de geliştirmeyi hedefler.

Multipl Skleroz (MS) Tedavisinde Denge Egzersizlerinin Rolü

Multipl Skleroz (MS) hastalığı tedavisinde denge egzersizleri önemli bir yere sahiptir çünkü bu tür egzersizler sayesinde kas kuvveti arttırılır, propriyosepsiyon geliştirilir ve postür kontrolü sağlanarak düşme riski azaltılır.

Multipl Skleroz (MS) Hastalarına Önerilen Egzersiz Programları

Farklı seviyedeki Multipl Skleroz (MS) hastalarının ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş egzersiz programları sunulmalıdır çünkü her hastanın süreci farklı ilerlemektedir. 

Fizik Tedavinin Multipl Skleroz (MS) Hastaları İçin Avantajları

Multipl Skleroz (MS), ne yazık ki tedavisi olmayan ancak Fizik Tedavi ile semptomları kontrol altında tutulabilen bir sinir sistemi hastalığıdır.Hastalıkta kas gücünün azalması, denge kayıpları görülmesi, yorgunluk gibi birçok semptom bulunurken, hastalığın semptomlarını azaltmak için fizik tedavi yararlı olabilmektedir.

Merkezimizde Bireyselleştirilmiş Tedavi Programları

Ücretsiz tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak bireysel tedavinin önemini biliyor ve hastalarımızın her birine özel tedavi programları çiziyoruz. Her hastanın süreci farklıdır ve Multipl Skleroz (MS) her hasta için farklı ilerler. Kimi zaman sık sık ataklar görülebilirken, tek bir atakla hayatını devam ettirebilen hastalar da bulunmaktadır. Bu nedenle uzman ekibimiz her hastayı bireysel bir şekilde değerlendirir ve onların tedavisini titizlikle takip eder.

Modern Fizyoterapi Teknikleri ve Multipl Skleroz (MS)

Multipl Skleroz (MS) tedavisinde sadece kas gücünü arttırmak ya da fizik tedavi cihazları kullanılmamaktadır. PNF gibi teknikler, manuel terapi yöntemleri, masaj, ergoterapi çalışmaları ve birçok alternatif yöntem hastalar için merkezimizce uygulanmaktadır.

Bütüncül Tedavi 

Multipl Skleroz (MS) ne yazık ki birçok sistemi etkileyen ve birçok farklı semptoma sahip, ilerleyici bir sinir sistemi hastalığıdır. Bu süreç yorucu olmakla birlikte, mental açıdan zor bir süreçtir. Bu nedenle hastalarımızın sadece fiziki sağlığını değil; psikolojisini de önemsiyoruz. Hastalarımız ve yakınları için gereken her türlü desteği sağlamak için buradayız.

Multipl Skleroz (MS) ve Yorgunluk

Multipl Skleroz (MS) sinir sistemini etkileyen ilerleyici bir hastalıktır. En bilindik semptomlarından biri olan yorgunluk, hastaların hayatını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkilemektedir. Hastaların hem mental sağlığı için psikolojik destek hem de yorgunluğun azaltılması için Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak ergonomik düzenlemeler önermekteyiz.

Sıkça Sorulan Sorular:

-Multipl Skleroz (MS) hastası kaç yıl yaşar?

Multipl Skleroz (MS) ölümcül bir hastalık değildir. Çok ciddi ataklar yaşayabilen hastalar da olmakla birlikte, Multipl Skleroz (MS) için ömrü kısalttığıyla ilgili bir bilgi yoktur.

-Multipl Skleroz (MS) hastalığı geçer mi?

Hayır, ne yazık ki Multipl Skleroz (MS) hayat boyu devam eden bir hastalıktır. Kesin bir tedavisi olmamakla birlikte ancak ilaçlar ve fizik tedavi süreci ile semptomları hafifletilebilir.

-Multipl Skleroz (MS) en çok nereyi tutar?

Multipl Skleroz (MS), beyin ve omurilik gibi sinir sistemi başta olmak üzere vücudun çoğu bölgesinde sorunlara yol açabilir. 

-Multipl Skleroz (MS) ataklarla mı ilerler ?

Evet, ne yazık ki Multipl Skleroz (MS) hastalarında zaman zaman ataklar görülebilmektedir. Bu ataklar bazen sık tekrarlayıcı da olabilmektedir.

-Multipl Skleroz (MS) hastaları hamile kalabilir mi ?

Multipl Skleroz (MS) hastalarında sağlıklı bir gebelik süreci ve doğum görülebilir ve bu hastalık gebeliğe engel değildir. Ayrıca kalıtsal bir hastalık değildir.

-Multipl Skleroz (MS) ilerler mi ?

Evet, Multipl Skleroz (MS) ilerleyici bir hastalıktır ve çoğu zaman erkeklerde kadınlara göre daha hızlı ilerlediği görülmüştür.

-Multipl Skleroz (MS) hastalarında ağrı olur mu?

Evet. Bazı Multipl Skleroz (MS) hastalarında boyun, kol ve bacaklarda ağrılar ve elektriklenmeler görülebilir.

Bizimle İletişime Geçin!

Ücretsiz tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak, her Multipl Skleroz (MS) hastasının farklı olduğunu ve her hastanın sürecinin farklı ilerlediğinin bilincindeyiz. Bu nedenle, her hastamızın semptomlarına yönelik özel olarak değerlendirme ve bireysel tedavi programları oluşturmaktayız.

Multipl Skleroz (MS) hastalığının yorucu bir hastalık olduğunu ve hastalarımızı fazla yormamamız gerektiğinin bilincinde olarak egzersizlerimizi bu doğrultuda planlıyor ve hastalarımıza nasıl daha az yorucu işler yapabileceklerini öğretiyoruz.

Multipl Skleroz (MS) hastaların yaşam kalitesini düşüren ve günlük yaşamı etkileyen bir hastalıktır. Bu nedenle bu sürecin zor bir süreç olabileceğini biliyor ve hastalarımıza ve yakınlarına her türlü desteği sağlıyoruz.

Sizler de Multipl Skleroz (MS) hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi almak için web sitemiz ya da telefon numaramız aracılığı ile bize ulaşabilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!

Read more

Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Tedavi 

Partial Knee Replacement Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Tedavi 

Ön Çapraz Bağ yaralanmaları, ortopedik ve sportif yaralanmalar arasında en sık görülen yaralanmalardan biridir ve diz ekleminin en önemli yapılarından birinin hasarı ile oluşurlar. Ön Çapraz Bağ yaralanması sonucu ciddi diz sorunları açığa çıkmaktadır. Diz ağrısı, hareket kaybı, kısıtlılıklar, stabilizasyon kaybı gibi birçok sorunu ortaya çıkaran Ön Çapraz Bağ yaralanmaları hakkında daha detaylı bilgi için yazımızın devamına göz atabilirsiniz.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Nedir?

Ön Çapraz Bağ yaralanması, diz ekleminin içindeki ön çapraz bağın çeşitli sebeplerle hasar aldığı durumdur. Genelde tek bir bağ olarak düşünülen Ön Çapraz Bağ dizin stabilizasyonu ve hareketinde önemli bir yere sahiptir. Bu bağlar, kaval kemiğinin, uyluk kemiği önüne kaymasını engelleyerek dizin stabilizasyonunu sağlamaktadır.

Bu bağın yaralanması sonucu cerrahiye kadar gidebilen ciddi bir ortopedik tablo oluşabilir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Neden olur?

Ön Çapraz Bağ yaralanmalarının birçok nedeni olmakla birlikte özellikle temas sporlarında sıklıkla Ön Çapraz Bağ yaralanması görülmektedir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları için temel risk faktörü ve nedenleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Dizin ani hareketleri: Dizde ani dönme, yön değiştirme hareketleri Ön Çapraz Bağlarda ciddi hasara sebep olabilmektedir.
  • Ani durma: Aniden durma hareketi Ön Çapraz Bağlarda yaralanma veya yırtılmaya sebep olabilmektedir
  • Dize direkt temas ve darbe: Dize alınan direkt darbe ve travmalar Ön Çapraz Bağlarda hasara sebep olabilmektedir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Neden Kadınlarda Daha Sık Görülür ?

Ön Çapraz Bağ yaralanmasının kadın sporcularda daha sık görüldüğü görülmüştür. Bu da akla bunun nedeninin ne olabileceğini getirmektedir.

Östrojen fazlalığında olabileceği düşünülen bu yaralanmalarının sıklığının esas nedeni ne yazık ki kesin olarak bilinmektedir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Belirtileri Nelerdir?

Ağrı ve ses ile kendini belli eden Ön Çapraz Bağ yaralanması, birçok farklı belirti gösterebilmektedir. Bu belirtiler şöyle sıralanabilir:

  • Ağrı: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında dizde şiddetli ağrı başlamaktadır.
  • Kısıtlılık: Diz ekleminin hareketlerinde kısıtlılıklar görülebilmektedir
  • Hareket kaybı: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrası diz ekleminde hareket kaybı görülmektedir
  • Yürüme bozukluğu: Diz ekleminde oluşan hasar nedeniyle yürüme bozukluğu görülebilir.
  • Dizde boşalma hissi: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında dizde güvensizlik hissi oluşmaktadır 

Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Tanı Koyma

Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında özellikle kopma esnasında yüksek bir ses duyulmaktadır. Ancak kopmanın olmadığı durumlarda ağrı ve şişlik belirtileri bize Ön çapraz bağ yaralanmalarını hatırlatabilir. 

Fiziki muayene ve detaylı değerlendirmenin yanında, ortopedik testler ve MRI gibi görüntüleme yöntemleri ile de tanı koyulabilmektedir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları ve Evreler

Genelde üç evrede incelenen Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları evreleri şöyledir:

  • Evre 1 : İlk evredir ve bağda hafif bir hasar vardır. Bir yırtık ya da kopuk mevcut değildir.
  • Evre 2 : Artık kısmi bir yırtıktan söz edilebilir ancak bağ tamamen kopmamıştır.
  • Evre 3 : Bağ bütünlüğü bozulmuş ve tam kopma mevcuttur.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları ve Tedavi

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları kimi zaman cerrahi gerektirebilen durumlar olsa da çoğu zaman cerrahi istemeden de tedavi edilebilmektedir. Ancak her iki durumda da Fizik Tedavi alınması mecburi olacaktır.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Sonrası Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Süreci

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında istirahat ve konservatif tedavilerin önemi büyüktür. Cerrahi olmadığı durumlarda uyguladığımız tedavi hizmetlerimizi şöyle sıralayabiliriz:

  • Egzersiz tedavisi: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları ciddi ağrı ve bacaklarda güçsüzlüğe sebep olan yaralanmalardır. Bağın iyileşmesini desteklemek ve tekrar yaralanmasını önlemek için bacak ve uyluk kaslarının güçlendirilmesi, kısalan kasların ise gerilmesi gerekir. Bu nedenle merkezimizde güçlendirme ve germe egzersizlerini tedavi programlarımıza ekliyoruz.
  • Fizik Tedavi ajanları: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında şiddetli ağrı görülmektedir. Ağrıyı azaltmak için fizik tedavi ajanlarından yaralanmaktayız
  • Denge egzersizleri: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında dizin mekaniğinin zarar görmesi sebebiyle denge kaybı görülebilir. Bu nedenle tedavi programına denge ve koordinasyon egzersizleri de eklenmelidir.
  • Elektroterapi: Ağrı ve güçsüzlük gibi semptomların azaltılması için TENS ve NMES gibi elektroterapi yöntemlerinden yararlanılabilir.
  • Propriyosepsiyon çalışmaları: Uzaydaki konumumuzu algılayan hissimiz olarak bilinen propriyosepsiyon yaralanmalar sonucunda bozulur. Bu nedenle tedavi devam ederken propriyosepsiyon duyusunu da geliştirmek gerekir.
  • Alternatif tedavi yöntemleri: Masaj, kuru iğneleme gibi yöntemler alternatif tedaviler olarak ağrı ve iyileşme sürecinin yönetiminde kullanılabilir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları : Cerrahi Tedaviler

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında bazı durumlarda cerrahi seçenek düşünülebilir. Özellikle kopuk gibi durumlarda cerrahi gerektiren bu yaralanmalar ameliyat sonrasında ciddi bir bakım gerektirerek tekrar açı kazandırılmaya çalışılır.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Önlenebilir mi ?

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları ani gelişen yaralanmalardır. Ancak bu yaralanmalar risklerden uzak durarak, iyi ısınma ve aktif egzersizlerle korunabilir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Tedavisinde Teknolojik Gelişmeler

Birçok teknolojik aletin yanında, Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları tedavilerinde cerrahi artık tamamen açık cerrahi olmak zorunda değildir. Artroskopik yöntemlerle de tanı ve tedavi uygulanabilmektedir.

Merkezimizin Farkı

Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak yıllardır Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları gibi ortopedik vakaların tedavisinde öncü merkezlerden biri olarak hizmet vermekteyiz. Her hastanın yaralanma süreci, tedavisi ve vücut anatomisi farklıdır. Bu nedenle her hastanın bireysel olarak değerlendirmesini yapıyor ve onlara özel tedavi programları çiziyoruz. Uzman fizyoterapistlerimiz ve hekimlerimizle sizler ve sevdikleriniz için buradayız!

Bize ulaşın!

Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları tedavisinde uzman ekibimizle hizmetinizdeyiz. Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları hakkında bilgi ve randevu işlemleri için web sitemiz ya da telefon numaramız üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!

SIKÇA SORULAN SORULAR

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları kadınlarda neden daha sık görülür ?

Nedeni tam bilinmemekle birlikte östrojen seviyesinin etkili olduğu düşünülmektedir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Tedavi Nasıl Yapılır?

Cerrahi tedavinin yanında, cerrahisiz fizik tedavi de etkili olmaktadır.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Ne Kadar Sürede İyileşir ?

Bu hastadan hastaya değişmekte olup, kesin bir süre verilememektedir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları  sonrası hastalar yürüyebilir mi?

Evet, tedavi sonrasında hastalar eskisi gibi rahatça yürüyebilir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları ağrısı nerede olur ?

Dizin ön kısmında ciddi ağrı hissedilebilir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Ödem Olur mu ?

Evet, yaralanma sonucu şişlik görülebilir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Ne Zaman Cerrahi Gerekir ?

Özellikle kopma durumlarında cerrahi önerilmektedir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında ağrı olur mu ?

Evet, diz önünde ağrı hissedilir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları her zaman ciddi midir ?

Hayır, sadece bağda minimal hasar da olabilir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Kendiliğinden Geçer mi?

Kopma olmadığı durumlarda dinlenme ve konservatif tedavilerle tedavi sağlanabilir.

-Profesyonel sporcularda ön çapraz bağ yaralanmalarını önlemek için ne yapılmalı

Doğru ısınma ve düzenli egzersiz Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları riskini azaltacaktır. Ayrıca sporcuların düzenli olarak değerlendirilmesi ve önleyici önlemlerin alınması önemlidir.

-Ön çapraz bağ yaralanmasına karşı koruyucu ekipman kullanılır mı ?

Evet, kinezyobantlar, dizlikler yaralanmalara karşı kullanılabilir.

Read more

Shin Splint 

04735cc9f707926d581c26080ac07b36 Shin Splint 

Shin Splint, genelde genç sporcularda sıklıkla görülen ve kaval kemiğinin ön kısmında ağrı ile kendini belli eden bir ortopedik sorundur. Peki nedir bu Shin Splint ? Belirtileri nelerdir ?

Shin Splint nedir?

Shin Splint, tibianın (kaval kemiği) ön kısmında hissedilen ağrı ve hassasiyet ile karakterize edilen bir rahatsızlıktır. Bu durum genellikle aşırı kullanımdan kaynaklanır ve sporcular, özellikle koşucular, dansçılar ve yoğun antrenman yapan bireyler arasında yaygındır. Shin Splint, tibia üzerindeki kas, tendon ve kemik dokularının iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. 

Shin Splint’in belirtileri nelerdir? 

Shin Splint’in en yaygın belirtisi, kaval kemiğinin ön kısmında hissedilen keskin veya donuk ağrıdır. Bu ağrı genellikle egzersiz sırasında veya sonrasında başlar ve istirahat ile azalabilir. Ancak, durum ilerledikçe ağrı kalıcı hale gelebilir ve günlük aktiviteleri bile zorlaştırabilir. Bazı kişilerde şişlik ve hassasiyet de görülebilir. 

Shin Splint’in nedenleri nelerdir ?

Shin Splints genellikle aşağıdaki nedenlerden dolayı gelişir: 

  • Aşırı veya yanlış antrenman programları (antrenman yoğunluğunu aniden artırmak)
  • Yetersiz ısınma veya soğuma
  • Düz veya sert yüzeylerde uzun süre koşmak
  • Yanlış ayakkabı kullanımı veya destek yetersizliği
  • Kas dengesizlikleri ve zayıf bacak kasları
  • Düz tabanlık veya pronasyon gibi ayak yapısı problemleri

Shin Splint nasıl tedavi edilir? 


Shin Splints tedavisi genellikle aşağıdaki yöntemleri içerir:

  • İstirahat: Etkilenen bölgeyi dinlendirmek, ağrının azalmasına ve dokuların iyileşmesine yardımcı olabilir.
  • Buz uygulaması: Günde birkaç kez 15-20 dakika boyunca buz uygulamak iltihabı ve ağrıyı azaltabilir.
  • Anti-enflamatuar ilaçlar: İbuprofen veya naproksen gibi reçetesiz satılan anti- enflamatuar ilaçlar ağrıyı ve iltihabı azaltabilir.
  • Ayakkabı değişikliği: Doğru destek sağlayan ve şok emici özelliklere sahip uygun ayakkabılar giymek önemlidir.
  • Egzersiz ve esneme: Hafif germe egzersizleri ve baldır kaslarını güçlendirmeye yönelik egzersizler shin splints’in önlenmesine yardımcı olabilir.

Shin Splint nasıl önlenebilir? 


Shin Splints’in önlenmesi için bazı ipuçları şunlardır:

  • Antrenman programlarını yavaş yavaş artırın ve vücudunuzu dinleyin.
  • Koşu veya antrenman yüzeylerini değiştirin; sert yüzeylerde uzun süre koşmaktan
    kaçının.
  • Doğru ayakkabıları seçin ve düzenli olarak değiştirin.
  • Isınma ve soğuma egzersizlerini ihmal etmeyin.
  • Bacak kaslarını güçlendirmek ve esnekliği artırmak için düzenli olarak egzersiz yapın.
    Shin Splint, tedavi edilmezse kronik hale gelebilecek bir rahatsızlıktır. Ancak, doğru tanı ve tedavi yöntemleri ile bu durumun üstesinden gelmek mümkündür. Fizyoterapi, Shin Splint tedavisinde oldukça etkili bir rol oynar ve kişinin normal aktivitelere daha hızlı dönmesine yardımcı olabilir. Eğer belirtileriniz varsa, bir sağlık uzmanına danışmanız önemlidir.

Shin Splint Tedavisinde Güncel Fizyoterapi Yöntemleri Nelerdir? 


Shin Splint, tibia (kaval kemiği) çevresindeki kasların ve tendonların iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir yaralanma türüdür. Bu durum genellikle aşırı kullanım, yanlış antrenman teknikleri veya uygun olmayan ayakkabı kullanımı nedeniyle ortaya çıkar. Fizyoterapi, Shin Splint tedavisinde büyük bir rol oynar ve hastaların hızlı ve güvenli bir şekilde iyileşmesine yardımcı olur. Son yıllarda, Shin Splint tedavisinde kullanılan fizyoterapi yöntemleri, teknoloji ve bilimsel araştırmalarla birlikte gelişmiştir. İşte Shin Splint için güncel fizyoterapi yaklaşımları:

Kinezyolojik Bantlama (Kinesio Taping):
Kinezyolojik bantlama, Shin Splint tedavisinde ağrıyı hafifletmek ve kasların desteklenmesini sağlamak için kullanılır. Bu bantlar, cilt üzerine belirli bir gerginlikte yapıştırılarak, kasların ve eklemlerin doğru hizalanmasını destekler ve iltihabı azaltır. Ayrıca, kan akışını artırarak iyileşme sürecini hızlandırabilir. Bu teknik, ağrıyı azaltmak ve hareketliliği artırmak için etkili bir yöntemdir.

Doku Mobilizasyonu ve Yumuşak Doku Manipülasyonu:
Yumuşak doku mobilizasyonu ve masaj tekniklerini kullanarak kas spazmlarını azaltabilir ve kan dolaşımını artırabilir. Bu yöntemler, kasların ve bağ dokusunun esnekliğini artırarak ağrının azalmasına ve iyileşme sürecinin hızlanmasına yardımcı olur. Ayrıca, foam roller (köpük silindir) kullanımı gibi kendi kendine mobilizasyon teknikleri de önerilebilir.

Egzersiz Tabanlı Rehabilitasyon:
Egzersiz programları, Shin Splint tedavisinin temel taşlarından biridir. Fizyoterapistler, her hastanın özel ihtiyaçlarına göre bir egzersiz programı hazırlar. Bu program genellikle şu tür egzersizleri içerir:

Denge ve Propriyoseptif Egzersizler: Ayak bileği ve bacak kaslarını güçlendirerek, dengenin ve stabilitenin geliştirilmesine yardımcı olur. 

  • Egzantrik Kas Güçlendirme Egzersizleri: Özellikle tibialis anterior ve tibialis posterior kaslarını hedefleyen egzersizler, Shin Splint’in ana nedenlerinden biri olan kas dengesizliklerini gidermeye yardımcı olur.
  • Esneklik ve Germe Egzersizleri: Baldır kaslarını, hamstringleri ve ayak bileği kaslarını hedef alan esneklik ve germe egzersizleri, kasların gevşemesini ve kas-iskelet sisteminin uyumunu sağlar.
    Elektroterapi Destekli Yöntemler:
    Modern fizyoterapi teknikleri arasında yer alan ve giderek popülerleşen bazı teknolojik yaklaşımlar:
  • Lazer Terapi: Düşük seviye lazer terapisi (LLLT), hücre metabolizmasını artırarak iltihabı azaltır ve ağrı kesici etki sağlar. Lazer terapi, Shin Splint tedavisinde kullanılabilen, minimal invaziv bir yöntemdir.

  • Kuru İğneleme (Dry Needling): Kasların tetik noktalarına ince iğneler batırarak
    yapılan bu yöntem, kas spazmlarını ve ağrıyı azaltabilir. Kuru iğneleme, Shin Splint’in tedavisinde, özellikle kas gerginliğinin yüksek olduğu durumlarda etkili olabilir.
    Manuel Terapi Teknikleri:
    Manuel terapi, fizyoterapistin ellerini kullanarak gerçekleştirdiği tedavi yöntemlerini kapsar. Shin Splint için kullanılan manuel terapi teknikleri şunlardır:
  • Eklem Mobilizasyonu: Alt bacak ve ayak bileği eklemlerinde hareket aralığını artırmak ve doğru hizalamayı sağlamak için kullanılır.
  • Kas Enerji Teknikleri (MET): Kasları aktif olarak kullanarak, kas-iskelet sisteminde denge ve hizalamayı sağlamaya çalışır.
  • Yumuşak Doku Manipülasyonu: Kaslardaki gerilimi ve bağ dokusundaki yapışıklıkları azaltmak için kullanılır.
    Fonksiyonel ve İleri Rehabilitasyon Programları:
    Shin Splint’in tekrarlamasını önlemek ve bireyin normal aktivitelere güvenle dönmesini sağlamak amacıyla, fizyoterapistler fonksiyonel rehabilitasyon programları uygular. Bu programlar:
  • Biomekanik Analizler: Koşu veya yürüme analizi yaparak, hatalı hareket kalıplarını tespit eder ve düzeltici egzersizler sunar.
  • Yüksek Yoğunluklu Interval Antrenmanlar (HIIT): Spesifik spor aktivitelerine yönelik dayanıklılığı artırmak için kullanılır.
  • Nöromüsküler Eğitim: Kasların ve sinirlerin birlikte çalışmasını geliştirmek için kullanılan egzersizler, Shin Splint’in tekrarlamasını önlemede kritik bir rol oynar.

Merkezimizin Shin Splint Tedavisinde Farkı

Shin Splint, genç sporcularda sıklıkla rastlanılan bir ortopedik problemdir. Ağrı gibi belirtilerle sporcunun motivasyonunu da düşüren Shin Splint detaylı bir ortopedik değerlendirme ve tedavi ister. Bu nedenle merkezimizin deneyimli ve uzman fizyoterapistleri ile Shin Sprint tedavisinde sizler ve sevdiklerinizin yanınızdayız.

SIKÇA SORULAN SORULAR

-Shin Splint tedavisinde eğitimin önemi nedir ?

Eğitim ve Önleyici Stratejiler;

Hastaların Shin Splint’i anlaması ve önlenmesi için eğitim verilmesi önemlidir. Fizyoterapistler, uygun koşu teknikleri, doğru ayakkabı seçimi, antrenman programlarının düzenlenmesi ve dinlenme gerekliliği gibi konularda hastaları bilgilendirir. 

-Shin Splint nedir ve nasıl tedavi edilir ?

Shin Splint tedavisinde güncel fizyoterapi yaklaşımları, multidisipliner bir yaklaşımı içerir ve her bireyin ihtiyaçlarına göre özelleştirilir. Fiziksel aktiviteye dönüş sürecinde sabırlı ve dikkatli olmak önemlidir. Fizyoterapi, Shin Splint’in tedavisinde ağrıyı azaltmak, iyileşme sürecini hızlandırmak ve tekrarını önlemek için etkili bir yol sunar. Eğer Shin Splint belirtileriniz varsa, bir fizyoterapistle görüşerek kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturulması önerilir. 

Bize Ulaşın!

Shin Splint ve ortopedik rehabilitasyon hakkında bilgi almak veya randevu oluşturmak için telefon numaramız ya da web sitemiz üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!

Read more