Blog masonry

Rotator Cuff (Manşet) Sendromu

stressed senior man with shoulder pain blue backdrop 23 2148032366 Rotator Cuff (Manşet) Sendromu

Rotator Cuff (Manşet) Sendromu Nedir?

Rotator Cuff ya da halk arasında bilinen adıyla Rotator Manşet Sendromu, omuzdaki Rotator Manşet denilen yapının yaralanması ya da yırtılması ile oluşan tabloya denilir. Peki nedir bu Rotator Manşet ?

Rotator Manşet, yani Omuz Manşeti omzu çevreleyen ve omzun stabilizasyonunda görevli kas grubudur. Hasarında omuzun hareketlerini oldukça kısıtlayan Rotator Manşet kasları dört adettir. Bı kaslar ise; Supraspinatus, Infraspinatus, Teres Minör ve Subcapularis kaslarıdır.

Rotator Manşet Sendromu ise bu dört kasın bir araya gelerek oluşturduğu manşette hasar, yaralanma, yırtık gibi sorunların oluşumu ile ortaya çıkan ortopedik tablodur. Bu manşet grubunun hasarında omzun hareketlerinde ciddi kısıtlılıklar ve omuz ekleminde stabilizasyon kayıpları ortaya çıkar. 

Fizik Tedavi istanbul Merkezi olarak sizlere Rotator Cuff Sendromu’nu tanıtacağız:

Rotator Cuff (Manşet) Sendromunun Nedeni Nedir ?

Genelde Rotator Manşet hasarı, birçok nedene bağlı olarak gelişebilir. Tekrarlı ve sık omzun kullanıldığı aktivitelerde bulunma, düşme, ters hareket, ani omuz dönmeleri gibi sebepler en sık rastlanılan nedenlerdir. 

Rotator Cuff (Manşet) Sendromu Risk Faktörleri Nelerdir?

Rotator Cuff (Manşet) Sendromu her yaş ve cinsiyette görülebilen ancak kadınlarda aktivitelerin sıklığına bağlı olarak daha sık görülebilen bir ortopedik tablodur. Anatomik olarak yatkınlık olabileceği gibi, kişinin kolunu sık kullanması, tekrarlayan travmalar, düşme, çıkık gibi riskler de bu hasarı tetikleyebilmektedir.

Rotator Cuff (Manşet) Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

En temel belirtisi ağrı ve omuzda kısıtlılık olan Rotator Cuff (Manşet) Sendromunun belirtilerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Ağrı: Omuz eklemi etrafında şiddetli ağrı oluşur.
  • Omuz ekleminde kısıtlılık: Omzun hareketlerinde ağrı ve stabilizasyon eksikliğine bağlı kısıtlılıklar oluşabilir.
  • Hareketlerde zorlanma veya tamamen yapamama görülebilir.
  • Omuz ve kol kaslarında güçsüzlük: Omuz kaslarında hasara bağlı olarak güçsüzlük ya da tamamen güç kaybı görülebilir.
  • Ağrı sebebiyle uyku sorunları, depresyon gibi psikolojik problemler görülebilir.

Rotator Cuff (Manşet) Sendromu Tanısı Nasıl Koyulur?

Aslında Rotator Cuff (Manşet) tanısı oldukça kolay bir şekilde fiziki muayene ve hasta öyküsü ile koyulabilir. Ancak kesin tanı için ultrason, MRI, BT gibi görüntüleme teknikleri kullanılabilmektedir.

Rotator Cuff (Manşet) Sendromunda Tedavinin Önemi

Rotator Cuff (Manşet) hasar sonrası cerrahi seçeneğe başvurulabilir ancak cerrahi genelde ilk tercih değildir. Yırtığa ve ağrıya bağlı olarak fizik tedavi ve dinlenme ilk seçenek daha sonrasında fayda görülmezse cerrahi gerekebilir.

Rotator Cuff (Manşet) Sendromunda Ne Zaman Cerrahi Gerekir ?

Rotator Cuff (Manşet) yırtıkları, omuz ekleminin hareketlerini ciddi ölçüde kısıtlayan ve günlük yaşamı ciddi anlamda zorlaştıran rahatsızlıklardan biridir. Omuz eklemimizi saran kas ve tendon grubunun, Rotator Manşetin, hasarlanması ile ortaya çıkar ve birçok sebebe bağlı olabilir.

Her hastanın durumu özeldir ve merkezimiz her hastamıza özgü bir tedavi programı oluşturabilmek için detaylı tetkik ve değerlendirmeler yapar. Gerekli değerlendirme ve görüntülemelerden sonra yırtığın derecesi, büyüklüğü, tipi ve şikayetler belirlenir. Genelde küçük yırtıklarda cerrahiye ihtiyaç duyulmadan konservatif tedavilerle iyileşme sağlanabilir.Daha büyük ve karmaşık yırtıklar ise cerrahi müdahale gerektirebilir.

Cerrahiye giden süreci ağrının şiddeti, kaybedilen fonksiyonlar, kişinin cerrahisiz tedaviye verdiği yanıtlar etkileyebilir.

Omuz ağrısı ve hareket kısıtlılıkları çağımızda birçok kişinin yaşadığı ve günlük hayatı zorlaştıran sorunlardandır. Spor yaralanmaları, travmalar yanında tekrarlı kullanımın da doğurduğu bu sorunlarda çözüm yolu ameliyat olabilir.

Rotator Cuff (Manşet) Sendromunda Cerrahi

Rotator manşet ameliyatı öncesinde her hasta detaylı değerlendirilir ve kontrolden geçirilir. Hasta cerrah uygun görürse değerlendirme sonrasında ameliyata alınır ve hasta ile ailesi detaylıca bilgilendirilir. 

Fizik Tedavi İstanbul Merkezi’mizin uzman ve deneyimli hekimleri, fizyoterapistleri ve sağlık çalılanları ameliyat öncesi ve sonrası dönemde sizin için burada!

Rotator Cuff (Manşet) Sendromunda Cerrahi Sonrası Rehabilitasyon 

Rotator Cuff (Manşet) ameliyatı sonrasında kaybedilen hareket açısı, omuz stabilizasyon, kas gücünün geri kazanılması için Fizik Tedavi İstanbul Merkezi’mizde göreceğiniz fizik tedavi büyük önem taşır.

Rotator Cuff (Manşet) Sendromunda Cerrahi Sonrası İlk Adımlar

Rotator Cuff (Manşet) ameliyatı sonrasında hastanın hemen iyileşme sürecine alınması gerekir. İlk başta koruma ve ağrıya yönelik izlenen program, kan dolaşımını arttırıcı, hareket açıklığını arttırıcı, güçlendirici ve esnekliği arttırıcı egzersiz programları ile devam eder.

Omzunuzun eski hareket açıklığına ve fonksiyonuna dönmesi uzun sürebilir ve bu süreçte fizik tedavi vazgeçilemez bir zorunluluktur.

Rotator Cuff (Manşet) Cerrahisi Sonrası İyileşme ve Rehabilitasyon

Ameliyat kararı verildikten sonra Rotator Cuff (Manşet) kaslarının ve tendonlarının eski gücü ve fonksiyonuna kavuşabilmesi için fizik tedavi büyük önem taşır. Fizik Tedavi İstanbul Merkezimizdeki uzman fizyoterapistlerimiz, her hastanın özel ve bireysel iyileşme süreci olduğunu bilir ve her hastamız için bireyselleştirilmiş tedavi programları oluşturur.

Tedavinin ilk sürecinde ağrı ve kısıtlılık odaklı ilerleyen rehabilitasyon süreci, ileriki dönemlerde fonksiyonel egzersizler ve dirençli egzersizlerle desteklenir ve kaslar güçlendirilir. Hastalarımızın eski günlük yaşamlarına dönmeleri ve ağrısız bir süreç yaşayabilmeleri için detaylı ve yenilikçi tedavi yöntemlerimizle Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak hizmetinizdeyiz.

Rotator Cuff (Manşet) Sendromunda Rehabilitasyon Süreci

Hastaların ameliyat sonrasında başlayan fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecinin önemini biliyoruz ve zaman kaybetmeden rehabilitasyon sürecimize başlıyoruz. Eklem hareket kısıtlılığının giderilmesi, ağrılarınızın azaltılması için çeşitli egzersizler, kuvvetlendirme çalışmaları, elektroterapi ve Kol Robotu gibi teknolojik aletleri aktif bir şekilde kullanıyor ve hastalarımızı takip ediyoruz.

Ameliyat sonrası erken dönemde eklemin zorlanmaması gerektiğini biliyor, hastamızın eklemini güvenli bir şekilde eski haline döndürmek için çabalıyoruz.

Unutmayın ki Rotator Cuff (Manşet) ameliyatı sonrasında omzunuzu zorlamamalı ve günlük aktivitelere zamanla ve kademeli olarak dönmelisiniz.

Rotator Cuff (Manşet) Ameliyatı Sonrası Kontrol ve Takip

Ameliyat sonrasında hastalarımızın düzenli olarak kontrollerini yapıyor ve hastalarımızı takip ediyoruz. Her hastanın iyileşme sürecinin farklı olduğunu ve bireysel çalışmamız gerektiğini biliyor, her hastamızla özel olarak ilgileniyoruz.

Merkezimizin Rotator Cuff (Manşet) Tedavisinde Farkı

Kişisel egzersiz programları,kapsamlı fizik tedavi süreci, bireysel ve özel değerlendirmeler, kas güçlendirme ve esneklik çalışmaları gibi birçok hizmetimizle çoğu merkezden daha gelişmiş bir tedavi hizmeti vermekteyiz.Alternatif Tedavi Yöntemleri  ile hastalarımızın bu zorlu süreçte konforlu bir tedavi görebilmesi için çabalıyoruz.

Fizik Tedavi İstanbul Merkezimizde geçirdiğiniz süreçte deneyim ve fikirlerinizi önemsiyor, size en iyi hizmeti sağlamak için çalışıyoruz. Hastalarımızın her birinin deneyimlerinin önemini biliyor ve her gün kendimizi geliştirmek için çabalıyoruz.

Rotator Cuff (Manşet) Sendromu ve tedavisi hakkında bilgi almak için web sitemiz ya da telefon numaramızla bize ulaşabilir ve detaylı bilgi alabilirsiniz.

Merkezimiz sizi ve sevdiklerinizi önemsiyor, bu zor sürecin ne kadar zorlu olabileceğini biliyoruz. Bu yüzden güven veren tedavi yöntemleri ile hizmetinizdeyiz!

SIKÇA SORULAN SORULAR

-Rotator manşet nedir?

Rotator manşet, omzun hareketlerini sağlayan ve omuz eklemini stabil tutan dört farklı kasın (supraspinatus, infraspinatus, teres minor ve subscapularis) birleşerek oluşturduğu bir grup kas ve tendon yapısıdır.

Rotator manşet neden önemlidir?

Rotator manşeti korumak omuz eklemi için hayati öneme sahiptir çünkü bu yapılar omuzun stabilitesini sağlar.

-Omurgadan kaynaklanan problemler Rotator Manşete zarar verir mi? 

Evet, bazı anatomik sorunlar ve ters hareketler sebebiyle zarar görebilir.

-Rotator Cuff (Manşet) Sendromu Nasıl Önlenebilir?

Yırtıkları ve yaralanmaları önlemek için dikkatli hareketler yapmak, ağrılı durumlarda kolunuzu zorlamamak, kaslarınızı güçlendirmek ve egzersizli aktif bir yaşam sürdürmek yardımcınızı olacaktır.

-Rotator Cuff (Manşet) Sendromu Her Zaman Ameliyat Gerektirir mi ?

Hayır. Yırtığın derecesine ve tipine bağlı olarak konservatif tedavi yöntemleri ile de cerrahisiz tedavi sağlanabilir.

-Rotator Cuff (Manşet) Sendromu Ne Kadar Sürede İyileşir ?

Bu konuda her hastanın tedavi sürecinin farklı olduğunu ve bu nedenle tedavi süresinin hastaya bağlı olarak değiştiğini söylememiz gerekir.

İNME

fizik tedavi merkezleri İNME

Günümüzde en sık görülen nörolojik sorunların başında gelen İnme; artan radyasyon, hareketsiz yaşam ve hastalıklar sebebiyle çevremizde sıkça gördüğümüz bir durum oldu. Genelde inme inmesi olarak halk arasında bilinen, felç ile karakterize bu durum için sizi bilgilendirmek istiyoruz. Ücretsiz fizik tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak, “İnme nedir?” “Nasıl tedavi edilir?” gibi sorularınızın cevapları için yazımıza göz atabilirsiniz!

İnme Nedir ?

İnme inmesi, inme geçirmek ya da kısaca İnme; beynin bir bölümündeki hasar nedeniyle felç olayının yaşanması olarak özetlenebilir. Beyin damarlarındaki tıkanıklıklar ya da kanamalar sebebi ile beyin hücrelerinin oksijensiz kalarak ölmesi sebebiyle ortaya çıkar ve oldukça tehlikeli bir durumdur.

İnmenin bilinen iki çeşidi vardır: İskemik ve Hemorajik İnme

İskemik inme, pıhtı sonucu beyin damarının tıkanması olarak bilinirken, Hemorajik İnme kanama nedeniyle oluşmaktadır.

İnme Neden Olur?

Günümüzde sık sık adını duyduğumuz ve oldukça riskli bir durum olan İnmenin ortaya çıkmasında birçok sebep olduğu bilinmektedir. Yaş, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları ve sigara gibi birçok sebep İnmenin ortaya çıkmasında etkilidir.

İnme Belirtileri Nelerdir?

Günümüzde sıkça gördüğümüz bir nörolojik rahatsızlık olan İnme, bazı belirtiler ile erkenden teşhis edilebilir. İşte İnme belirtilerini sizin için sıraladık:

  • Baş dönmesi: İnme geçiren kişilerde baş dönmesi şikayetleri görüldüğü bilinmektedir
  • Baş ağrısı: Genelde hastalar şiddetli ve dayanılmaz bir baş ağrısı çektiklerini söylerler. İnme teşhisi alan hastaların birçoğunda şiddetli baş ağrısı görülmektedir.
  • Konuşma zorluğu: İnme etkilediği beyin bölümüne bağlı olarak konuşma bozukluğu, anlamsız konuşma, yanlış kelimeleri seçme ya da konuşamama gibi sorunlara yol açabilir.
  • His kaybı: İnme sonrasında gelişen felç, kas gücü yanında duyuları da etkileyebilmektedir. His kaybı ve hislerde azalmaya sebep olabilir.
  • Kas gücünde kayıplar yaşanması: İnme sonrasında birçok hastada kas kaybı ve kas güçsüzlüğü görülmektedir. Hastanın etkilenen bölgesine bağlı olarak birçok fonksiyonun kaybı söz konusudur.
  • Denge ve koordinasyon sorunları: İnme sonrasında hastalarda denge ve koordinasyon kayıpları görülmektedir ve bu da kas gücü yeterli bile olsa yürümeyi etkileyecektir
  • Görme sorunları: İnmeli hastalarda bulanık görme, çift görme, körlük gibi belirtiler görülebilmektedir 
  • Yüzde asimetri ve felç: İnme sonrasında yüz felci ve mimik kaslarındaki sorunlar nedeniyle yüz asimetrisi görülebilmektedir

İnme İçin Risk Faktörleri Nelerdir?

İnme için bilinen birçok risk faktörü bulunmaktadır. Ücretsiz tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak sizler için bu faktörleri sıralıyoruz:

  • Kalp ve damar hastalıkları: Kalp ve damar hastalıkları düzensiz kan dolaşımı nedeniyle inmenin birincil sebeplerindendir
  • Şeker (Diyabet): Şeker kan basıncını yükseltir ve yüksek tansiyona sebep olur. İnme risk faktörlerinin başında gelen sebeplerden biri olarak diyabete karşı dikkatli olunmalıdır.
  • Obezite: Obezlik diyabet, tansiyon ve birçok hastalığı tetiklediği gibi inmeyi de tetikleyebilir
  • Sigara kullanımı: Sigara kullanımı kalp ve damar hastalıklarına sebep olarak inme riskini arttırmaktadır 
  • Yaş : İnme görülme riski yaşlılarda daha fazladır
  • Yüksek tansiyon: İnmenin en temel sebeplerindendir, yüksek tansiyon inme riskini arttırır
  • Yüksek kolesterol: Yüksek kolesterol nedeniyle damar tıkanıklıkları artar ve dolayısıyla inme riski artar

İnme Tanısı 

İnme her gün dünyada bir insanın hayatını karartmaktadır. Genelde baş ağrısı gibi basit bir belirti ile ortaya çıkabilen, bu nedenle de erken teşhisi oldukça zor olan bir durumdur. İnme teşhisinde kullanılan özel bir teknik maalesef yoktur. Hastanın hikayesi ve nörolojik muayenesi büyük önem taşırken, MRI, BT gibi tıbbi görüntüleme yöntemleri de bu teşhiste yardımcı olabilmektedir. 

İnme ve Tedavisi

İnmede Cerrahi Tedavi

İnme beyin kanaması, pıhtı atması gibi sebeplere bağlı olarak ortaya çıktığından acil cerrahi müdehale gerektirebilir. Cerrahi sonrasında ise uzun bir yoğun bakım sürecine ihtiyaç duyulabilir. Cerrahi sonrasında acilen tedaviye başlanmalı ve fizik tedavi gecikmemelidir.

İnmede Fizik Tedavi ve Rehabilitasyonun Önemi

İnme maalesef ki kişinin bağımsızlığını etkileyebilen, kas gücü kaybı, his kaybı, fonksiyon kayıpları gibi durumlara sebep olabilen nörolojik bir durumdur. Hastanın fizik tedaviye başlaması büyük önem ve aciliyet gerektirir. Özellikle hızlı ve erken başlanan fizik tedavinin iyileşme sürecini hızlandırdığı bilinmektedir. Ücretsiz tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezimizde verdiğimiz Fizik Tedavi hizmetlerimiz şöyle sıralanabilir:

Egzersiz Tedavisi: İnme hastalarda kas gücü kaybına ve fonksiyonel kayıplara yol açmaktadır. Bu nedenle kaybedilen kas kütlesi ve gücünü tekrar kazanmak için egzersizin rolü büyüktür.

Esneklik ve Germe Çalışmaları: İnme sonrasında hastalarda kas kısalıkları ve gerginlikler görüldüğü bilinmektedir. Bu nedenle olumsuzlukların ve eklem sertliklerinin önüne geçmek için düzenli germeler yapılmalıdır.

Denge ve Koordinasyon Egzersizleri: İnme sonrasında birçok hastada denge ve koordinasyon kayıpları görülmektedir. Tedavi programlarına denge egzersizlerinin eklenmesi ihmal edilmemelidir.

Fizik Tedavi Cihazları: İnmeli hastalarda iyileşmeyi hızlandırmak için magnetoterapi gibi fizik tedavi cihazlarından yardım alınabilmektedir

Elektroterapi: İnmeli hastalarda ağrılar görülebilir. Bu nedenle ağrılar için TENS tedavisi, kas güçlendirmek için NMES kullanılabilir.

Sanal Gerçeklik Uygulamaları: İnme uzun bir tedavi süreci gerektiren yorucu ve psikolojik olarak ağır bir durumdur. Hastaların tedaviye interaktif olarak katılabilmeleri için oyunlarla donatılmış sanal gerçeklik uygulamaları kurtarıcınız olabilir

İnmede Ergoterapi, Yutma ve Konuşma Terapisi

İnme sadece vücut kaslarını değil, ince motor becerileri, yutma ve konuşma kaslarını da etkilemektedir. Bu nedenle inmeli hastalarda kaybedilen ince motor beceriler için Ergoterapi çalışmaları, yutma ve konuşma bozuklukları için ise Yutma ve Konuşma terapisinin tedavi sürecine eklenmesi gerekir.

İnmede Robotik Rehabilitasyonun Önemi

İnme sonrasında kas güçsüzlükleri, sinirsel bozukluklar nedeniyle yürüme fonksiyonunda kayıplar görülebilmektedir. Robotik Yürüme Cihazları, hastanın ağırlığını alarak pasif veya yardımlı olarak hastanın yürümesini sağlar. Kas güçlendirmenin yanı sıra fonksiyon kazanımında da önemli faydaları vardır.

Merkezimizle Ücretsiz Fizik Tedavi

Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak Türkiye’nin ücretsiz fizik tedavi alanında öncü merkezlerinden biriyiz ve hastalarımızın tedavilerini önemsiyoruz. Her hastanın farklı süreçlerden geçtiğini ve bireysel tedavinin önemini biliyoruz. Bu nedenle merkezimizde bireysel ve bütüncül tedaviye önem vermekteyiz.

Bize ulaşın!

İnme her hasta ve yakını için zorlu ve yorucu bir süreçtir. Ücretsiz tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak uzman hekimlerimiz ve deneyimli fizyoterapistlerimiz ile sizler için buradayız. Randevu ve bilgi almak için bize web sitemiz ya da telefon numaramız aracılığı ile ulaşabilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

İnme geçirmek önlenebilen bir şey midir?

İnme kronik hastalıklar, yüksek tansiyon, diyabet gibi sebeplerle ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle kronik hastalıkların kontrol altında tutulması sizi inmeden koruyabilir. Düzenli kontroller ve hekimlerinizin tavsiyesine uymak hayatınızı kurtarabilir.

İnme sonrasında ne olur?

İnme geçiren hastalarda kas gücü kaybı, his kaybı, denge sorunları, yaşamsal fonksiyonlarda sorunlar görülebilir. Bu nedenle inme sonrasında detaylı bir değerlendirme ve nörolojik rehabilitasyon gerekmektedir. İnme sonrasında yapılan acil müdahale sonrasında hiç vakit kaybetmeden fizik tedaviye başlanmalı ve hastanın bakımı konusunda dikkatli olunmalıdır.

İnme iyileşebilir mi?

İnme hastanın beynindeki hasara, geçen zamana ve yapılan tedaviye göre değişmekle birlikte iyileşebilmektedir. İnme sonrasında iyi bir fizik tedavi süreci çoğu hastayı günlük yaşama rahatça döndürebilir.

İnme sonrasında hastalar yürüyebilir mi?

Vücudun aldığı hasara ve etkilenen bölgelere bağlı olarak inme hastaları tekrar yürüyebilir. Merkezimizde inme hastalarında yürüme için de çalışmalar yaparak onların eski rutinlerine dönmelerini sağlamaya çalışıyoruz.

Kısmi felç nedir?

Kısmi felç vücudun tamamının tam anlamıyla felç olmaması demektir. Kas güçsüzlüğünün veya güç kaybının görülebildiği bu durumlarda tam bir paralizi durumu yoktur.

İnme sonrasında konuşamama normal midir?

İnme sonrasında beynin konuşma bölümü etkilenebilir. Bu nedenle hastalarda konuşma bozuklukları görülmesi normaldir. Gerekli terapilerle hastalar tekrar konuşma fonksiyonlarını kazanabilirler.

İnmede tüm vücut felç mi olur?

Hayır. Etkilenen bölgeye bağlı olarak belirli vücut bölümlerinde felç görülmektedir.

Sigara içmek inmeye sebep olur mu?

Evet olabilir. Sigara içmek dolaşım ve solunum problemlerine yol açmaktadır. Bu nedenle de bozulan dolaşım nedeniyle pıhtı atabilir ve inme geçirilebilir. 

İnme geçirdiğimi nasıl anlarım?

İnmenin birçok belirtisi olmakla birlikte; karıncalanmalar, uyuşukluklar, kas gücünde kayıp, şiddetli baş ağrısı, konuşma bozuklukları, dilde anormallikler, yutma problemleri, bilinç bulanıklığı gibi belirtilerle inme tespit edilebilir. 

Boyun Fıtığı

17d0e8c16d3baa7ed44b4e356bffab80 Boyun Fıtığı

Artan çalışma saatleri, masa başı işlerin artması, çalışma koşullarının gittikçe kötüleşmesi, radyasyon ve teknolojik gelişmeler nedeniyle toplumda neredeyse herkesin zaman zaman boyun ağrıları olabilmektedir. Bu boyun ağrıları bazen ciddi bir sorunu işaret etmezken, bazı ağrıların sebebi sandığınızdan daha ciddi olabilir. Boyun fıtığı günümüzde oldukça sık görülen ve görülme yaşı çok genç yaşlara kadar düşen ortopedik bir sorundur. Peki ne zaman Boyun Fıtığından şüphelenmelisiniz ? Her ağrı fıtığı mı işaret eder ? Bu tür sorularınızın cevapları için yazımıza göz atabilirsiniz.

Boyun Fıtığı nedir ?

Servikal Disk Hernisi ya da halk arasındaki yaygın adıyla Boyun Fıtığı, omurganın bir sorunudur. Omurlar arasındaki disklerde bulunan jelatinimsi yapının çeşitli sebeplere bağlı olarak taşması, bombeleşmesi hatta bazen diskten tamamen akması ile ortaya çıkar. Boyun fıtığı genelde ağrı ve ilerleme seviyesine bağlı olarak uyuşma, hareket kaybı gibi sebeplere bağlı olmaktadır.

Günümüzün yaygın ortopedik sorunlarından biri olan Boyun Fıtığı, toplumda bilindiği gibi her zaman ameliyata ihtiyaç duymaz. İlk tedavi seçeneği her zaman istirahat ve konservatif yöntemler olmalıdır.

Boyun Fıtığı Neden Olur?

Boyun fıtığı için birçok risk faktörü ve neden bulunmaktadır. Bazen ani başlangıçlı bazen de zamanla artan ağrılarla kendini hissettiren Boyun Fıtığının sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Travma: Direkt darbe, düşme, çarpma, ateşli silah yaralanması,trafik kazaları gibi birçok travma Boyun Fıtığına sebep olabilmektedir.
  • Yaş: Boyun fıtığı oluşumunda yaş önemli bir risk faktörüdür ve yaş ilerledikçe fıtık görülme riski artar.
  • Omurlar arasındaki diskler harabiyet: Diskteki aşınma, zamanla birikmiş hasarlar diskin içindeki yapının taşmasına böylelikle de fıtıklaşmaya yol açabilir
  • Sigara: Sigara kullanımı omur sağlığını etkileyeceğinden fıtık riskini arttırmaktadır.
  • Uzun süre masa başında oturma: Remote işlerin artmasıyla masa başında çalışan kişi sayısı da artmıştır. Masa başında uzun saatlerce çalışmak boyun fıtığı riskini arttıracaktır.
  • Hareketsiz yaşam: Boyun fıtığı hareketsiz yaşayan ve egzersiz yapmayan kişilerde daha sık görülür
  • Stres: Her hastalıkta olduğu gibi yoğun stres vücut sağlığını etkileyerek fıtık oluşma riskini arttırır. 
  • Yanlış egzersiz: Gereksiz ve fazla yapılan, yanlış yapılan egzersizler faydadan çok yarar sağlayacaktır. Ve fıtık oluşum riskini arttıracaktır. 
  • Postür sorunları: Yanlış posterde çalışmak, egzersiz yapmak, fazla kambur durmak gibi sorunlar zamanla fıtık oluşturabilir.
  • Genetik yatkınlık: Fıtık oluşumunda genetik yatkınlığın da etkili olduğu düşünülüyor.

Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir?

Boyun fıtığında fıtığın ilerleme seviyesine ve yerine göre farklı belirtiler ortaya çıkabilir. Her insanda değişen bu belirtiler genelde ağrı ve uyuşma gibi temel belirtiler olabilir. Bunların yanında ise bazı farklı belirtiler de görülebilmektedir:

  • Boyun ve omuza vuran ağrısı: Boyun fıtığının ilk belirtisi genelde boyun ve omuzda ağrılardır. Ense, omuz ve kolları da içine alabilen bu ağrı fıtığın yerine göre oldukça şiddetli ve dayanılmaz olabilir.
  • Kollara uzanan uyuşma ve ağrı: Boyun fıtığı sonrasında kollarda uyuşma ve ağrı görülebilir. Genelde kola vuran ağrı ve uyuşma, fıtığın sinire bası yaptığını gösterir ve ciddi olabilir.
  • Sırt ağrısı: Boyun fıtığı sonucunda sırtta ağrılar görülebilir. Genelde sırtın üst kısmında boyna yakın bölgede oluşan bu ağrı kişinin hayatını zorlamaya başlar.
  • Karıncalanma, uyuşma hissi veya hissizlik: Boyun fıtıkları sinirlere bası yaparak kollarda uyuşmaya, karıncalanmaya hatta tamamen his kaybına sebep olabilir ve bu oldukça ciddi bir durumdur 
  • Hareket kaybı: Boyun fıtığında ağrı ve kısıtlılıklar nedeniyle eklem hareketinde azalma görülebilir.
  • Kısıtlılık: Ağrıya ve fıtığa bağlı kısıtlılık görülebilir
  • Baş ağrısı: Boyun fıtığı bazı hastalarda çene ve baş ağrısına sebep olabilmektedir.
  • Denge sorunları: Etkilenen bölge ve sinirlere bağlı olarak bazen denge kayıpları görülebilmektedir 
  • Kas güçsüzlüğü: Sinir basısı sonucunda bazı hastalarda boyun fıtığı nedeniyle kollarda kas gücü kaybı görülebilir.

Boyun Fıtığı Tanısı Nasıl Koyulur?

Boyun fıtığı tanısı koyulurken önemli olan öncelikle hastanın öyküsüdür. Genelde belirtileri dinlemek hastalığın tanısını koymada yeterli olacaktır. Ancak kesin tanı için MRI, X-Ray gibi görüntüleme yöntemleri de kullanılabilir.

Boyun Fıtığında Tedavi Nasıl Yapılır?

Boyun fıtığında tedavi süreci fıtığın ilerleme derecesine ve hastanın şikayetlerine göre karar verilmektedir. İlk seçenek her zaman dinlenme ve ilaç tedavisi olmakla birlikte fizik tedaviye bile yanıt vermeyen ilerlemiş fıtıklarda cerrahiye başvurulması gerekmektedir.

Boyun Fıtığında Ameliyat Zorunlu Mudur?

Boyun fıtığı denilince günümüzde akla gelen ilk yöntem genelde fıtık ameliyatı olmaktadır. Ancak aslında çoğu boyun fıtığı ameliyat gerektirmeden fizik tedavi ile iyileşebilmektedir. Boyun fıtıklarında cerrahiyi fıtığın yeri, ilerleme seviyesi ve semptomlar etkiler. Eğer fıtık çok ilerlediyse, dayanılmaz ağrılar ve sinir basısı sebebi ile kas güçsüzlükleri görülmeye başladıysa cerrahi seçenek düşünülebilir. 

Doktorlar bu konuda en doğru kararı verecek olup, ilk seçenek olarak genelde istirahat ve fizik tedavi yöntemleri önermektedirler. Fizik tedaviden fayda göremeyen, fıtıkta gerileme yaşamayan hastalarda son seçenek olarak cerrahi önerilmektedir.

Boyun Fıtığı ve Fizik Tedavi

Boyun fıtığı tedavisinde cerrahi dışında birçok konservatif yöntem kullanılmaktadır. Fizik Tedavi İstanbul Merkezimizin uzman fizyoterapistleri eşliğinde ağrılarınızı hafifletmek, fıtık kaynaklı kısıtlılığınızı gidermek, kaybettiğiniz fonksiyonları tekrar kazanabilmek için çalışmalar yapabilirsiniz.

  1. Egzersiz: Boyun fıtığında başvurulacak ilk yöntem egzersiz tedavisidir. Boyun ve omuz kaslarınızı güçlendirmek, gerginlik ve kısalıkları gidermek için egzersiz tedavisi gereklidir. Güçlü kaslar fıtığın olumsuzluklarını da giderecektir.
  2. Fizik Tedavi Ajanları: Ağrıları ve kısıtlılığı gidermek için ısı ajanları, ultrason cihazı, masaj, magnetoterapi gibi birçok teknolojik cihazı tedavinizde kullanıyoruz.
  3. Elektroterapi Yöntemleri: Ağrı ve kısıtlılıklar için tens tedavisi, kas güçlendirme için NMES gibi birçok elektroterapi yöntemini aktif kullanıyoruz.
  4. Alternatif Yöntemler: Kuru iğneleme, masaj terapi gibi birçok alternatif yöntemle ağrılarınızı azaltabilirsiniz.

Boyun Fıtığı Sonrası Yaşam Tarzında Değişimler ve Ergonomik Yöntemler

Boyun fıtığı ne yazık ki sadece boyun ağrısıyla değil birçok semptomla ortaya çıkan ortopedik bir sorundur. Genel sebepleri arasında hareketsizlik, uzun çalışma saatleri, postür bozukluğu gibi sebepler olan Boyun Fıtığında ergonomik değişikliklere gidilmesi fıtık ağrılarını azaltacak, fıtık oluşumunu engelleyecektir.

Ortopedik ve ergonomik aletlerin kullanımı, sık sık mola vermek, dinlenmek, boyun egzersizleri yapmak, dik durmak ve aktif bir yaşam belirlemek sizi fıtık ağrılarından uzak tutacaktır. İş şartları değiştirilemese bile, çalışma ortamında ufak değişiklikler yapmak; doğru sandalye, yastık, mouse kullanımı gibi basit değişiklikler hayat kalitenizi arttıracaktır.

Boyun Fıtığı Ne Zaman Tehlikeli Olur?

Boyun fıtığının belirtileri arasında his kaybı, güçsüzlük, uyuşma gibi belirtiler görülebilmektedir. Bu belirtilerin ana kaynağı, ilerlemiş fıtığın sinir köklerine bası yaparak sinirleri bloke etmeye başlamasıdır. Çoğu zaman kolda uyuşukluklar, şiddetli ağrı, ellerde karıncalanmalar, his ve güç kaybı ile kendini gösteren bu durum fıtığın ilerlediğini ve ciddiyetini göstermektedir. Bu gibi ilerlemiş fıtıklarda acil cerrahi bir seçenek olmaya başlar ve fıtığın tehlikeli bir bölgede olduğunu gösterebilir.

Erken Müdahalenin Önemi

Boyun fıtığı ilerleyici ve ciddi sorunlara yol açabilecek bir ortopedik rahatsızlıktır. Bu nedenle fıtık sinir basısı yapmaya başlamadan ve zarar vermeden erken teşhis etmek ve müdahale etmek sizi birçok faktörden koruyacaktır. Ayrıca ne kadar erken tedaviye başlanırsa o kadar hızlı bir iyileşme süreci olacaktır.

Bize ulaşın!

Servikal disk Hernisi yani Boyun fıtığı, günümüzde en sık görülen ortopedik rahatsızlıklardan biridir. İlerleyici ve ciddi sorunlara yol açabilecek olan Boyun Fıtığı ameliyat olmadan da tedavi edilebilir. Boyun Fıtığı ve tedavisi hakkında bilgi almak için web sitemiz ya da telefon numaramız aracılığıyla bize ulaşabilirsiniz! 

SIKÇA SORULAN SORULAR

Boyun Fıtığı önlenebilir mi?

Evet, önlenebilir. Çalışma ortamınızda yaptığınız ergonomik değişiklikler, aktif bir yaşam tarzı benimsemek, iyi postür ve düzenli egzersiz sizi boyun fıtığına karşı koruyabilir.

Boyun Fıtığı ilerler mi?

Boyun Fıtığı, tedavi edilmediği takdirde ilerleyici ve ciddi sonuçlara yol açabilen ortopedik bir rahatsızlıktır.

Boyun Fıtığı iyileşir mi?

Evet, iyileşebilir. Fıtığın yeri ve ilerleme seviyesine göre konservatif yöntemlerle tedavi sağlanabilir. Cevap alınamazsa cerrahi düşünülebilir.

Boyun Fıtığı kaç yaşında ortaya çıkar?

Günümüzde boyun fıtığı çok genç yaşlarda bile sık görülmeye başlamıştır. Genelde genç yetişkinlerde görülmeye başlayan boyun fıtığı ileri yaşlarda daha sık görülmektedir.

Boyun Fıtığı uyuşma yapar mı ?

Boyun fıtığı, fıtığın yeri ve sinir köküne bası yapmasına göre kollarda uyuşma ve his kaybı yapabilmektedir.

MS Hastalarında Denge ve Koordinasyon Egzersizlerinin Önemi

awtsd5zsmf774ie93gp59kvon1ds2k03 MS Hastalarında Denge ve Koordinasyon Egzersizlerinin Önemi

Adını sıklıkla duyduğumuz ve günümüzün yaygın nörolojik bozukluklarında biri olan Multipl Skleroz (MS) her hastada farklı ilerleyen ve bu yüzden her hastada farklı bir yol izlenmesi gereken bir durumdur. Peki Multipl Skleroz (MS) nedir ? Multipl Skleroz (MS) nasıl tedavi edilir? Bu tür sorularınızın cevabı için yazımızın devamına göz atabilirsiniz.

Multipl Skleroz (MS) Hastalığı Nedir?

Günümüzün yaygın nörolojik hastalıklarından biri olan Multipl Skleroz (MS), vücudumuzdaki bağışıklık sistemi hücrelerinin sinir sistemi hücrelerinin üzerindeki miyelin kılıfa saldırması ve zarar vermesiyle ortaya çıkan ve ne yazık ki henüz bilinen bir tedavisi olmayan ilerleyici bir nörolojik hastalıktır. Görme sorunları, fonksiyon kayıpları, bağışıklık sisteminin düşmesiyle kendini gösteren ve kişinin günlük yaşamını oldukça zorlaştıran Multipl Skleroz (MS) henüz bir tedavisi olmasa da ilaçlar ve fizik tedavi hizmetleriyle kontrol altına alınabilen bir durumdur.

Multipl Skleroz (MS) Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Multipl Skleroz (MS), günlük yaşamı oldukça olumsuz etkileyen, kişiyi yoran ve ataklarla seyreden bir hastalıktır. Genelde erken yaşlarda ortaya çıkan ve hayat boyu devam eden Multipl Skleroz (MS) için görülen belirtileri sizler için sıraladık:

  • Görme problemleri: Multipl Skleroz (MS) görme sorunları görülebilen, ilerleyici bir hastalıktır. Görmenin zayıfladığı ve bozulduğu belirtilerle ortaya çıkabilmektedir.
  • Kas gücünde zayıflama: Multipl Skleroz (MS) hastalarında kas gücünde zayıflama ve aktivite sırasında çabuk yorulma görülebilir
  • Denge sorunları: Multipl Skleroz (MS), sinir sistemindeki bozulmalar nedeniye kişilerde denge ve koordinasyon problemlerine yol açabilir
  • Spastisite: Multipl Skleroz (MS) hastalarında spastisite (istemsiz kas kasılmaları) görülebilir
  • Uyuşmalar: Sinir sistemindeki bozulmalar nedeniyle uzuvlarda uyuşma, karıncalanma görülebilir 
  • Yorgunluk: Yorgunluk Multipl Skleroz (MS) hastalarında en tipik belirtilerinden biridir.
  • Yürüme bozukluğu: Denge problemleri ve kas güçsüzlüğü nedeniyle yürümede bozulmalar görülebilir
  • Mesane sorunları: İlerleyen hastalarda sinirsel bozukluklara bağlı olarak idrar kaçırma gibi sorunlar görülebilir

Multipl Skleroz (MS) neden olur?

Multipl Skleroz (MS) ne yazık ki hala tam sebebi bilinmeyen, ataklarla seyreden ilerleyici bir hastalıktır.  Erkeklerde daha sık görülen Multipl Skleroz (MS) için birçok risk faktörü bilinse de net olarak sebebi bilinmemektedir. Çevresel faktörlerin de etkili olabileceği bilinen Multipl Skleroz (MS) için genetik faktörlerin de etkisi olduğu düşünülmektedir.

Multipl Skleroz (MS) tanısı nasıl koyulur ?

Multipl Skleroz (MS) için özel bir tanı yöntemi bulunmamaktadır. Ancak hasta hikayesi ve şikayetleri ve hekimin muayenesi sonrasında tanı koymak mümkündür. Ayrıca bazı hastalarda kesin tanı için MRI görüntüleme , omurilik sıvısının incelenmesi gibi yöntemler kullanılabilir.

Multipl Skleroz (MS) ve Fizik Tedavi 

Multipl Skleroz (MS), kişinin bağışıklık sisteminin sinir sistemine saldırması ve sinir hücrelerinin zarar görmesiyle ortaya çıkan, ataklar halinde seyredebilen ilerleyici bir nörolojik rahatsızlıktır. Miyelin kılıflardaki zarar ile ortaya kas güçsüzlüğü, denge problemleri ve birçok sorun ile seyreden bu hastalıkta fizik tedavinin önemi büyüktür.

Hastaların şikayetleri doğrultusunda semptomlara yönelik çalışılmalı ve her hasta için özel tedavi programları çizilmelidir. Kas gücü, denge çalışmaları ve yorgunluğa dair çalışmalar tedavi programının temeli olacaktır.

Merkezimizde Multipl Skleroz (MS) İçin Uyguladığımız Fizik Tedavi Yöntemleri

Multipl Skleroz (MS) birçok semptomla görülen, ilerleyici bir sinir sistemi hastalığıdır. Multipl Skleroz (MS) kesin bir tedaviye sahip olmasa da semptomların hafifletilmesi ve günlük yaşamdaki bağımsızlığın kazanılması için fizik tedavi bir zorunluluktur.

  • Egzersiz tedavisi: Multipl Skleroz (MS), kas gücü kaybı, yorgunluk ve hareketsizliğe bağlı birçok kas-iskelet sistemi sorununa neden olabilir. Bu nedenle Multipl Skleroz (MS) için bize başvuran hastalarımızda özellikle kas güçlendirme egzersizlerine ve fonksiyonel egzersizlere önem veriyoruz.
  • Denge ve Koordinasyon Çalışmaları: Multipl Skleroz (MS) sonrasında denge kayıpları görülebilmektedir. Tedavi programına denge ve koordinasyon sistemi için çalışmalar eklenmelidir.
  • Ergoterapi: Multipl Skleroz (MS) günlük yaşamı ve hastanın bağımsızlığını etkileyen ilerleyici bir sinir sistemi hastalığıdır. Bu nedenle hastanın ince motor becerilerini geliştirmek ve yorgunluğunu azaltmak için gereken ergonomik düzenlemeler hastaya öğretilmelidir.

MS Hastalarında Denge Sorunları ve Çözümleri

Multiple skleroz (MS) hastalarının sıklıkla karşılaştığı bir sorun olan denge sorunları, hastaların günlük yaşamlarını oldukça olumsuz etkiler. Genellikle fizik tedavi ve egzersiz programlarının yanı sıra hastalara denge eğitimi de verilerek bu sorun çözülmeye çalışılır.

Koordinasyon Problemleri İçin Egzersizler

Multipl Skleroz (MS) hastalığının neden olduğu koordinasyon problemleri, hastaların hareket kabiliyetini azaltabilir ve günlük yaşamlarını zorlaştırır. Ama bireysel ve özel olarak tasarlanmış egzersiz programları sayesinde koordinasyon becerileri geliştirilebilir. Bu egzersizler genellikle kas kuvvetlendirme ve esneklik çalışmalarını içerirken aynı zamanda dengeli hareketleri de geliştirmeyi hedefler.

Multipl Skleroz (MS) Tedavisinde Denge Egzersizlerinin Rolü

Multipl Skleroz (MS) hastalığı tedavisinde denge egzersizleri önemli bir yere sahiptir çünkü bu tür egzersizler sayesinde kas kuvveti arttırılır, propriyosepsiyon geliştirilir ve postür kontrolü sağlanarak düşme riski azaltılır.

Multipl Skleroz (MS) Hastalarına Önerilen Egzersiz Programları

Farklı seviyedeki Multipl Skleroz (MS) hastalarının ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş egzersiz programları sunulmalıdır çünkü her hastanın süreci farklı ilerlemektedir. 

Fizik Tedavinin Multipl Skleroz (MS) Hastaları İçin Avantajları

Multipl Skleroz (MS), ne yazık ki tedavisi olmayan ancak Fizik Tedavi ile semptomları kontrol altında tutulabilen bir sinir sistemi hastalığıdır.Hastalıkta kas gücünün azalması, denge kayıpları görülmesi, yorgunluk gibi birçok semptom bulunurken, hastalığın semptomlarını azaltmak için fizik tedavi yararlı olabilmektedir.

Merkezimizde Bireyselleştirilmiş Tedavi Programları

Ücretsiz tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak bireysel tedavinin önemini biliyor ve hastalarımızın her birine özel tedavi programları çiziyoruz. Her hastanın süreci farklıdır ve Multipl Skleroz (MS) her hasta için farklı ilerler. Kimi zaman sık sık ataklar görülebilirken, tek bir atakla hayatını devam ettirebilen hastalar da bulunmaktadır. Bu nedenle uzman ekibimiz her hastayı bireysel bir şekilde değerlendirir ve onların tedavisini titizlikle takip eder.

Modern Fizyoterapi Teknikleri ve Multipl Skleroz (MS)

Multipl Skleroz (MS) tedavisinde sadece kas gücünü arttırmak ya da fizik tedavi cihazları kullanılmamaktadır. PNF gibi teknikler, manuel terapi yöntemleri, masaj, ergoterapi çalışmaları ve birçok alternatif yöntem hastalar için merkezimizce uygulanmaktadır.

Bütüncül Tedavi 

Multipl Skleroz (MS) ne yazık ki birçok sistemi etkileyen ve birçok farklı semptoma sahip, ilerleyici bir sinir sistemi hastalığıdır. Bu süreç yorucu olmakla birlikte, mental açıdan zor bir süreçtir. Bu nedenle hastalarımızın sadece fiziki sağlığını değil; psikolojisini de önemsiyoruz. Hastalarımız ve yakınları için gereken her türlü desteği sağlamak için buradayız.

Multipl Skleroz (MS) ve Yorgunluk

Multipl Skleroz (MS) sinir sistemini etkileyen ilerleyici bir hastalıktır. En bilindik semptomlarından biri olan yorgunluk, hastaların hayatını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkilemektedir. Hastaların hem mental sağlığı için psikolojik destek hem de yorgunluğun azaltılması için Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak ergonomik düzenlemeler önermekteyiz.

Sıkça Sorulan Sorular:

-Multipl Skleroz (MS) hastası kaç yıl yaşar?

Multipl Skleroz (MS) ölümcül bir hastalık değildir. Çok ciddi ataklar yaşayabilen hastalar da olmakla birlikte, Multipl Skleroz (MS) için ömrü kısalttığıyla ilgili bir bilgi yoktur.

-Multipl Skleroz (MS) hastalığı geçer mi?

Hayır, ne yazık ki Multipl Skleroz (MS) hayat boyu devam eden bir hastalıktır. Kesin bir tedavisi olmamakla birlikte ancak ilaçlar ve fizik tedavi süreci ile semptomları hafifletilebilir.

-Multipl Skleroz (MS) en çok nereyi tutar?

Multipl Skleroz (MS), beyin ve omurilik gibi sinir sistemi başta olmak üzere vücudun çoğu bölgesinde sorunlara yol açabilir. 

-Multipl Skleroz (MS) ataklarla mı ilerler ?

Evet, ne yazık ki Multipl Skleroz (MS) hastalarında zaman zaman ataklar görülebilmektedir. Bu ataklar bazen sık tekrarlayıcı da olabilmektedir.

-Multipl Skleroz (MS) hastaları hamile kalabilir mi ?

Multipl Skleroz (MS) hastalarında sağlıklı bir gebelik süreci ve doğum görülebilir ve bu hastalık gebeliğe engel değildir. Ayrıca kalıtsal bir hastalık değildir.

-Multipl Skleroz (MS) ilerler mi ?

Evet, Multipl Skleroz (MS) ilerleyici bir hastalıktır ve çoğu zaman erkeklerde kadınlara göre daha hızlı ilerlediği görülmüştür.

-Multipl Skleroz (MS) hastalarında ağrı olur mu?

Evet. Bazı Multipl Skleroz (MS) hastalarında boyun, kol ve bacaklarda ağrılar ve elektriklenmeler görülebilir.

Bizimle İletişime Geçin!

Ücretsiz tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak, her Multipl Skleroz (MS) hastasının farklı olduğunu ve her hastanın sürecinin farklı ilerlediğinin bilincindeyiz. Bu nedenle, her hastamızın semptomlarına yönelik özel olarak değerlendirme ve bireysel tedavi programları oluşturmaktayız.

Multipl Skleroz (MS) hastalığının yorucu bir hastalık olduğunu ve hastalarımızı fazla yormamamız gerektiğinin bilincinde olarak egzersizlerimizi bu doğrultuda planlıyor ve hastalarımıza nasıl daha az yorucu işler yapabileceklerini öğretiyoruz.

Multipl Skleroz (MS) hastaların yaşam kalitesini düşüren ve günlük yaşamı etkileyen bir hastalıktır. Bu nedenle bu sürecin zor bir süreç olabileceğini biliyor ve hastalarımıza ve yakınlarına her türlü desteği sağlıyoruz.

Sizler de Multipl Skleroz (MS) hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi almak için web sitemiz ya da telefon numaramız aracılığı ile bize ulaşabilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!

Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Tedavi 

Partial Knee Replacement Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Tedavi 

Ön Çapraz Bağ yaralanmaları, ortopedik ve sportif yaralanmalar arasında en sık görülen yaralanmalardan biridir ve diz ekleminin en önemli yapılarından birinin hasarı ile oluşurlar. Ön Çapraz Bağ yaralanması sonucu ciddi diz sorunları açığa çıkmaktadır. Diz ağrısı, hareket kaybı, kısıtlılıklar, stabilizasyon kaybı gibi birçok sorunu ortaya çıkaran Ön Çapraz Bağ yaralanmaları hakkında daha detaylı bilgi için yazımızın devamına göz atabilirsiniz.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Nedir?

Ön Çapraz Bağ yaralanması, diz ekleminin içindeki ön çapraz bağın çeşitli sebeplerle hasar aldığı durumdur. Genelde tek bir bağ olarak düşünülen Ön Çapraz Bağ dizin stabilizasyonu ve hareketinde önemli bir yere sahiptir. Bu bağlar, kaval kemiğinin, uyluk kemiği önüne kaymasını engelleyerek dizin stabilizasyonunu sağlamaktadır.

Bu bağın yaralanması sonucu cerrahiye kadar gidebilen ciddi bir ortopedik tablo oluşabilir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Neden olur?

Ön Çapraz Bağ yaralanmalarının birçok nedeni olmakla birlikte özellikle temas sporlarında sıklıkla Ön Çapraz Bağ yaralanması görülmektedir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları için temel risk faktörü ve nedenleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Dizin ani hareketleri: Dizde ani dönme, yön değiştirme hareketleri Ön Çapraz Bağlarda ciddi hasara sebep olabilmektedir.
  • Ani durma: Aniden durma hareketi Ön Çapraz Bağlarda yaralanma veya yırtılmaya sebep olabilmektedir
  • Dize direkt temas ve darbe: Dize alınan direkt darbe ve travmalar Ön Çapraz Bağlarda hasara sebep olabilmektedir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Neden Kadınlarda Daha Sık Görülür ?

Ön Çapraz Bağ yaralanmasının kadın sporcularda daha sık görüldüğü görülmüştür. Bu da akla bunun nedeninin ne olabileceğini getirmektedir.

Östrojen fazlalığında olabileceği düşünülen bu yaralanmalarının sıklığının esas nedeni ne yazık ki kesin olarak bilinmektedir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Belirtileri Nelerdir?

Ağrı ve ses ile kendini belli eden Ön Çapraz Bağ yaralanması, birçok farklı belirti gösterebilmektedir. Bu belirtiler şöyle sıralanabilir:

  • Ağrı: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında dizde şiddetli ağrı başlamaktadır.
  • Kısıtlılık: Diz ekleminin hareketlerinde kısıtlılıklar görülebilmektedir
  • Hareket kaybı: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrası diz ekleminde hareket kaybı görülmektedir
  • Yürüme bozukluğu: Diz ekleminde oluşan hasar nedeniyle yürüme bozukluğu görülebilir.
  • Dizde boşalma hissi: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında dizde güvensizlik hissi oluşmaktadır 

Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Tanı Koyma

Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında özellikle kopma esnasında yüksek bir ses duyulmaktadır. Ancak kopmanın olmadığı durumlarda ağrı ve şişlik belirtileri bize Ön çapraz bağ yaralanmalarını hatırlatabilir. 

Fiziki muayene ve detaylı değerlendirmenin yanında, ortopedik testler ve MRI gibi görüntüleme yöntemleri ile de tanı koyulabilmektedir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları ve Evreler

Genelde üç evrede incelenen Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları evreleri şöyledir:

  • Evre 1 : İlk evredir ve bağda hafif bir hasar vardır. Bir yırtık ya da kopuk mevcut değildir.
  • Evre 2 : Artık kısmi bir yırtıktan söz edilebilir ancak bağ tamamen kopmamıştır.
  • Evre 3 : Bağ bütünlüğü bozulmuş ve tam kopma mevcuttur.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları ve Tedavi

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları kimi zaman cerrahi gerektirebilen durumlar olsa da çoğu zaman cerrahi istemeden de tedavi edilebilmektedir. Ancak her iki durumda da Fizik Tedavi alınması mecburi olacaktır.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Sonrası Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Süreci

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında istirahat ve konservatif tedavilerin önemi büyüktür. Cerrahi olmadığı durumlarda uyguladığımız tedavi hizmetlerimizi şöyle sıralayabiliriz:

  • Egzersiz tedavisi: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları ciddi ağrı ve bacaklarda güçsüzlüğe sebep olan yaralanmalardır. Bağın iyileşmesini desteklemek ve tekrar yaralanmasını önlemek için bacak ve uyluk kaslarının güçlendirilmesi, kısalan kasların ise gerilmesi gerekir. Bu nedenle merkezimizde güçlendirme ve germe egzersizlerini tedavi programlarımıza ekliyoruz.
  • Fizik Tedavi ajanları: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında şiddetli ağrı görülmektedir. Ağrıyı azaltmak için fizik tedavi ajanlarından yaralanmaktayız
  • Denge egzersizleri: Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında dizin mekaniğinin zarar görmesi sebebiyle denge kaybı görülebilir. Bu nedenle tedavi programına denge ve koordinasyon egzersizleri de eklenmelidir.
  • Elektroterapi: Ağrı ve güçsüzlük gibi semptomların azaltılması için TENS ve NMES gibi elektroterapi yöntemlerinden yararlanılabilir.
  • Propriyosepsiyon çalışmaları: Uzaydaki konumumuzu algılayan hissimiz olarak bilinen propriyosepsiyon yaralanmalar sonucunda bozulur. Bu nedenle tedavi devam ederken propriyosepsiyon duyusunu da geliştirmek gerekir.
  • Alternatif tedavi yöntemleri: Masaj, kuru iğneleme gibi yöntemler alternatif tedaviler olarak ağrı ve iyileşme sürecinin yönetiminde kullanılabilir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları : Cerrahi Tedaviler

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları sonrasında bazı durumlarda cerrahi seçenek düşünülebilir. Özellikle kopuk gibi durumlarda cerrahi gerektiren bu yaralanmalar ameliyat sonrasında ciddi bir bakım gerektirerek tekrar açı kazandırılmaya çalışılır.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Önlenebilir mi ?

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları ani gelişen yaralanmalardır. Ancak bu yaralanmalar risklerden uzak durarak, iyi ısınma ve aktif egzersizlerle korunabilir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Tedavisinde Teknolojik Gelişmeler

Birçok teknolojik aletin yanında, Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları tedavilerinde cerrahi artık tamamen açık cerrahi olmak zorunda değildir. Artroskopik yöntemlerle de tanı ve tedavi uygulanabilmektedir.

Merkezimizin Farkı

Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak yıllardır Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları gibi ortopedik vakaların tedavisinde öncü merkezlerden biri olarak hizmet vermekteyiz. Her hastanın yaralanma süreci, tedavisi ve vücut anatomisi farklıdır. Bu nedenle her hastanın bireysel olarak değerlendirmesini yapıyor ve onlara özel tedavi programları çiziyoruz. Uzman fizyoterapistlerimiz ve hekimlerimizle sizler ve sevdikleriniz için buradayız!

Bize ulaşın!

Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları tedavisinde uzman ekibimizle hizmetinizdeyiz. Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları hakkında bilgi ve randevu işlemleri için web sitemiz ya da telefon numaramız üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!

SIKÇA SORULAN SORULAR

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları kadınlarda neden daha sık görülür ?

Nedeni tam bilinmemekle birlikte östrojen seviyesinin etkili olduğu düşünülmektedir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Tedavi Nasıl Yapılır?

Cerrahi tedavinin yanında, cerrahisiz fizik tedavi de etkili olmaktadır.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Ne Kadar Sürede İyileşir ?

Bu hastadan hastaya değişmekte olup, kesin bir süre verilememektedir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları  sonrası hastalar yürüyebilir mi?

Evet, tedavi sonrasında hastalar eskisi gibi rahatça yürüyebilir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları ağrısı nerede olur ?

Dizin ön kısmında ciddi ağrı hissedilebilir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Ödem Olur mu ?

Evet, yaralanma sonucu şişlik görülebilir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında Ne Zaman Cerrahi Gerekir ?

Özellikle kopma durumlarında cerrahi önerilmektedir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmalarında ağrı olur mu ?

Evet, diz önünde ağrı hissedilir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları her zaman ciddi midir ?

Hayır, sadece bağda minimal hasar da olabilir.

-Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları Kendiliğinden Geçer mi?

Kopma olmadığı durumlarda dinlenme ve konservatif tedavilerle tedavi sağlanabilir.

-Profesyonel sporcularda ön çapraz bağ yaralanmalarını önlemek için ne yapılmalı

Doğru ısınma ve düzenli egzersiz Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları riskini azaltacaktır. Ayrıca sporcuların düzenli olarak değerlendirilmesi ve önleyici önlemlerin alınması önemlidir.

-Ön çapraz bağ yaralanmasına karşı koruyucu ekipman kullanılır mı ?

Evet, kinezyobantlar, dizlikler yaralanmalara karşı kullanılabilir.

Shin Splint 

04735cc9f707926d581c26080ac07b36 Shin Splint 

Shin Splint, genelde genç sporcularda sıklıkla görülen ve kaval kemiğinin ön kısmında ağrı ile kendini belli eden bir ortopedik sorundur. Peki nedir bu Shin Splint ? Belirtileri nelerdir ?

Shin Splint nedir?

Shin Splint, tibianın (kaval kemiği) ön kısmında hissedilen ağrı ve hassasiyet ile karakterize edilen bir rahatsızlıktır. Bu durum genellikle aşırı kullanımdan kaynaklanır ve sporcular, özellikle koşucular, dansçılar ve yoğun antrenman yapan bireyler arasında yaygındır. Shin Splint, tibia üzerindeki kas, tendon ve kemik dokularının iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. 

Shin Splint’in belirtileri nelerdir? 

Shin Splint’in en yaygın belirtisi, kaval kemiğinin ön kısmında hissedilen keskin veya donuk ağrıdır. Bu ağrı genellikle egzersiz sırasında veya sonrasında başlar ve istirahat ile azalabilir. Ancak, durum ilerledikçe ağrı kalıcı hale gelebilir ve günlük aktiviteleri bile zorlaştırabilir. Bazı kişilerde şişlik ve hassasiyet de görülebilir. 

Shin Splint’in nedenleri nelerdir ?

Shin Splints genellikle aşağıdaki nedenlerden dolayı gelişir: 

  • Aşırı veya yanlış antrenman programları (antrenman yoğunluğunu aniden artırmak)
  • Yetersiz ısınma veya soğuma
  • Düz veya sert yüzeylerde uzun süre koşmak
  • Yanlış ayakkabı kullanımı veya destek yetersizliği
  • Kas dengesizlikleri ve zayıf bacak kasları
  • Düz tabanlık veya pronasyon gibi ayak yapısı problemleri

Shin Splint nasıl tedavi edilir? 


Shin Splints tedavisi genellikle aşağıdaki yöntemleri içerir:

  • İstirahat: Etkilenen bölgeyi dinlendirmek, ağrının azalmasına ve dokuların iyileşmesine yardımcı olabilir.
  • Buz uygulaması: Günde birkaç kez 15-20 dakika boyunca buz uygulamak iltihabı ve ağrıyı azaltabilir.
  • Anti-enflamatuar ilaçlar: İbuprofen veya naproksen gibi reçetesiz satılan anti- enflamatuar ilaçlar ağrıyı ve iltihabı azaltabilir.
  • Ayakkabı değişikliği: Doğru destek sağlayan ve şok emici özelliklere sahip uygun ayakkabılar giymek önemlidir.
  • Egzersiz ve esneme: Hafif germe egzersizleri ve baldır kaslarını güçlendirmeye yönelik egzersizler shin splints’in önlenmesine yardımcı olabilir.

Shin Splint nasıl önlenebilir? 


Shin Splints’in önlenmesi için bazı ipuçları şunlardır:

  • Antrenman programlarını yavaş yavaş artırın ve vücudunuzu dinleyin.
  • Koşu veya antrenman yüzeylerini değiştirin; sert yüzeylerde uzun süre koşmaktan
    kaçının.
  • Doğru ayakkabıları seçin ve düzenli olarak değiştirin.
  • Isınma ve soğuma egzersizlerini ihmal etmeyin.
  • Bacak kaslarını güçlendirmek ve esnekliği artırmak için düzenli olarak egzersiz yapın.
    Shin Splint, tedavi edilmezse kronik hale gelebilecek bir rahatsızlıktır. Ancak, doğru tanı ve tedavi yöntemleri ile bu durumun üstesinden gelmek mümkündür. Fizyoterapi, Shin Splint tedavisinde oldukça etkili bir rol oynar ve kişinin normal aktivitelere daha hızlı dönmesine yardımcı olabilir. Eğer belirtileriniz varsa, bir sağlık uzmanına danışmanız önemlidir.

Shin Splint Tedavisinde Güncel Fizyoterapi Yöntemleri Nelerdir? 


Shin Splint, tibia (kaval kemiği) çevresindeki kasların ve tendonların iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir yaralanma türüdür. Bu durum genellikle aşırı kullanım, yanlış antrenman teknikleri veya uygun olmayan ayakkabı kullanımı nedeniyle ortaya çıkar. Fizyoterapi, Shin Splint tedavisinde büyük bir rol oynar ve hastaların hızlı ve güvenli bir şekilde iyileşmesine yardımcı olur. Son yıllarda, Shin Splint tedavisinde kullanılan fizyoterapi yöntemleri, teknoloji ve bilimsel araştırmalarla birlikte gelişmiştir. İşte Shin Splint için güncel fizyoterapi yaklaşımları:

Kinezyolojik Bantlama (Kinesio Taping):
Kinezyolojik bantlama, Shin Splint tedavisinde ağrıyı hafifletmek ve kasların desteklenmesini sağlamak için kullanılır. Bu bantlar, cilt üzerine belirli bir gerginlikte yapıştırılarak, kasların ve eklemlerin doğru hizalanmasını destekler ve iltihabı azaltır. Ayrıca, kan akışını artırarak iyileşme sürecini hızlandırabilir. Bu teknik, ağrıyı azaltmak ve hareketliliği artırmak için etkili bir yöntemdir.

Doku Mobilizasyonu ve Yumuşak Doku Manipülasyonu:
Yumuşak doku mobilizasyonu ve masaj tekniklerini kullanarak kas spazmlarını azaltabilir ve kan dolaşımını artırabilir. Bu yöntemler, kasların ve bağ dokusunun esnekliğini artırarak ağrının azalmasına ve iyileşme sürecinin hızlanmasına yardımcı olur. Ayrıca, foam roller (köpük silindir) kullanımı gibi kendi kendine mobilizasyon teknikleri de önerilebilir.

Egzersiz Tabanlı Rehabilitasyon:
Egzersiz programları, Shin Splint tedavisinin temel taşlarından biridir. Fizyoterapistler, her hastanın özel ihtiyaçlarına göre bir egzersiz programı hazırlar. Bu program genellikle şu tür egzersizleri içerir:

Denge ve Propriyoseptif Egzersizler: Ayak bileği ve bacak kaslarını güçlendirerek, dengenin ve stabilitenin geliştirilmesine yardımcı olur. 

  • Egzantrik Kas Güçlendirme Egzersizleri: Özellikle tibialis anterior ve tibialis posterior kaslarını hedefleyen egzersizler, Shin Splint’in ana nedenlerinden biri olan kas dengesizliklerini gidermeye yardımcı olur.
  • Esneklik ve Germe Egzersizleri: Baldır kaslarını, hamstringleri ve ayak bileği kaslarını hedef alan esneklik ve germe egzersizleri, kasların gevşemesini ve kas-iskelet sisteminin uyumunu sağlar.
    Elektroterapi Destekli Yöntemler:
    Modern fizyoterapi teknikleri arasında yer alan ve giderek popülerleşen bazı teknolojik yaklaşımlar:
  • Lazer Terapi: Düşük seviye lazer terapisi (LLLT), hücre metabolizmasını artırarak iltihabı azaltır ve ağrı kesici etki sağlar. Lazer terapi, Shin Splint tedavisinde kullanılabilen, minimal invaziv bir yöntemdir.

  • Kuru İğneleme (Dry Needling): Kasların tetik noktalarına ince iğneler batırarak
    yapılan bu yöntem, kas spazmlarını ve ağrıyı azaltabilir. Kuru iğneleme, Shin Splint’in tedavisinde, özellikle kas gerginliğinin yüksek olduğu durumlarda etkili olabilir.
    Manuel Terapi Teknikleri:
    Manuel terapi, fizyoterapistin ellerini kullanarak gerçekleştirdiği tedavi yöntemlerini kapsar. Shin Splint için kullanılan manuel terapi teknikleri şunlardır:
  • Eklem Mobilizasyonu: Alt bacak ve ayak bileği eklemlerinde hareket aralığını artırmak ve doğru hizalamayı sağlamak için kullanılır.
  • Kas Enerji Teknikleri (MET): Kasları aktif olarak kullanarak, kas-iskelet sisteminde denge ve hizalamayı sağlamaya çalışır.
  • Yumuşak Doku Manipülasyonu: Kaslardaki gerilimi ve bağ dokusundaki yapışıklıkları azaltmak için kullanılır.
    Fonksiyonel ve İleri Rehabilitasyon Programları:
    Shin Splint’in tekrarlamasını önlemek ve bireyin normal aktivitelere güvenle dönmesini sağlamak amacıyla, fizyoterapistler fonksiyonel rehabilitasyon programları uygular. Bu programlar:
  • Biomekanik Analizler: Koşu veya yürüme analizi yaparak, hatalı hareket kalıplarını tespit eder ve düzeltici egzersizler sunar.
  • Yüksek Yoğunluklu Interval Antrenmanlar (HIIT): Spesifik spor aktivitelerine yönelik dayanıklılığı artırmak için kullanılır.
  • Nöromüsküler Eğitim: Kasların ve sinirlerin birlikte çalışmasını geliştirmek için kullanılan egzersizler, Shin Splint’in tekrarlamasını önlemede kritik bir rol oynar.

Merkezimizin Shin Splint Tedavisinde Farkı

Shin Splint, genç sporcularda sıklıkla rastlanılan bir ortopedik problemdir. Ağrı gibi belirtilerle sporcunun motivasyonunu da düşüren Shin Splint detaylı bir ortopedik değerlendirme ve tedavi ister. Bu nedenle merkezimizin deneyimli ve uzman fizyoterapistleri ile Shin Sprint tedavisinde sizler ve sevdiklerinizin yanınızdayız.

SIKÇA SORULAN SORULAR

-Shin Splint tedavisinde eğitimin önemi nedir ?

Eğitim ve Önleyici Stratejiler;

Hastaların Shin Splint’i anlaması ve önlenmesi için eğitim verilmesi önemlidir. Fizyoterapistler, uygun koşu teknikleri, doğru ayakkabı seçimi, antrenman programlarının düzenlenmesi ve dinlenme gerekliliği gibi konularda hastaları bilgilendirir. 

-Shin Splint nedir ve nasıl tedavi edilir ?

Shin Splint tedavisinde güncel fizyoterapi yaklaşımları, multidisipliner bir yaklaşımı içerir ve her bireyin ihtiyaçlarına göre özelleştirilir. Fiziksel aktiviteye dönüş sürecinde sabırlı ve dikkatli olmak önemlidir. Fizyoterapi, Shin Splint’in tedavisinde ağrıyı azaltmak, iyileşme sürecini hızlandırmak ve tekrarını önlemek için etkili bir yol sunar. Eğer Shin Splint belirtileriniz varsa, bir fizyoterapistle görüşerek kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturulması önerilir. 

Bize Ulaşın!

Shin Splint ve ortopedik rehabilitasyon hakkında bilgi almak veya randevu oluşturmak için telefon numaramız ya da web sitemiz üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD)

6aac15f4 4f15 4205 9434 b416bbe842c0 Duchenne Musküler Distrofisi (DMD)

Pediatrik ve Nörolojik hastalıklar arasında adı duyulan, oldukça ciddi ilerleyen ve çok erken yaşlarda başlayan Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), çok fazla sık görülmese de kişilerin ve yakınlarının yaşamını ciddi şekilde etkileyen bir kas hastalığıdır. Genetik bir hastalık olan Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), kaslarda zayıflama ve güçsüzlüğe yol açarak kişinin hayatını tehdit etmektedir. Peki nedir bu Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) ? Nasıl bir hastalıktır ? Bu yazımızda size Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığını tanıtacağız.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) nedir ?

Duchenne Musküler Distrofisi ya da kısa ve bilindik adıyla DMD, kişinin kaslarının ciddi şekilde azalması ve zayıflamasıyla karakterize genetik bir kas hastalığıdır. Genelde çok erken yaşlarda ortaya çıkan Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), özellikle erkek çocuklarda görülür ve X kromozomu ile aktartılan çekinik bir gen hastalığıdır. Distrofin proteininin mutasyona uğramasıyla ortaya çıkan Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığında, kasta yeterli protein üretimi sağlanamaz. Yetersiz protein sonucu kas yıkımı ve kas güçsüzlüğü görülür. Genelde çocuğun erken yaşlarında ortaya çıkar ve ilerleyici olarak devam eder.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığında kas yıkımı ne yazık ki sadece kol, bacak gibi uzuvlarda görülmez. Kalp kası, yutma ve solunum kasları gibi hayati kaslar da yıkıma uğrar ve yenisi üretilemez. Bu nedenle çoklu organ yetmezlikleri görülerek kişinin hayatını tehdit eder.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) Neden Olur?

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) için kesin olarak bilinen bir risk faktörü olmasa da hastalığın genetik yatkınlıktan olabileceği düşünülmektedir. X kromozomu üzerinde taşınan Distrofinin mutasyonu sonucu ortaya çıkar ve genetik bir hastalıktır. Distrofinin mutasyonu nedeniyle kasta protein üretimi sağlanamaz ve kişi hızla kas kaybı yaşar.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), en belirgin olarak kaslarda güçsüzlük ve kas kütlesinde kayıplarla ortaya çıksa da birçok belirtisi bulunmaktadır:

  • Bacak kaslarında zayıflık: Kas kaybı nedeniyle özellikle bacak kaslarında zayıflık ve güçsüzlük görülür. Çocuğun alt arka bacak kaslarında şişkinlik görülür. Ancak bu kas değil, yağ birikimi sonucu oluşan yalancı bir kastır.
  • Kas kütlesi kaybı: Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığında en yaygın belirtidir, kas kütlesinde hızla azalma görülür.
  • Paytak yürüyüş ve ayağa kalkmada zorlanma: Çocuk genelde paytak yürüyüş yapar ve yerden kalkarken ellerinden güç alarak kalkmaya çalışır.
  • Denge kayıpları ve düşmeler: Çocukta kas kaybı ve güçsüzlüğe bağlı denge kayıpları ve buna bağlı sık düşme görülebilir
  • Basamak çıkmada zorlanma: Kas kaybına bağlı olarak basamak çıkmak oldukça zorludur
  • Çocukta yorgunluk, halsizlik görülmesi: Sadece kas yorgunluğu değil genel bir halsizlik de görülebilir
  • Öğrenme güçlüğü, geç konuşma gibi semptomlar da sıklıkla görülebilmektedir.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) Tanısı Nasıl Koyulur?

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) için tabii ki önce hastanın öyküsü ve aile geçmişi öğrenilir. Çocuğun detaylı bir şekilde fiziki muayenesi yapılır ve semptomlar göz önünde bulundurularak bazı testler yapılır. Kesin tanı için gen testleri yapılabilir.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) ve Tedavisi

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), kaslardaki protein üreten genin mutasyonu sonucu ortaya çıkan, protein üretiminin olmaması ve kas yıkımıyla karakterize ilerleyici bir gen hastalığıdır. Hastada kas kısalığı, kas güçsüzlüğü, atrofi (kas kaybı), kotraktür, denge ve fonksiyon kaybı belirtileri ortaya çıkarır ve hızlı ilerler. Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastaları için özellikle Fizik Tedavi büyük önem taşır ve çocuğun mümkün olan en uzun süre bağımsızlığı sağlanmaya çalışılır.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) ve Fizik Tedavi

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığında fizik tedavi önemli bir yere sahiptir ve kas yıkımının aktif olarak ilerlediği bu hastalıkta çocuğun günlük yaşamını kolaylaştırmak için uygulanmalıdır. Peki Fizik Tedavide Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastaları için neler yapılır ?

Egzersiz: Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığı, hastalarda zamanla kas kütlesinde ve işlevinde azalmaya yol açar. Hastalarda görülen bu hızlı kas kaybını önlemek amacıyla kuvvetlendirici ve fonksiyon kazandırıcı egzersizler uyguluyoruz.

Germe egzersizleri: Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalarında kaslarda kısalık sıklıkla görülen bir belirtidir. Bu nedenle bu çocuklarda sık sık kas germeleri yapılması gerekir. Kas germe ve esneklik çalışmalarını tedavi programlarımıza ekliyoruz.

Denge egzersizleri: Kas gücü ve kas kütlesi kaybı sonucu çocukta denge kaybı görülebilmektedir. Bu nedenle çocuğun denge ve koordinasyonunu geliştirici egzersizlere yer veriyoruz.

Bireyselleştirilmiş Tedavi Planları 

Ücretsiz tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi’mizde, her Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastasının ihtiyaçlarının farklı olduğunu ve her hastanın tedavi sürecinin farklı ilerlediğini biliyor ve bireysel tedavinin önemini vurguluyoruz. Tüm Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastaları için bireysel değerlendirmeler yapmakta ve değerlendirmeler sonucunda her hastamıza uzman fizyoterapistlerimiz tarafından özel tedavi programları çiziyoruz.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) ve Tamamlayıcı Tedaviler

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastaları için sadece fizik tedavi değil, aynı zamanda hastanın yakınlarının bu hastalık için detaylı şekilde bilgilendirilmesi de önemlidir.Bu nedenle Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak, Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalarımızın ve ailelerinin bilgilendirilmesinden sorumluyuz.

Bütüncül Yaklaşım

Vücudumuz bir bütün içinde çalışır ve her sistem özel olarak incelendiği kadar bütüncül de incelenmelidir. Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığının ciddiyetinin farkında olunmalı ve psikolojik etkileri de düşünülmelidir. Bu nedenle hastalarımıza sosyal ve psikolojik destek de sağlamanın önemini savunuyoruz.

Erken Müdahalenin Önemi

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığında, erken tanı ve müdahale ile hastalığını seyri yavaşlatılabilir, motor yetenekler olduğunca korunabilir ve hastanın günlük hayattaki bağımsızlığı daha uzun süre sağlanabilir. Hastalığın erken evlerinde başlanılan tedavi sayesinde hastalığın ileri evreleri daha kolay ve bağımsız geçebilir.

Merkezimiz ve Duchenne Musküler Distrofisi (DMD)

Ücretsiz fizik tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığının ciddiyetinin farkındayız. Ve her Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastasının farklı bir hastalık süreci olduğunu biliyoruz. Bu nedenle merkezimizde bireysel ve bütüncül tedaviyi savunuyor, her hastamızla özel olarak ilgileniyoruz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) önlenebilir mi?

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) ne yazık ki genetik ve ilerleyici bir kas hastalığıdır. Bu nedenle hastada kastaki protein üretimini engelleyerek kas yıkımına sebep olan Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), genetik bir hastalık olduğu için önlenemez.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) ilerler mi?

Kas yıkımına ve güçsüzlüğe sebep olan Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) zamanla ilerleyen bir kas hastalığıdır.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) iyileşir mi?

Hayır, ne yazık ki Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığı iyileşmez ve kesin bir tedavisi yoktur. Ancak semptomların hafifletilmesi ve çocuğun günlük yaşamdaki bağımsızlığını sağlamak amacıyla fizik tedavi uygulanabilir.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) kaç yaşında ortaya çıkar?

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) genelde erken çocukluk yaşlarında ortaya çıkan bir hastalıktır. Erkek çocuklarında daha sık görülen Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), genelde 2-5 yaş arası ortaya çıkar.

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastası çocuklar yürüyebilir mi?

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) kas yıkımına ve güçsüzlüğüne sebep olması nedeniyle zamanla çocukta yürüme bozukluğuna hatta yürüyememeye sebep olabilir.Bu nedenle çocuğun en erken süreçten itibaren fizik tedavi alması, çocuğun daha uzun süre bağımsızlığını koruyacaktır. 

Bize ulaşın!

Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), erken çocuklukta ortaya çıkan, kas yıkımına sebep olan genetik ve ilerleyici bir hastalıktır. Fizik Tedavi İstanbul Merkezimizde Duchenne Musküler Distrofisi (DMD)  tanısı almış hastalarımızın tedavilerini yakından takip ediyor ve tedavi süreçlerinde yanlarında oluyoruz.

Web sitemiz ya da telefon numaramız aracılığı ile bize ulaşabilir, Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi alabilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!

ANOKSİK BEYİN HASARI

article 20 things you probably didnt know about the human brain ANOKSİK BEYİN HASARI

Beynimiz vücudumuzdaki tüm olaylardan sorumlu ve vücudun yöneticisi olarak görev yapar. Çeşitli sebeplerle ise oksijensiz kaldığı durumlar oluşabilir. Beynin saniyelik oksijensiz kalması bile ciddi sonuçlara yol açabilen bir durumdur. Felç gibi çok ciddi sorunlara yol açan, kimi zaman ise kişinin hayatına sebep olan Anoksik Beyin Hasarı hakkında merak ettiğiniz soruları yanıtlıyoruz.

Anoksik Beyin Hasarı Nedir?

Anoksik Beyin Hasarı kısaca beynin oksijensiz kalma durumudur. Vücudumuzdaki her bir hücre gibi beyin hücreleri de oksijene ihtiyaç duyar. Bu oksijen akımının anlık olarak kesilmesi bile çok ciddi sonuçlara yol açmaktadır.

Genelde kalp krizi, boğulma, pıhtı atması, anestezi sırasında yaşanan problemler ile ortaya çıkan Anoksik Beyin Hasarı sonucunda beyin hücreleri oksijensiz kaldığı için ölebilir. Ve bu da vücuttaki görevlerini yerine getirememeyi beraberinde getirir.

Anoksik Beyin Hasarı ciddi bir durumdur ve acilen müdahale edilmesi gerekir. 

Anoksik Beyin Hasarı Neden olur?

Anoksik Beyin Hasarı beyin hücrelerinin oksijensiz kalması durumudur. Oksijensiz kalan beyin hücreleri hasar alır ya da ölür. Bu da vücuttaki fonksiyonların aksamasına ya da tamamen kaybına sebep olabilir. Anoksik Beyin Hasarı’na boğulma, anestezik yan etkiler, travmalar, pıhtı atması ya da beyin kanaması gibi sorunlar sebep olabilir.

Anoksik Beyin Hasarı ve Risk Faktörleri:

Anoksik Beyin Hasarı beyin hücrelerinin oksijensiz kalması sonucu ortaya çıkan tablodur. Bu tablonun ortaya çıkmasındaki risk faktörlerini sizler için sıralıyoruz:

Kalp Krizi: Kalp krizi sonucunda kalp durursa ya da dolaşım problemleri yaşanırsa beyin hücrelerinin oksijensiz kalmasına sebep olabilir.

Boğulma: Boğulma, nefessiz kalma gibi durumlarda oksijen beyin hücrelerine ulaşamaz ve Anoksik Beyin Hasarına sebep olabilir.

Beyin Kanaması: Beyin kanaması sonucunda kanama nedeniyle beyin hücrelerine oksijen ulaşamaz ve Anoksik Beyin Hasarına sebep olabilir

Pıhtı Atma: Pıhtı atması sonucu kan damarları tıkanabilir ve beyin hücrelerine oksijen ulaşamaz

Zehirlenme: zehirlenme sonucunda vücudun oksijen oranı düşebilir ya da beyin hücrelerine oksijen ulaşamayabilir

Anestezik sorunlar: Anestezi komplikasyonlarından biri de oksijensiz kalmadır ve Anoksik Beyin Hasarına sebep olabilir

Solunum problemleri: Solunum sorunları sebebiyle beyin hücreleri oksijensiz kalabilir.

Anoksik Beyin Hasarı Belirtileri Nelerdir?

Anoksik Beyin Hasarında ana belirtiler genelde beyin fonksiyonlarında gariplikler görülmesidir. Etkilen bölgeye göre bu belirtiler farklılık göstermektedir. Bu anormal belirtileri şöyle sıralayabiliriz:

Hafıza problemleri : Bazı kişilerde etkilenen bölgeye göre hafıza kaybı ya da unutkanlıklar görülebilir.

Bilinç bulanıklığı ya da bilinç kaybı : Bilinçte kayıp veya bulanıklık görülebilir 

Kas güçsüzlüğü: Anoksik beyin Hasarı sonrasında kaslarda güçsüzlük ya da tamamen güç kaybı görülebilir

Felç: Etkilenen bölgeye bağlı olarak vücutta felç görülebilir

Konuşma bozuklukları: Konuşma merkezi etkilenirse kişide konuşma bozuklukları ortaya çıkabilir

Dikkat problemleri: Dikkat eksikliği ve odak sorunları yaşanabilir

Zihinsel bozukluklar: Kişinin zihinsel işlevlerinde sorunlar, algılayamama, çözüm üretememe gibi sorunlar ortaya çıkabilir

Psikolojik değişimler: Etkilenen bölgeye bağlı olarak bazı kişilerde öfke ve depresyon görülmüştür

Baş ağrısı: En temel belirtilerden biri olarak baş ağrısı görülebilir

Anoksik Beyin Hasarı : Tanı

Anoksik Beyin Hasarında tanı koyulurken belirtiler önem taşır. Hastanın öyküsü dinlenerek ve nörolojik muayenesi yapılarak tanı koyulabilir. Ancak kesin tanı için MRI, BT gibi görüntüleme yöntemleri kullanılmaktadır.

Anoksik Beyin Hasarı Sonrası Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Süreci

Anoksik Beyin Hasarı sonrası hastalarda hasarın derecesi ve konumuna bağlı olarak cerrahi müdahale gerekebilir. Cerrahi olsa da olmasa da hastaların büyük bir çoğunluğu Fizik Tedaviye ihtiyaç duyar.

Ücretsiz tedavinin adresi Fizik Tedavi İstanbul Merkezi olarak Anoksik Beyin Hasarı tedavisinde bireysel ve bütüncül tedaviyi savunuyoruz. Bu tedavi yöntemlerini şöyle sıralayabiliriz: 

Egzersiz Tedavisi: Anoksik Beyin Hasarı sonucu kas güçsüzlüğü ya da felç görülebilir. Bu nedenle tedavi programlarına kuvvet egzersizleri de eklenmelidir.

Fizik Tedavi Ajanları: Son teknoloji Fizik Tedavi cihazları ile semptomların hafifletilmesi ve iyileşme süreci için tedavi uygulamaktayız

Germe egzersizleri: Hareketsizliğe bağlı  olarak kısalan kaslarda germe ve esneklik egzersizleri uygulamaktayız

Elektroterapi: Tens ve NMES gibi akımlarla ağrı ve kas güçsüzlüğü için elektroterapi tedavileri uygulamaktayız

Denge Çalışmaları: Anoksik Beyin Hasarı sonrasında hastada denge problemleri görülebilir. Bu nedenle tedavi programına denge ve koordinasyon egzersizleri de eklenmelidir.

Sanal Gerçeklik: Sanal gerçeklik kullanılarak tedavi seansları daha eğlenceli bir hale getirilebilir ve denge ve koordinasyon daha kolay geliştirilebilir.

Ergoterapi: Anoksik Beyin Hasarı sonrasında ince motor beceriler ciddi anlamda etkilenebilir. Bu nedenle ergoterapi çalışmaları ile kaybedilen fonksiyonları tekrar kazandırılmaya çalışılır.

Anoksik Beyin Hasarında Cerrahi Tedaviler

Anoksik Beyin Hasarı sonucunda her zaman cerrahi gerekmese de kanama, pıhtı atması, zehirlenme gibi durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir. Ameliyat sonrasında ise hasta iyileşmek için Fizik Tedaviye ihtiyaç duyar.

Anoksik Beyin Hasarı Nasıl Önlenebilir?

Anoksik Beyin Hasarı genelde aniden gerçekleşen durumlar sonucunda ortaya çıkar. Bu nedenle önleme için pek bir şey yapılamayabilir. Ancak risk faktörlerinden uzak durmak sizi Anoksik Beyin Hasarından koruyabilir.

Anoksik Beyin Hasarı’nda Merkezimizin Farkı

Anoksik Beyin Hasarı ne yazık ki her yaşta ve cinsiyette görülebilen ciddi bir problemdir. Beynin oksijensiz kalması sonucu ortaya çıkan bu ciddi tabloda vücutta birçok fonksiyon etkilenebilir. Bu hasar her hastada farklı olacağından bireysel bir değerlendirme yapıyor ve her hastamıza özel programlar çiziyoruz. İyileşmek için Fizik Tedavi İstanbul Merkezi’mize güvenebilirsiniz.

Bize ulaşın!

Anoksik Beyin Hasarı’nda tedavi için geç kalmayın. Anoksik Beyin Hasarı ciddi problemlere yol açabilen bir durumdur ve acil tedavi gerektirir. Anoksik Beyin Hasarı ve tedavilerimiz hakkında bilgi almak için web sitemiz ya da telefon numaramız aracılığı ile bize ulaşabilir, randevu alabilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!

SIKÇA SORULAN SORULAR

-Anoksik Beyin Hasarı’nda her zaman cerrahi gerekir mi?

Hayır her zaman gerekmez. Hasara ve derecesine bağlı olarak eğer cerrahi müdahale gerektiren bir durum varsa hasta ameliyata alınır ve daha sonrasında fizik tedaviye yönlendirilir.

-Anoksik Beyin Hasarı Kendiliğinden Geçer mi?

Hayır ne yazık ki geçmez. Anoksik Beyin Hasarı sonrasında ciddi bir tedavi süreci gereklidir. Hasta kaybedilen fonksiyonlarını fizik tedavi ile tekrar kazanabilir.     

-Anoksik Beyin Hasarı’nda tedavi nasıldır?

Anoksik Beyin Hasarı’nda tedavi gerekli ise cerrahi ve sonrasında fizik tedavi ile yapılmaktadır. Dil-Konuşma Terapisi, Ergoterapi gibi branşlara da ihtiyaç duyulabilir.

-Anoksik Beyin Hasarı’nda hasta kaç ayda iyileşir?

Bu sorunun ne yazık ki net bir cevabı yoktur. Anoksik Beyin Hasarı’nda hasarın derecesine ve hastaya bağlı olarak bu süre kısalabilir ya da uzayabilir. Her hastanın tedavi süreci farklıdır.

-Anoksik Beyin Hasarı sonrası hastalar yürüyebilir mi?

Evet, Anoksik Beyin Hasarı’nda her hastada yürüme bozukluğu görülmez. Ve hastalar yürüyebilir.

-Anoksik Beyin Hasarı’nda ağrı olur mu?

Anoksik Beyin Hasarı’nda bazı hastalarda ağrı görülebilmektedir ancak bu hastadan hastaya değişmektedir.

-Anoksik Beyin Hasarı’nda felç görülür mü?

Evet Anoksik Beyin Hasarı’nda felç belirtilerden biridir. Hasarın yeri ve derecesine bağlı olarak bazı hastalarda felç görülebilmektedir.

-Anoksik Beyin Hasarı’nda egzersiz önemli midir ?

Anoksik Beyin Hasarı’nda eski kas kuvvetini ve dengeyi kazanmak için egzersizler tedavinin ana bileşenidir.

-Anoksik Beyin Hasarı ölümcül müdür?

Evet ne yazık ki bazı durumlarda beyin hücrelerinin oksijensiz kalması nedeniyle ölüm gerçekleşebilir.

-Anoksik Beyin Hasarı’nda konuşma bozulur mu ?

Evet, etkilenen bölgeye bağlı olarak Anoksik Beyin Hasarı sonrasında konuşma yetisinin kaybı veya konuşma bozukluğu görülebilir.

-Beyinde Anoksi oluşumu ne demektir ?

Anoksi, oksijen iletilememesi, oksijensiz kalma durumudur. Beyin hücrelerinin çeşitli sebeplerle oksijensiz kalması ise Beynin Anoksisi olarak adlandırılır.

-Anoksik Hasar ne anlama gelir ?

Anoksi oksijen yetersizliği veya oksijenin kesilmesi durumudur. Oksijen eksikliği sebebiyle oluşan hasar veya bırakılan hasar Anoksik Hasar anlamına gelir.

-Beynine oksijen gitmeyen hasta iyileşebilir mi ?

Evet, etkilenen bölge ve beyindeki hasara bağlı olarak etkilenen bölgelerin iyileşmesi ve kaybedilen fonksiyonları geri kazanımı mümkündür.